3 Ocak 2014 Cuma

cumaları -- 456.

türkiye'de, uzunca süredir, ne olacağını bırakalım; ne olduyu açıklamak zorlaşmaktadır. türkiye'de, uzunca süredir, geleneksel kavramlar da, yasallıklar da, anayasallık da zorlanmıştır. olmayacak anayasalar, varmış, olurmuş gibi oldubittiler ya da benim yazmadığım anayasa benim anayasam değildir keyfilikleri, yasasızlıkları ve yasadışılıkları; ne ararsan var.

bu olumsuzlukların gizledikleri de çok; güçsüzlükleri de çok. akp'nin siyasi yaşamı uzuyor ama, türkiye'nin geleceğinden de kopardıkları çok. şu anda, iki uçta sessizleşenler var: birileri, türkiye'de iyi bişey olmaz diye umutlarını yitirmiş görünüyorlar; öteki uçtakiler de, bunları biz seçmedik mi suskunluğunda içine kapanıklar. ortada da, horoz dövüşü sürüyor: gideceksiniz diye korkusuzca ortaya çıkanlarla; dimdik duruyoruz, yedirtmeyiz, yiyemezsiniz diye bayağılaşan bir tepki.

akp yanından yapılanlar, daha önce görmediklerimiz demeliyiz: dönüşü olmayan yolda, görünürde, bir direnç var. iki darbe yedik diyorlar. biz, iki darbeye karşı, direndik, sonunda yine olacağız yanılsamasındalar diyoruz. soru, gidecekleri gitmeyeceklerinden çok: gidip de gelebilirler midir? zaman içinde mi eriyecekler; yoksa, anlık çöküş, bitiş mi yaşanır? bilebildiğimiz yalındır: gidiş yolundadırlar.

akp'de, 1 haziran'dan bu yana demeyelim ama, 17 aralık'tan bu yana bir değişimi açıkça görmeliyiz: akp, son onbir yılda olmadığından seslidir. önce, birer birer, ikili üçlü eğreti toplanmışlar kaçış yolu buldu. bu duruma genellikle, onurlu kaçış diyoruz. ola ki, yarın da olabilecekleri bir liman arayışıdır. bunların değeri çok değildir; akp'den kopardıkları çok olur diye öngöremeyiz. bir de, içeriden, sesini yükseltmeye özenenler var: hukukun üstünlüğü gibi, yargının bağımsızlığı gibi, güçlerin ayrılığı gibi, tek adamlığa olmazlanlık gibi, çoktan evrenselleşmiş kavramların ardından kendini aklamaya uğraşma denemeleri var. bunların, hangisi görevlendirme gereği, hangileri bireysel sesini yükselterek partiye yön vermek yanlısı zaman içinde göreceğiz. bu kısık ve yetersiz seslenme, akp içinde tartışmaya varır mı? akp içinden örneği ve geçmişi olmadığından beklemenin ötesinde öngörü geliştiremiyoruz.

siyasi partilerde, iç işleyiş, uzunca süre baskılı ve açık tartışmadan uzak yaşanmışsa, ilk çıkanları elemek kolaydır. bir de, türkiye'nin siyasi partiler geleneğinde, her tartışma kopmaya vardığından; bu kez de, benzeri mi olur, ilk beklenti oluyor. türkiye'nin geleceğinde akp olur mu, nasıl akp olur bu tartışmanın açığa çıkması ya da bastırılma çabalarına göre belirecektir. akp'den eğretilerin ayrıldığıyla, ayrık otlarının ayıklanması süreci yaşanıyor; bunu görebiliyoruz, söyleyebiliriz. erdoğan'ın tüm çabası, tartışmayı durdurmaktan çok, biran önce ayıklamayı sağlayarak seçimlere gitmek oluyor. yarınki seçimlerden sonra, kopuşları, yükselen sesleri kısmak daha zor olur. erdoğan'ın anlaşılmaz görünen, tek başına, tek yanlı sesini yükseltmesinin akp dışı karşıtlarından çok; olası, akp içi karşı seslere yönelik olduğunu düşünmek zorundayız.

akp neden zor durumda? şöyle de sorabiliriz: 2007'de sarsılmayan akp; nasıl oldu da, tek başına dorukta kaldığı anda düşüşe geçti? tarihin nasıl yazılacağını herbirimiz ayrı öngörebiliriz ama, dışişlerindeki, türkiye'nin içine anlatamadıklarıyla, türkiye'nin bağlantıda olduklarını yanıltıcı, olmayacak, gücünden büyük oldubittileri başarırım körlüğünün etkileri olduğunu düşünmeliyiz.

abd'nin akp önderliğindeki türkiye'den ilk beklentisi ırak idi. orada, dışarıda değişik, içeride değişik davranmadan az zararlı çıktılar. oysa, türkiye'nin yitirdikleri çok oldu. ırak'ın birliği ve birlikteliği akp'yle bozulmadı; özal'la kolaylaşmıştı. erdoğan'la, akp'yle, ırak'ın abd saldırısıyla yaşadıklarından yitirdikleri, türkiye için de yıkım sayılmalıdır.

tsk'ye yapılan iç saldırıların sorumsuzluğunda, akp'nin yanında buldukları ortada yaşandı. abd, tnusu'ta, libya'da, mısır'da bulduğu desteği, suriye'de de bulacağını bekledi ve ırak'ta, zorla da olsa akp'nin özürlü konumunu sorgulamayı gündeme taşımadı. abd/ab'nin, suriye'de, türkiye'den beklediği açıktı: türkiye suriye'de ilerleyecek ve sonucu da sonradan ve ardından gelenler belirleyecek. akp bunu hem yapamadı; hem de türkiye'de bunu yapmaya destek bulamadı. o zaman da, akp'nin abd/ab olarak desteklenmesi gereği boşlukta kaldı. sonuçta, kendi halkını bombalayan esat yönetimi hem suriye'yi paramparça etti; hem de, türkiye'de erdoğan-davutoğlu önderliği dayanaksız kaldı. erdoğan-davutoğlu, güçlerinden büyük oynamaya kalktılar ve bitişlerini hızlandırdılar. türkiye de uçurumun kıyısında kaldı. suriye'de yaşananların, öyle cenevre-2'yle çözülebilir olmadığını düşünebiliyoruz.

akp'ye birinci darbe suriye idiyse, ikinci darbe dedikleri de iran-ırak üstünden geldi. davutoğlu'nun "stratejik derinlik" diye öngördüğü ve açıkça yazdığı/söylediği; türkiye cumhuriyeti'nin koruyucu, sürdürücü "yurtta ve cihanda barış" amacı öyle yabana atılır değilmiş. davutoğlu ve erdoğan ikilisi akp'yi iktidar eden değildi ama, iktidarın yanlış yönlendirmesinde de başarısız kaldılar diyebiliriz.

bundan sonrası zorludur. akp sonrası ara geçiş mi olur; geçici yönetimle mi yaşanır? bilemeyiz ama, onbir yıldır demokrasinin olanaklarıyla demokrasiyi gerileten akp'nin sonlanacağını görebiliyoruz. bu noktada en büyük belirsizlik: halkın oylaması ve seçmesi olacaktır. akp'de yığılmış halk katmanlarının kolayca çözülmeyeceğine hazırlıklı olmalıyız. o noktada, suçlu olarak, akp'den kopamayanları görme hastalığı akp'ye geçici güç verir mi? akp dışı arayışlar da, yeniden, nasıl yönlenir? akp'den seçmenlerin kopmasına sabır gösterecek akp karşıtları olmadığı açık gerçekliktir. belirleyici olan da, bu çelişkinin nasıl sonuçlanacağıdır? akp'den kopan yığınların oluşumuyla, akp'den kopmayanlara gösterilecek sabırsız hoşgörüsüzlükler belirleyiciliği nasıl yaşanır? bundan sonrası zorludur demek budur.

abd'de, 2013 pazar göstergeleri, 2008 sonrasında eniyi noktalardadır. 2008'e geri dönülmesi yeterli midir, sürdürülebilir mi? tartışmalıdır. abd'de, 2008'den çok öncelerinden, kırk yılı aşkındır, pazar duraklamalarından, pazarın yeniden canlandırılmasından bağımsız gelişen, gelir dağılımındaki eşitsizlik durmaksızın artmaktadır. yüksek gelir düzeyinde yoğunlaşan küçük bir azınlıkla, alt gelir kümelerinde çoğalan değişmezlik, bugünün parlak göstergelerini gölgeliyor. abd'de 2014 iki beklentiyle başlıyor: ırak sonrasında, afganistan'da da sokaklardan tümden çekilecek abd gücünün getirisiyle, ara seçimlerin getirecekleri ne olabilir?

3 ocak 2014, college station, texas.