türkiye'de yaşananlar seçimlere yönelik anlamlandırılıyor. küreselde ise her yaşanan suriye ve iran açmazlıklarıyla eşlendiriliyor.
gelen iki günde diyarbakır'da yaşanacak bir toplantı hazırlığı erdoğan'ın, akp'nin seçimlere yönelik bir adımı sayılıyor. oysa, türkiye cumhuriyeti'nin kurtuluşçu ve kurucu felsefesine inananlarla, cumhuriyet geleneklerine bağlılıklarını sürdürmekte kararlı olanlar için erdoğan ile barzani arasındaki yakınlık üzünç, kuşku konusu olarak yaşanıyor. benzeri biçimde, yıllardır barzani'ye yakınlıkları, erbil'de oluşan yönetime dayanakları, tbmm'den üstte ve güvenli olanlar da üzünçle karşılamasa da kırgınlıkla ve kuşkuyla bekliyor.
bilinmeyen şudur: akp seçmen çoğunluğu tüm bunları nasıl değerlendiriyor? orta yerde, akp'yi sorgulayanlar akp seçmenleri, akp destekçileri değil. bu duruma göre, akp'ye karşıtlıkları kızgınlıktan öfkeye yükselenlerin tepkilerinden akp seçmenleri etkilenmez kuşkuculuğunda olanlar bir yanda; akp'de yansıması olacaktır diye beklentide olanlar karşı yandadır. erdoğan ve akp, türkiye'nin kurtuluşçu ve kuruluş felsefesini yoksayıcı bu tür ilişkilerde ne denli içtenliklidir? şöyle de sorabilirdik: erdoğan ve akp, gerçekten, türkiye cumhuriyeti'nde niteliksel bir değişimin kararlı uygulayacısı mıdır? erdoğan, bir yandan, durmaksızın, her dönemeçte: "tek devlet, tek bayrak, tek dil, tek ulus" derken yanıltıcı mıydı?
erdoğan'ın inancındaki içtenliği değerlendirmek akp karşıtlarının görevi değildir. akp karşıtları için erdoğan'ın tüm söyledikleri iktidar olmak için, iktidarı sürdürmek içindir. erdoğan için seçimler de iktidarın tek aracı ve belirleyicisi sayılıyor. erdoğan, iktidar olduğu sürece, her adımı atabilir; istediği anda da dönüşünü yapabilir sanıyor. erdoğan için akp seçmeni değişken değil, değişmez sanılıyor. o zaman soru şu oluyor: erdoğan gerçekten istediği adımı atabilir; yeri geldiğinde adımlarından geriye dönebilir mi? şöyle de sorgulayabiliriz: akp seçmenleri, gerçekten değişmez midir?
türkiye'de seçmenin katılımına değin türkiye'de bu kuşkulu gerilim süregidecektir. erdoğan dönüşlerinde başarısız olduğunda mı ya da dönüşe zaman bulamadığında mı tükenecektir?
akp, bir süredir, "açılım" adlandırmasıyla bir arayıştadır. cumhuriyet gelenekleriyle, her siyaseti uzlaşmaz ve cumhuriyet geleneklerini yokedici olmak olarak yaşanmış erdoğan, cumhuriyet'e son darbesine mi gidiyor? yoksa, erdoğan, sonunda, çıkmaza yöneldiğinin bilincine erişebilir mi? erdoğan'da öyle bir bilinç değişimi bitirici olur.
yakın zamanlarda türkiye dışında iki önemli deneyim yaşandı: birincisi sovyetler birliği'nde yaşanan gorbaçov örneğidir. gorbaçov da "açılım"la yetmiş yıllık geleneğin yıkımını iyileştirme adına yaptı. evet, değişik toplumlarda yaşanan deneyimler aktarılamaz ve yinelenemez. yine de, gorbaçov örneğindeki benzerlikleri yoksayamayız. sovyetler birliği'nde özlenen değişimlere önderlik ettiğini sanan gorbaçov, sovyet rusya'dan çok, çevre ülkelerden çok, sovyet karşıtlarının yararına desteğini kazanmıştı. gorbaçov, yenileştirme, iyileştirme derken önderlik ettiği yapının sonunu getirmişti. sonrasında da, toplumundan yüzde biri bulan bir desteği yoktu. ikinci örnek de, çin halk cumhuriyeti'nde yaşandı: deng şaopeng de kararlı ve tartışmasız biçimde çin'de değişimin gerçeklenmesinin güçlü aracı oldu. çin örneğinde değişim anlık yıkım yerine, evrim olarak uzun süreli yaşandı. sonuçta, deng şaopeng çin toplumunda saygınlığını ve desteğini koruyarak öncülük ederken, gorbaçov toplumundan kopuk dış güçlerin desteğini önemsedi.
gorbaçov örneğinde de, deng şaopeng örneğinde de yanıltıcı etmen şudur: iki siyasi de, demokrasiye dayanmayan toplumsallıkların deneyimlerinin öncüleriydi. oysa, türkiye'de demokrasi geleneği ve açık seçimler belirleyicidir.
erdoğan, inanmadığı değişimlere öncülük ederek iktidarını demokraside koruyabilir mi?
erdoğan içn şöyle bir açmaz var: erdoğan, demokrasiyle kısıtlıdır. erdoğan, kişisel davranışlarıyla, akp olarak yaşanan siyasilik olarak demokrasi olanaklarıyla varoldular, yaşadılar. erdoğan'ın siyasiliği türkiye'de demokrasiyi ilerletici olmadı; daha da ötesi demokrasiyi yoksayıcı oldu; burası açık ama, seçimleri yoksayıcı olamaz. türkiye'de seçimlerin erdoğan'dan yana yaşanacağını öngörebiliriz ama, yaşanmayacağını da düşünmek zorundayız. türkiye'de değişim seçimlerle mi yaşanacak; yoksa seçimlerden sonra mı yaşanacak? erdoğan için seçim sonuçları erdoğan'ın beklemediği sonuca vardığında erdoğan'ın seçimleri yoksayıcı gücü yoktur. türkiye'de seçimler, erdoğan iktidarını geriletmediğinde erdoğan'a direnişin gelişeceğinin tüm verileri ortadadır.
seçimler erdoğan'ı güçlendirici olmayacaktır. türkiye'de demokrasi geleneği de, cumhuriyet gelenekleriyle eşdeğerde güçlüdür. türkiye demokrasiden de, cumhuriyetten de geriye dönüşü olmayan noktadadır. erdoğan'ın güçsüzlüğü de budur. demokrasilerde, demokrasi olanaklarıyla devrim yaşanmaz. erdoğan, demokrasi olanaklarıyla yaşamış bir siyasiliktir. demokrasi geleneği olmayan ülkelerin ve toplumların değişimlerindeki araçlar da, önderler de değişiktir.
erdoğan'ın, demokrasiden seçim çoğunluğu kazanmanın ötesinde demokrasiye inanmışlığı yoktur. türkiye'de demokrasi sürdüğü sürece erdoğan'ın cumhuriyet'in üstüne çıkması düşünülemez. erdoğan, türkiye'de demokrasiyi kısıtlayıcı olsa da, demokrasiyi yokedici olamaz.
akp seçmenleri, birgün erdoğan'ı demokraside sorgulayacaktır. erdoğan'ın açılımlarında dönüşe zamanı olmayacaktır.
20 kasım'da cenevre'de küreselin iran'la hesaplaşmasından suriye ve iran nasıl etkilenir? önce toplansınlar demeliyiz.
haftasonu diyarbakır'da yaşanacakların getirisi yoktur: erdoğan için de, akp için de, türkiye için de değişimi zorlayacak değildir; boşuna gösteri olarak yaşandığında daha açık değerlendireceğiz.
15 kasım 2013, college station, texas.