çin'de, tiananmen'de, geçtiğimiz günlerde bir saldırı yaşandı. 1989 haziranı'ndan bu yana görülmeyen, yaşanmamış bu olay bir gelişimin ilk izi midir; yoksa, gerisi yıllarca sonra ortaya çıkacak, gelip geçici sıradan bir tekillik midir? özellikle, 1989 günlerinden sonra vahşice yükselen çin'deki pazar düzeni'nin iki yanı olduğu biliniyor. bir yanda abd/ab'nin yaşam düzeyine yakın yaşayanlar, neredeyse, yüz milyonu bulmuş yeni servet görmüşlerle; öte yanda, kırlarda, bin yıl geriden kentlere taşamamış bir milyara yakın insan yığınağı. yine, yüz milyonu aşkın geliri yükselen kitleyle, onlara hizmet sağlayan, üretim yapan birkaç yüzmilyonluk kentlere yığılmışlık. çin'deki kıyasıya karşıtlıkların denetlenemezliği, yönlendirilemezliği konusunda bir yığın öngörülerle, yığınla beklentiler eksik olmuyor.
çin'de, kalkınmanın durdurulamazlığıyla duracağı konusunda gelgitte olan abd/ab iktisatçıları, siyasetbilimcileri, günlük izleyicileri, toplumbilimcilerinin geleceği bilmekte bir türlü başarılı olamamalarını bir kıyıda tutmak gerekiyor. otuz yılda olmayanın gelen on yıllarda da olmayacağının verisi diye almak yanlış olur. bir yığın konuda çin'e ilişkin gözlemler, öngörüler değişiklik gösterse de, iki öngörüde, neredeyse, ortaklık ve uzlaşım var: çin'de yükselen ve güçlenen ulusalcılığın etkililiğiyle; toplumun tüm işleyişinde önlenemeyen kirli yönetim uygulamaları. onca çabaya, onca uğraşa karşın rüşvetin, hırsızlığın, sahteciliğin yaygınlığı, bir anlamda, gündelik yaşamın eşitsizliklerine tepki ya da uyarlanma olarak yaşanıyor kirli toplum yönetim işleyişi. abd/ab uzmanlarının bu dönemeçten sonra duralayacaklar; böyle gitmez, şurada tekleyecekler demeleri sürse de: çin'de yaşanan yüzde onluk kalkınmayla, çin yuan'ının değerini küresel değerlerinin altında koruma kararlılığı da sürüyor ve çin'de büyüme, son otuz yıla göre, yıllık yüzde onun altında da olsa, yüksek ve artı olarak sürüyor. ne güne değin sorusu ise, abd/ab düşünme yöntemleriyle yanıtsız kalıyor. çin'de yaşanan nice sorunlara karşın, üretimden kopanlar, üretmeden tüketenler belirleyici değil. çin toplumu da, onca yüksek büyüme göstergelerine, onca toplumsal gerilimlere karşın, sorunlarının altında dağılma sürecinde değil.
küreselde, çin gibi, ab toplumları da değişik yöntemlerle, yeniden büyümede önemsiz artı göstergelere ulaşsalar da, üretim dışı nüfusun artışıyla, dışarıdan aldıkları göçleri içlerinde eritememenin geliştirdiği tepkilerle gerilimdeler. fransa'da da, italya'da da, almanya'da da, ispanya'da da, küçük yunanistan'la küçük portekiz'de de ikili üretim dışı nüfusun artmasının geliştirdiği yeni tepkici siyasetler nereye varır bilinmiyor. bir yandan erkenden emekli olan nüfus artışı yaşanırken; bir yandan da genç nüfuslara yeni iş olanakları yeterince gelişmiyor. bu karşılıklı büyümeyi geriletici nüfus sorunlarının üstüne afrika'dan, asya'dan ab kentlerini bulanlar çoğalırken tepkicilikten öteye ya da bırakınız gelsinler, bırakınız yerleşsinler diyenlerin siyasetteki etkinlikleri zayıflıyor.
ortadoğu'daki açmazlar ise çözümsüzlüğünü sürdürüyor. kerkük'te, neredeyse, yirmi yıldır öngörülen referandum gerçeklenmiyor. son bir yıldır kaçıncı kez ertelendiğini katılımcılarının da unuttuğu kürt konferansı öteleniyor; bir ay sonrasına, iki üç ay ötesine günlemesine yaklaşıldığında, biri ötekini engelliyor ve gerçeklenmiyor. benzeri biçimde, cenevre'de ikinci toplantı: sürekli, olur mu, olmaz yükselişleriyle alçalışlarında gerçeklenmiyor. türkiye bağdat'tan uzaklaşmışken, bağdat'ı yoksayıcı iken yeniden bağdat'la arayışlar yaşanıyor. abd ise, yüzyıldır süregiden israil'in sürekliliğini çevresine dayatmada bukez başarıl olacağız yanıltmacasından, tahran'la otuz yılı aşkın kopukluğundan, israil'i yeniden yaşatıcılık çözümünde bukez de suudiler'le açmaza düşüyor. suudiler, hem iran'a karşı, hem de suriye'ye karşı abd'yle birlikteymiş gerçekliğinden değilmiş yanılsamasına tepkisi ne olabilir? petrolün suudiler'de olduğunca değilse de; iran'da da olabileceğinden öteye, beklenmedik biçimde, abd içi enerji kaynaklarının artmasının getirecekleriyle suudiler'den bağımsızlaşmanın çok öncelerinde miyiz sorgulaması sıradanlaşıyor.
kısaca, belirsizliklerin egemen belirleyiciliğinde, türkiye'nin yalıtılmış görünümünü değiştirecek yönetiminin eksikliğini hergün yaşıyoruz. dışarıdan kaçan yönetim, yüzde ellilik bir birliktelik ya da çoğunluk vurgusuyla türkiye'deki uzlaşmazlıkları karşıtlaştırmayı güç gösterisi olarak süreklileştirmekten uzak durmuyor. türkiye'nin önündeki üç seçim öncesindeki belirsizlikleri seçimlerin belirleyicisi olacaktır. türkiye'deki seçimlerin çevresindeki çözümsüzlüklere çözüm katkısı olacağından çok; çevresindeki belirsizliklerin çözümsüzlüklerinden etkileneceğini düşünmeliyiz.
1 kasım 2013, college station, texas.