suriye, şimdilik, çözülmeden, çözülmüş gibi geriye atıldı küreselde. oysa, yerelde, eli silahlı isyancılar, kıyasıya, yer ve yöre kapmaca oynarken, beşar esad'ın zulüm aygıtı daha güçlü silahlarla, "teröristlerle mücadele" diye ülkesini paramparça etmekten geri durmuyor. daha da acısı, dışarıdan özgürlük ve kurtuluş bekleyişindeki suriye çoğunluğu, isyancılarla zulmedenler arasında, ne o yana, ne bu yana bekleyişinde sessizliğini sürdürüyor. daha da kötüsü, beşar esad, utanmadan, yaşamında tek gün demokrasi görmemiş yönetim, küreselin her yayıncısının önünde, "demokrasi" değerlendirmeleri, yargıları söyleşilerinde. anlaşılmaz ve kabul edilemez biçimde, beşar esad'ın kendisini bırakalım, babasının da yaşamı boyunca yaşamadığı demokrasi konusunda, demokrasiyi tek yaşama biçimi bilmiş türkiye'ye küçümseyici dille erdoğan ve akp'den kurtulma yönlendirmesinden beklentilerini sorumsuzca açığa vuruyor. beşar esad, türkiye'de demokrasinin, ne erdoğan, ne de akp olmadığını bilmediğini bilebilecek çapı da, derinliği de olmadığının batağında, sayılı günlerinin uzamasını kazanım görüyor.
türkiye'nin suriye'den öteye ırak komşusunda da ne dışarıdan gelmiş demokrasi umut veriyor ne de saddam sonrası iç barış sürdürülebiliyor.
ırak ve suriye karmaşasından öteye, bir seçimle bahar olmaz, demokrasi belirleyici olmaz diyeceğimiz iran'da, arap baharı'na uymayan bir bekleyiş iyimserliği demeyelim ama, sessiz bekleyiş egemenliğini sürdürüyor. iran'da, haziran'da seçilmiş hasan ruhani, abd başkanı'na 1979'dan bu yana devletin en üst düzeyinden el uzatmasına, iran'da, şimdilik, küçük bir azınlık olmazlanacağının sesini yükseltirken; israil'in en tepedeki siyasetçileri abd'nin iran'ı nükleer güç olarak, 1979 devrimi'nin sürdürücüsü olarak değil de, nükleerden arındırılmış ve 1979'u geriye çevirme gereğiyle uzlaşmaya zorlamaya uğraşıyor.
sonuçta, ırak'ta da, suriye'de değişimler iran'la abd uzlaşımı sonucu mu olur ya da ırak'taki, suriye'deki değişmezlikler israil'i yerinde mi korur bir sonrasının beklentisidir. ırak'ta da, suriye'de de, iran'da da abd'nin bekledikleriyle israil'in beklentileri uyumlu mudur ya da uyumsuzluk nerede ortaya çıkar? ilk beklenti ikinci cenevre toplantısı'dır. abd, israil'in, suudiler'in, ürdün'ün, mısır'ın ve türkiyenin istekleri ve beklentileri doğrultusunda iran'ı, ırak'ı ve suriye'yi yatıştırıcı güçte olabilir mi? abd'nin rusya'yla ve çin'le uzlaşımı birbirini boğazlamak için elde silah zulüm uygulayanları nasıl silahsızlandırabilir?
oysa, abd, 2008'le açığa çıkan süreçte iç barışını korusa da, anayasal güçleri, tarihinde çok az yaşanmış bir ayrışmayla, toplumundan, anayasal güçlerine güveninin enaz inmiş düzeyinde bütçe yapamaz durumda. 2008'den bu yana geçici üçer aylık, altışar aylık ödemeler uzlaşımlarıyla yürüyor abd siyasallığı da, toplumsallığı da, pazarı da. abd'nin geleneksel demokratlar'la cumhuriyetçiler dengesinde kopukluk demokratlar'ı da, cumhuriyetçiler'i de zayıflatmış durumda. demokratlar'ın liberal kanadıyla, cumhuriyetçiler'de baş kaldırmış devleti küçültücü, abd'yi yalıtıcı kanatlarının baskıcılıkları demokrasinin uzlaşım geleneğini yokedici gelişiyor. abd iç barışını korumak uğruna içe dönerken, dışta, abd'nin barışçı çözümlere sarılması güçten çok güçsüzlük göstergesidir. abd'ye yaslanarak karşıtlarının yokolacağından beklentisiyle siyaset yapanların ortada yönsüz kalmalarını anlamak zor olmuyor.
abd iç siyasetinde uzlaşma mı cenevre toplantısı'nı getirir; yoksa, cenevre toplantısı'nın olmaması suriye'yi de, ırak'ı da bölük pörçük güçlere mi parçalar?
türkiye'nin çevresinde bunlar yaşanırken, türkiye'nin demokrasi geleneğinde, demokrasinin zayıflıklarıyla ortaya çıkmış akp örgütlülüğü tanzimat, ıslahat geleneğinde fermanlarla (ya da yeni deyişle "paket" ve "açılımlar"la) toplumun egemen gücünü, cumhuriyet'in kurtuluşçu kuruluşçu geleneklerini zayıflatmayı sürdürüyor. cumhuriyet'le uzlaşık olmayan güçler de yetmedi yetmez, bundan ötesi diye, akp'yle karşıtlaştıkları yanılsamasında yanılgılarından uzaklaşamıyorlar.
türkiye'de gelinen bu noktada, akp kendi içinden sorgulanma ve iç tartışma yaşamazken, tbmm'de temsili olan güçler de akp'ye göre biçimleniyor. mhp, akp'yle olmakla, chp'yle olabilirmiş gelgitlerinde varsayılıyor. akp, mhp tabanını kendine çekebilmeyi birincil hedefe dönüştürürken, chp'yi de bdp'ye yakınlaştırmayı amaçlıyor. mhp, bdp güçlerini birincil hedef seçerek akp'den, chp'den kopmalarla öne çıkma siyasetini birincil görüyor ve bdp'yi bir yandan akp'yle, bir yandan da chp'yle içiçe görmeye, göstermeye öncelikle vurgularını sürdürüyor. bdp, chp'ye yakınlaşmaktan ne denli uzak durmak gerekirse, akp'yi o denli kendi yararına açılımlara ve önünü açmalara yarar diye akp'den beklentilerinden kopamıyor. akp ise bdp'nin akp'ye gösterdiği zayıflığı sürekli yoksayarak bdp'yi chp'yle olmasından beklentisi olduğunu gizlemiyor. kısacası, chp bdp'yle olabilir mi, mhp'yle mi olabilir? akp, mhp'yl kendi yararına yanına çekebilir mi? yoksa, tbmm'deki dörtler'in tümü de bu arayışlarda dağılır, yeniden yeni oluşumlarda mı toplaşır? yoksa dördü de öteki üçünü suçlayıp kördüğümü süreklileştirirken çevrenin sorunları türkiye'de kargaşalarla yeni dayanaklar mı geliştirir?
4 ekim 2013, college station, texas.