20 Eylül 2013 Cuma

cumaları -- 441.

öç duygusu insana enaz yakışanıdır. öç alma ilkel insan davranışıdır. insanın ve toplumsallığın gelişmişliğinde önemli bir göstergedir öç alma davranışının eksilmesi. erdoğan'ın yılmadım, yılmayacağım gösterilerinin altında, öç alma tutkusunun, erdoğan'la kısıtlı olması, erdoğan'ı küçültücü yapardı ve daha az önemserdik. oysa, öç alma tutkusuyla, durmaksızın saldırı ve yıldırıcılıkta gerilemeyeceğim derken, kendi tabanından da uzaklaşıcı saldırıları, türkiye'ye zararlara neden olduğundan öteye, olacaklarına dur diyememenin çözümsüzlüğünde yürüyor türkiye. 

27 mayıs'tan bu yana gezi olaylarıyla yaşanan toplumsal kabarışta erdoğan'la karşıtlaşanları yıldırmaca yanılsamasıyla, gün geçmiyor ki, yeni bir soruşturma, yaygınlaştırılmış kovuşturma özlemi kamuya yansımasın. erdoğan'ın anladığı gibi kendisine kişisel düzeyde bir nefret ve korkusuzca saldırı var. erdoğan'ın ben bunu haketmedim saldırganlığı, kendisini, saldıranlardan uzaklaştırmaktan öteye, nefrete varan bir toplulaşma arayışında birleştireceğinden kuşkumuz olmasın. erdoğan'ın 31 mayıs saldırganlığından bu yana direnişinde, gerilemeyeceğim duruşu, dik durmayı simgelemiyor; dik duruş olmuyor. tek açıklaması var: yenileceğini anlamışlıkla, gücü varmışcasına öç alma davranışıdır o. siyasi olarak getirisi olmayan bu tür kişisellikler, kişileri bitirdiğinden öteye, topluma da zarar veriyor.

kısaca durup da, yalın biçimde, o sıradan soruyu sormak kolaydır: neden böyle davranıyor? açıklaması da zor olmasa gerek diye düşünmeliyiz. başlıca iki açıklayıcı nedeni var diyebiliriz: bulunduğu konuma yeterince ve gereğince hazır olmayan; o konuma, kendi gücünden çok, çevre koşullarının öyle oluşmasının getirdiği siyasi önderlik durumuyla; kendisinde ve gününde olmayan değişimleri olurmuş sanarak, oldubittiye getirmede aracı olurmuş desteğinde içtenliksiz ve yanıltıcı desteklerin açığa çıkmasıdır.

türkiye'de, özellikle 2006'yla birlikte, 2007'yle kabaran ve 12 eylül 2010'la 12 haziran 2011 süresince doruğa çıkmış yalan değişim/dönüşüm beklentisinin çöküşünün onca hızlı ve onca etkili ortada yaşanmışlığı erdoğan'ı olduğu gibi görmeyi görmeyenlere, görmek istemeyenlere de gösterdi. önceleri, erdoğan önemliydi diye yanılarak, yoksayma körlüğünde görülüyordu, erdoğan varsaydığınız siyasi kişilik değildir eleştirisini getirenler. sonraları, erdoğan iyi başlamıştı da, sonradan saçmalığını kalkan yapanlar, görenleri kör sayanlar oldu.

sonuçta, nasıl ki erdoğan dönemi süresince erdoğan'la hiç olmaması gerekenler birlikte yanılsaması yaşandıysa; şimdilerde de, erdoğan'a karşı olmakta birliktelikleri hiç düşünülmeyecekler birlikte yanılsaması yaşanıyor. iki yanılsama da adı üstünde yanılsamadır. erdoğan'la yanılanlar kendi yanılsamalarını topluma benimsetemediler dünde. bugünde, yarında da nasıl olur bu benzemezler biraradalar yanılsamasında başarılı olamayacaklardır. erdoğan'ın geçici birliktelikleri süreklileşemedi ama erdoğan'ın karşıtlarının geçici birliktelikleri dağılmayacaktır; dayanışma sıklaşacaktır. neden? erdoğan değişmeyen, değişmez kişiliğiyle tartışmasız uyumlu olanların dışında kalanlarla uzlaşım aramıyor; uzlaşım arayışlarına aracılık etme eğilimindekileri de yaşatmamaya kararlı görünüyor. "yedirtmeyiz" diye ortaya atılan ve "dik duracağız" diye yanıt bulan öç alma uğraşı kolay olmayabilir, uzunca da sürebilir ama, sonunda, erdoğan'a sevgiye varılmayacağını yaşayacağız.

demokrasilerde öç alma uğraşı kazandırıcı değildir. demokrasilerde gelişten de önemlisi gidişteki duruştur. erdoğan'ın gidişe yönelmiş duruşunda direncini, karşıtlarından önce ve çok, yakınında sandıkları kıracaktır. ardından da, karşıtlarının birlikteliği açıkta güç kazanacaktır.

erdoğan, iç siyasette olduğundan da çok, dış siyasette öç alma ilkelliğinden beklentisi var izlenimini yansıtıyor. iç siyasette öç alma zoryönetim ve zalimliğe dönüşürken; dışta, gereksiz ve kazanımı kalıcı olmayacak davranışları getiriyor. son anda, yalandan da olsa, yanıltıcı da olsa, savaşı geriletirmiş diye öngörülen, birleşmiş milletler'in araya girmesi beklenirken, suriye'ye haddini bildirmek diye siyaset mi olur?

rusya'nın abd'yle, suriye özelinde, cenevre'yi canlandırmak çabalarına, birleşmiş milletler'de arayışlarla ateşkes umutları yükseltildi. dün olası savaşa göre kazanımlarını arttırıcı kargaşacılar; şimdi de, olası barış görüşmelerinde kazanmış olma çabalarını ara vermeden sürdürüyorlar. suriye'de yıkım ve kıyım durmuyor. suriye düzeyinde olmasa da, ırak'ta bağdat ve çevresinde kanlı patlamalar aralıksız sürüyor.

bir yandan da, abd'de ve çok az da avrupa avro birliği'nde, 2008 sarsıntısı önlenmiş gibi piyasalarda "bahar" esintileri yaşanıyor. avrupa'da, bir yandan kamu destekli pazar düzenlemecileriyle; kamuyu pazardan çekmeye öncelikçi karşıtlık birbirine örneklik edemiyor. avrupa'da bu ortamda durgunluk ve daralma bulutları tümden dağılmadan, almanya'da yaşanacak seçimlerde angela merkel gücünü nasıl korur beklentisiyle, seçim sonrası daha kalıcı ve kararlı seçmeler olur mu beklentisi egemen.

suriye'de yapay barış esnekliğiyle ne denli ilişkilidir bilinmese de, iran seçimlerinin sonuçlarıyla ilintili iran'la abd'nin ilişkilerinde yeni arayışlar için ortam elverişli dönemece doğru mu gelişiyor? mısır'daki yönetim ise, geçici olmadığını ve yıldırıcılığından dönmeyeceğinin gücünü mısır'a yaymaktan uzak durmuyor.

20 eylül 2013, college station, texas.