türkiye hızla yönetilemez görünümünde ilerliyor. türkiye'de kentleşmenin en yaygın ve etkin yaşandığı istanbul'da, ankara'da, izmir'de, adana'da, eskişehir'de eylemsiz gün ve gece geçmiyor. ayrıca, bölgesel olarak, suriye çevresinde, ırak çevresinde, özellikle, hatay'da yoğun kargaşayla gerilim yüksek. akp iktidarı, gerilimi yatıştırmak bir yana, gerilimi, inceldiği yerden kopsun yaklaşımıyla yatıştırma eğiliminde. türkiye'de yaşanan gerilimin daha da yaygınlaşmadan durulmasında eşik atlandı görünüyor. başbakan erdoğan, yakın günlerde trabzon'da, rize'de direniş yok görüp; her yer sakin yanılsamasını, gerçeklik olarak yaşatma uğraşındaydı. demokrasilerde, erdoğan'ın yaklaşımı anlaşılmaz siyasiliktir. gerilimden iktidarın süreceği de, siyasi iktidarın sürdürülebilir olacağı beklentisi de: erdoğan'a, akp'ye yararlı olmadığından öteye, türkiye'yi yönetilemezliğe sürüklüyor.
akp iktidarı, sürekli geliştirilen yapay hedeflerle, denetlenebilir gerilimlerle gidilmeyeceğini anladığında geç kalınmış olacaktır. türkiye'de, demokrasi geleneğiyle ve işleyişiyle iktidar olan akp'nin en büyük başarısının: demokrasinin yokedilmesinin başını çekmesini, yarın, akp iktidarı sonrası türkiye yaşayacaktır. türkiye'de, akp sonrası, demokrasinin yeniden yolunu bulması da zorlu yaşanacaktır.
akp'nin dar siyasi kadrolarının ya da tartışmasız destekçilerinin ötesine olan sorumsuzluğundan geriye dönmeyeceği açıktadır. akp'ye tarihsel nedenlerden ve ilkel siyasi davranış olan düşmanımın düşmanı yaklaşımıyla yaklaşanların ortada kalmışlıkları gün geçtikçe açığa çıkacaktır. türkiye'nin akp'yle yitirdiği bir on yıl, daha sonraki akp'siz on yıllarda daha açık anlaşılacaktır. akp'nin sorun diye tanımladıkları da, çözüm diye, sisli, karanlık yaklaşımları da, hep yarım kalmışlıklarıyla bilinecektir. akp'nin anlamadığı da, katılamadığı da ulusal çözümlerin ulusun tüm katılımıyla gerçeklenebilirliğidir. türkiye cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluş geleneklerini yoksayarak, dirençli savunucularını yoketmeye girişerek varılan nokta günümüz türkiye'sidir: gerilimin sürekliliğiyle zoryönetimin zorlanması.
ırak'ta türkiye'nin yalıtılmışlığını, ırak'taki geçici ticari kazanımlarla dengeleneceğini sanmak da; suriye'deki içsavaşı önleyici olmaya önem vermekten çok; suriye'deki içsavaşta dıştan isyancı destekleriyle suriye içinin türkiye içine çekilmesi nasıl sonlanır? suriye'inin içlerine, türkiye'nin suriye isyancılarıyla katılmasının olanaksızlığı 2012'nin ikinci yarısında anlaşılır olmuştu. uzun süre, suriye'deki isyancıları uzaktan ve arkadan destekleyerek suriye'deki olası yönetim değişikliğinden kazanımlar beklentisiyle abd/ab'yle birlikte görünmeden varılan nokta ortadadır; suriye'de içsavaşın getirdiği yıkım ve suriye'siz, türkiye'siz, araplar'dan kopuk israil'in güvenliğini birincil sayacak abd ile rusya uzlaşım arayışları. cenevre'de kerry ile lavrov arasındaki olası anlaşmalara biz katılmıyoruz diyebilecek bir akp yönetim gücü mü kaldı? neredeyse, abd ile rusya'nın oldubittilerine, kayıtsız koşulsuz katılım noktasındaki türkiye, akp'den önceki türkiye'den daha mı güçlüdür?
şurası açıktır ki: ne ırak'taki yönetim değişikliğine varan gelişmelerden, ne de suriye'deki içsavaştan, türkiye sorumlu değildir. akp'nin yanlışları ise türkiye'yi bağlayıcıdır.
suriye'den, içsavaş sonucu, türkiye'ye yığılan göçmenlerin yüzbinleri aşmasından öteye savaş sürdükçe, barış gelmedikçe nice yüzbinlerle artacağı ortadadır. kaldı ki, yarın birgün suriye'de barış ortamı oluştuğunda da türkiye'ye yığılan göçmenlerin geri döndürülmesi çok zor olacaktır.
suriye'de içsavaş kısa zamanda sonlanmaz. suriye'de svaşan yanların yanında olarak kazanım olmaz. ayrıca, akp, suriye savaşındaki yanlış yerinden yıkılsın diye akp'nin öncelik verdiği yanlara karşıtlıkla ya da daha da kötüsü, suriye yönetimi yanlısı olarak da savaşı durdurmak düşünün boşunalığıyla, türkiye'deki gerilim dinmek bilmeyecektir. akp'den türkiye'ye en büyük kalıtımlar: ırak ve suriye'de dinmez savaşlarla abd/ab'den öteye rusya'nın da ortadoğu'da güç görünmesidir. akp'den önce de ortadoğu'da güçler öyle değil miydi sorusu yerindedir ama geçersizdir.
1970 sonlarından bu yana rusya ortadoğu'da yokolma eğrisinde azalan bir güç idi. soğuk savaş günlerinde oluşan dengeden ensona kalan suriye'de, rusya'nın, yeniden ortadoğu'da varolması nasıl olur? 1970'lerden bu yana, özellikle 1989'dan bu yana, abd'nin ortadoğu'daki varlığı rusya'yla ters orantılı olarak artmıştır. bu dengenin yeniden rusya yanında gelişmesi kolay değildir. abd/ab için, rusya'nın, suriye'deki varlığı savaş karşıtlığı yaşanmadan, istenen değilse de, katlanılabilirdir. soğuk savaş günlerinde yaşandığı gibi: rusya'nın, ortadoğu ülkelerinin iç karşıtlıklarını destekleyici abd karşıtlığı beklentisi gerçekçi değildir. rusya'nın türkiye yerine, iran yerine, suudiler yerine, mısır yerine abd/ab ile birlikte görünmesini doğru gözlemek ve akıllı seçmeler yapmak gereklidir. akp yönetiminin hiç düşünemediği ve ortaya çıkan abd/ab ile rusya'nın birlikteliğine akp'nin yanıtı yoktur.
akp yönetimiyle türkiye, bugün, soğuk savaş günlerinden daha yalıtılmış, daha da yalnızlaşmıştır. abd/ab'yle birlik görünüp de türkiye'nin çevresinde artan güç olacağı tümden yıkılmıştır. davutoğlu'nun, türkiye'nin gücüne dayanmadığından öteye ortadoğu güçlerine de dayanmadığı öngörüsü yaşanan gerçekliktir.
günümüzün sorusu değişiktir: abd ile rusya birlikteliği de yanılsamaysa ne olur? henüz açıkta sorulmayan bu soruya, önyargıyla, yanıtı olanları, birliktelik açıkta çözülmeden, önemsemekten uzak durmak gerekir.
13 eylül 2013, college station, texas.