mısır'da darbenin geçici olmadığı ilk günden açıktı. müslüman biraderler önderliği'nin geriye çekilmeyişi istenen olduğu da açıktı. müslüman biraderler'in sokaklarda direnmesinden öteye çözümsüzlüğü de açıktı. sokaklardan, meydanlardan "darbe"leri getirmek gerçeklenebilir ama meydanlardan, sokaklardan iktidara yükselmek zordur. müslüman biraderler, sokaklardaki yığınaklarından geri çekilseler darbecilerle yaşayabilirdi. anında değilse de, zamanla geriye çekilecek müslüman biraderler daha dayanıklı, daha güçlü yaşardı. sokaklarda bine yakın gönüllüsünü yitiren; korumasız insanları siyasetlerine kalkan yapanların, bugün yitirdiklerinden öteye, yarını da yitirdikleri açıktır.
mısır'a mısır'dan bakmak mısır yurttaşlarının işidir, görevidir, siyasetidir ve insanlığıdır. dışarıdan seyredenlerin, savaşanların biri yanından ötekine ateş püskürmesi de, ağıtlar dökmesi de yalandandır, yalandır. mısır'da bugün, 3 temmuz'dan güçlü ve iktidara yapışmış bir iktidar vardır. mısır'daki darbeciler, kendi içinde kavga ederler mi? mısır'daki darbeciler için artık iktidar "ikbal" değildir; yaşama kavgasıdır, yaşama mücadelesidir, yaşama siyasetidir. mısır'daki güçler dengesinde müslüman biraderler için, geçmişteki eziklikle, yeraltından örgütlenmeyle siyasi yaşama, gündelik yaşama biçimidir.
yakın tarihte ya da 1989'la birlikte yaşanmış örnekler var: önce tiananmen'deki kıyam. anında, abd'de bush'un siyasi olarak en yakını iki kisiden biri olan brent scowcroft gizlice çin'e uçmuştu. yine abd'yle çin devrimi'nden sonra en yakın ilişkideki, özellikle, o zamanki başkan bush'la arkadaşlık etmiş, deng xiaoping'in kararıyla gerçeklenmişti kıyam. abd hem seyretti, hem de çin'le ilişkilerinde değişiklik yaşanmadı. çin ise, o gün bugündür, her on yılda bir, yönetim değişikliklerine karşın kıyamın adını açıkta anmıyor.
1990'larda cezayir'de bağımsızlıkçı birinci nesil yöneticiler yıllar içinde devrimciliklerinden çoktan uzaklara düştüklerinde; seçimle çoğunluk kazanan siyasilerle kitlelere karşı iktidarı yitirmek istemeyenler direndi ve on yılı aşkın iktidarı zorla sürdürdüler.
en yakınlarda, 2009'da, iran'da seçimlere "hile" karıştırıldığı gerekçesiyle günlerce sokaklara taşanları eli sopalı, motorlu sivillerle dağıttılar. 2013 seçimlerinde adaylar hala tutsaktır.
birtakım "bellenmiş doğrularla" eli kanlı darbeciler ilk seçimde giderler kolaycılığında olanların sokaklarda tükettiği kitleleri yeniden toplamaları sanıldığı kolaylıkta değildir. zalime dirençle zalimin zulmünün yükseldiği gerçeğini yoksayanlar, kitlelerini sokaklarda tüketir.
mısır'da güçler dengesinin tahrir sonrası yaşanan seçimlerle değişmediği açıktı. demokrasi olabilmek için iktidarın paylaşımı, karşıtlarınla uzlaşım arayışları zorunludur. demokrasilerde kazanılan güçle devrim olmaz; toplumsallık geriye döndürülmez. darbeyle de olmaz demek için erkendir. mısır'daki darbeciler de, çin yönetimlerinin, cezayir ve iran yönetimlerin baskıcılığıyla karşıtlarının siyasi olarak varolmalarını yoksayabilir. öyle görünüyor ki: mısır'da darbenin demokrasiyle açığa çıkmış müslüman biraderleri yeraltına bastırdığı ve orada zorlayacağı açıktır. müslüman biraderler ise, sokaklardan geriledikçe kendi içlerinde kendilerini sorguladıkça güçlenecekleri temelsiz beklentidir. müslüman biraderler için demokrasi beklentisi de ötelenmiştir; demokrasi dışı çözümler de elverişli değildir. suriye'de iki yılı aşkındır izliyoruz. çevre güçlerle, abd'den destekli suriye muhaliflerinin direnen zoryönetimi, zalimleri aşamadığı açıktır. kaldı ki, mısır'da sokaklarda tükenmiş müslüman biraderler için içeriden de, çevreden de, dışarıdan da yardımla desteğin gelmeyeceği açıktır. müslüman biraderler, sokaklardan bilinçli çekilmedikleri, darbecilere karşı meydanlardaki kitleselliğin yetersiz, silahsız güçsüzlüğünü yanlış değerlendiklerinden bugünü değil yarını da yitirmişlerdir.
mısır'da kazanan yoktur. mısır'da müslüman biraderler'den öteye darbeciler de yeniktir. zoryönetim ve zulüm dışında iktidarlarını sürdürmeleri zordur. kendi içlerinde tartışmaların üstesinden gelseler de, mısır toplumundaki toplumsal gerilimi barışa dönüştüremeyeceklerinden öteye, 2011'den bu yana sokaklarda, meydanlarda tüketilen kıt kaynakların paylaşımında da, üretimin canlanmasında da zorlanacaklardır. mısır'da zorlu uzun yılların başladığını söylemek zor değildir.
mısır'da yaşananlar mısır'la kısıtlı değildir. mısır'ın çevresi de, mısır'dan öteye küresellik de, abd de, mısır'ı denetleyememenin, uzlaştıramamanın geriliminden zordadır. çok açıktır ki, türkiye de yitirmiştir mısır'da; yıllarca çok uzak kaldığımız ve yabancılaştığımız mısır'la olası gelişebilir ikili ilişkilerimizi mısır içişlerinde yanliş seçmelerle ve olmayacak desteklerle hızla yokettik. yine uzun süreli mısır'dan uzaklık ve yabancılık yaşanan gerçeklik olacaktır.
mısır'da yaşananları, türkiye'nin içselinde, akp'nin kullanımı da türkiye'de varolan gerilimi esnetmekten çok arttırıcıdır. türkiye'nin mısır'dan etkilenmesi akp içinde de tartışmalara neden olacaktır. akp'yi izleyen kitleler, mısır'da yaşananlara, salt insani tepkiyle yaklaşmanın ötesinde, derinden sarsıcı yansımalarla sarsılacaktır. akp'nin çoğunluk güçlerini, toplumun içinde karşıtlaşmayı arttırıcı değil, azaltıcı ve uzlaşım arayıcı olmayı aramaya başlaması doğrusudur. türkiye'yi mısır'a benzetmek de, mısır'dan türkiye'ye yansımalar da türkiye'de gerilimli olan içbarışı tümden bitirir.
abd/ab için, mısır'da seyir etmekten, güçler dengesinde öne çıkan zoryönetimle uzlaşamaktan öteye çözüm yoktur. abd/ab, mısır'daki güçsüzlüğünü 2011'in tahrir günlerinden bu yana nice yaşadı. mısır'ın içişlerinden uzak duramayan abd/ab'nin, mısır'da kıyamı arttırmaktan ve uzatmaktan öteye etkisi olmaz.
16 ağustos 2013, college station, texas.