önce bildiklerimizi anımsayalım, yineleyelim. türkiye, 76 milyonluk nüfus ve 750 milyar dolarlık ulusal geliri olan bir pazar gücüyle kişi başına 11 bin dolarlık alım gücünde yaşam düzeyine erişmiş bir toplum. brezilya ise, 195 milyonluk nüfus, abd'ye, rusya'ya, çin'e yakın toprakta yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle 2 trilyonluk ulusal gelire karşılık kişi başına 11 bin dolarlık yaşam düzeyinde yükselen güç. mısır ise, 85 milyonluk nüfus ve 215 milyar dolarlık ulusal gelirle kişi başına 6 bin dolarlık bir toplum.
türkiye'de demokrasi brezilya'dan eski ve kararlı. brezilya'da 1964'den 1985'e rezil bir askeri yönetimle çalkantılar dönemi sonrasında kararlı ve güçlenmiş bir demokrasi sürekliliği var. mısır ise, sürekli yeniden deyip demokrasiyi hiç yaşamamış bir ülke. sonuçta, üçünün de darbelerle yaşamışlığı var ama, türkiye'de darbeler hızla sivilleşmişken; brezilya ile mısır'da darbeler sivilliğe direnmişlik olarak uzun süreli yaşamış.
türkiye'nin, imparatorluk geçmişiyle, eksilen ve yığılan ulusallığına isyanları, dirençleri olan insan toplulukları var iken; brezilya'da yerliler ve melezler arasındaki ayrım bile büyük bir gerilim öğesi degil. mısır'da da türdeşlik kıpti ve hristiyan nüfusunun azınlığı dışında daha belirgin.
türkiye'yi, brezilya'yı ve mısır'ı benzer yapan bölgelerindeki güçleri ve çevrelerini etkileme güçleri oluyor. latin amerika'nın yarısı brezilya topraklari ve dilleri öteki yarıdan ayrı. mısır'da dil birliği var; türkiye'de de dil birliği ve egemenliği titizlikle korunuyor. türkiye'deki etnik ve mezhep ayrılıklarıyla aşiret kalıntıları benzerleri brezilya ve mısır'da yok denebilir. türkiye'de batılı düşünme, eğitim ve yaşama daha güvenceliyken, mısır'da geleneksel yaşam biçimlerine hoşgörü belirgin. brezilya'da ise, yaşama biçimi derken apaçık gelir eşitsizlikleri ve toplumsal adaletsizlikler parçalanmışlığı var.
nasıl oluyor da birbirine çok az benzer ya da benzemez görünen ve birbirinden uzaklardaki üç ülkede, neredeyse, "senkronize" bir ayaklanma görüntüsü küreselin odağı olabiliyor?
ab deyince almanya'yı anlıyoruz; küresel deyince abd'yi anlıyoruz ama, olanları abd/ab diye açıklamak doğru mudur; geçerli midir?
küreselleşmenin abd'yi yaydığını görsek de abd yayılmacılığını 19. yüzyıl'ın emperyalizmi ile açıklamak kolaycılık olmuyor mu? emperyalizmden ingiltere'nin tüm kesimlerinde yarar gerçeklenirken, küreselleşmeyle abd'de gerileyen kesimlerin çokluğunu nasıl görmezden gelebiliriz? abd'de küreselleşmeden olumsuz etkilenenler hem cumhuriyetçiler("çaycılar"), hem de demokratlar("ows") değil mi? çaycılar ile ows kendi siyasiliklerinden bağımsızlaşmış iken, birbirlerine karşıt olmayı öne çıkarmada neden kaçınmıyorlar? ows'de ya da g8 toplantılarında ortaya çıkan yüzü maskelileri nasıl olur da geleceğin öncüleri sayabiliriz? tepkicilikten öteye gitmeyen, kitlesellikleri anlık ve kırıcılıktan öteye gitmeyen öndersiz, programsız ayaklanma gösterilerinden nasıl olur da umutlanabiliriz? bunlari anımsamaya neden gerek var?
türkiye'de, gezi parkı'nda, ows'nin ayaklan istanbul'cu uzantıları da vardı; mısır'da, tahrir'de her fırsatta ortada görünenlerin içinde bunlar da var; brezilya'da da sokaklarda alevlerin içinde üzerlerine tazyikli suyla biberle saldırılanlar da bunlara yakın değil mi?
"ows" abd'nin demokrasi işlerliğinde ortaya çıkmış denetimli demesek de "hoşgörülmüş" bir tepkiydi. abd'nin liberal eğilimli önderlerinin birbiri ardından yazılarıyla, kitaplarıyla, kamuoyunda açık destekleriyle canlı tuttukları "ows"yi abd'nin geleceği ya da toplumların geleceğinin odağı yeni demokrasi filizi olarak nasıl görebiliriz? daha da ötesi, avrupa ve abd uygarlığının temeli kapitalizmi içeriden yıkacak isyanın baslangıcı olarak görülebilir mi? nasıl böyle bir yanılgı yayılabilir?
abd'nin iktisadi gücü 1950'lere göre gerilemiştir bugün. abd'de en kararlı durum demokrasinin işlerliğiyle anayasallık ve yasaların üstünlüğü sürerken iktisadi güçteki zayıflıklar yıkım öncesidir nasıl diyebiliriz? abd toplumunun büyük çoğunlukla yalıtımcılık(içine kapanıklık) özlerken, nasıl oluyor da, abd'nin yayılmasıyla etkinliği gelişiyor? abd'nin kazanımlarının önünde ve ardında abd dışındaki gönüllülerin çokluğunu ve kendiliğindenliğini gözlemedikçe, önemsemedikçe tarihin geçersiz kıldığı anti-emperyalizm dirençlerinin geçersizliği türkiye, brezilya ve mısır sokaklarında açıkça görülemez. türkiye de, brezilya da, mısır da ulusallıkta güçlü toplumlar iken, toplumların önderleri neden ulusallıkla değil de, abd karşıtlığı diye abd yayılmacılığının değerleriyle gönüllü uzlaşabiliyor?
abd yayılmacılığının yaşam biçimleriyle ulusalcı uzlaşımların getirdiüi ayaklanma durumundan abd'ci öncülerle abd karşıtı öncülerin kaçınılmaz karşıtlığı yaşanmayacak mıdır? soğuk savaş dönemi boyunca anti-komünizm temelinde uzlaşık akp önderleriyle müslüman biraderler'in bugün yaşadığı karışık ve karmaşık durum salt o gelenekselcilere mi özgüdür?
türkiye'de, brezilya'da ve mısır'da gelinen noktada: abd'nin, küreselin eskide kalmış eskici yaşam biçimlerinin kitlesellikleriyle, abd'nin vardığı uygarlığın yaşam biçimi ve değerleriyle uyumlu abd karşıtları çatışması anlık kazanımlarla durmayacaktır. abd'cı eskiler abd'yi karşılarına aldıktan sonra da, abd'yle olan yeniler de gün gelecek abd'yle çelişecektir. yaşananlar küreselliğn getirdikleridir ama, küreselliği, abd'nin zorla dayattığı bir yayılmacılık olarak görmek yanıltıcıdır. küresellikle ulusallığın yer değiştireceği beklentisi de yanılsamadır. türkiye'de, brezilya'da, ve mısır'da olanlar biribirlerinden etkilenirken, birbirilerini çoğaltırken sonunda varılanın küreselin dayattığı öngörüsü yanılsamadır. ortalarda, bayraksızların çokluğunca, türk bayraklarının, brezilya bayraklarının ve mısır bayraklarının çokluğu daha açık ve belirgindir.
türkiye, brezilya ve mısır sokaklarında enaz görünen abd'den yana olmaktır ama, abd değerleriyle abd yaşama biçimi varlığını korumada kararlıdır. öte yandan abd'yle uzlaşık olmakla ilerlemiş görünen iktidarlar abd'yle birlikte görünmenin yetmezliğini anlamakta gecikmeyecektir. türkiye'nin, brezilya'nın ve mısır'ın ayaklanma görüntülerinin bir ortaklığı varsa budur. abd'nin dağınıklığı ve ortadan çekilmişliği de yanıltıcıdır. abd kendi değerleriyle uyumlu olanların hemen kazanabileceğine güveni olmadığından direnç gösteren eskileri ortada bırakmakta etkisiz görünmeyi seçmiştir.
türkiye'de, brezilya'da, mısır'da ya da sıradakilerde benzeri sonuçlara varılacağını da düşünmemeliyiz.
4 temmuz 2013, college station, texas.
türkiye'de, brezilya'da ve mısır'da gelinen noktada: abd'nin, küreselin eskide kalmış eskici yaşam biçimlerinin kitlesellikleriyle, abd'nin vardığı uygarlığın yaşam biçimi ve değerleriyle uyumlu abd karşıtları çatışması anlık kazanımlarla durmayacaktır. abd'cı eskiler abd'yi karşılarına aldıktan sonra da, abd'yle olan yeniler de gün gelecek abd'yle çelişecektir. yaşananlar küreselliğn getirdikleridir ama, küreselliği, abd'nin zorla dayattığı bir yayılmacılık olarak görmek yanıltıcıdır. küresellikle ulusallığın yer değiştireceği beklentisi de yanılsamadır. türkiye'de, brezilya'da, ve mısır'da olanlar biribirlerinden etkilenirken, birbirilerini çoğaltırken sonunda varılanın küreselin dayattığı öngörüsü yanılsamadır. ortalarda, bayraksızların çokluğunca, türk bayraklarının, brezilya bayraklarının ve mısır bayraklarının çokluğu daha açık ve belirgindir.
türkiye, brezilya ve mısır sokaklarında enaz görünen abd'den yana olmaktır ama, abd değerleriyle abd yaşama biçimi varlığını korumada kararlıdır. öte yandan abd'yle uzlaşık olmakla ilerlemiş görünen iktidarlar abd'yle birlikte görünmenin yetmezliğini anlamakta gecikmeyecektir. türkiye'nin, brezilya'nın ve mısır'ın ayaklanma görüntülerinin bir ortaklığı varsa budur. abd'nin dağınıklığı ve ortadan çekilmişliği de yanıltıcıdır. abd kendi değerleriyle uyumlu olanların hemen kazanabileceğine güveni olmadığından direnç gösteren eskileri ortada bırakmakta etkisiz görünmeyi seçmiştir.
türkiye'de, brezilya'da, mısır'da ya da sıradakilerde benzeri sonuçlara varılacağını da düşünmemeliyiz.
4 temmuz 2013, college station, texas.