7 Haziran 2013 Cuma

cumaları -- 426.

türkiye'de ayaklanma günleri sürüyor. gösteriler dağıtılmak istendi; dağılmadı. şiddet denendi durmadı, gerilemedi. sonra sopalarla korku salındı. acı görüntüler, utandırıcı saldırılarla saptırılmak istendi; direniş arttı.

bu noktada ya da bir noktada durulması gerekirdi. yeniden rastgele, seçmece saldırılar düzenlendi. durulmadı.

durulmasını istemesi gereken sorumlular durun çağrısı da yapmadılar. olduğu gibi görülsün mü istendi? olduğu gibi görüldü. başlangıçta dendi, araya sızanlar arayışına sapıldı; içeriden, dışarıdan diye gider, durulur beklendi. sonunda başbakan açıkça yanlış anlama yoktur, yapacağız dedikse yapacağız dedi. sözünün eri olduğunu vurguladı. yine durmadı. salarım ha, sararım ha denemesi oldu. orada demokrasi bitti. demokrasilerde şiddete şiddet de olur; yatıştırmak için olur. görünen oydu ki, şiddeti yatıştırmak değil şiddeti çoğaltıcı olundu. sürsün ne olur denmeye varıldı. sonunda seçim olmayacak mı sorusu demokrasi ölçütü olarak dillendirildi. durmadı, durmak bilmedi genç yığınların toplaşması.

neden sonra yukarıdan arayışlar, aşağıdan aracılar arandı, bulundu. yine durmadı. en başa gidildi. ağaölar, yeşillikler yerindeydi. yerinde kalsındı denmeye başladı. bir yandan da toplulaşmanın geliştirdiği dayanışmayla gündelik sürdü. çalgılı sözler eşliğinde sesler çınladı: tencere tava, yine o hava oldu. durmadı. durmasın diye de çapulcular bulundu. çapulculuk yaygınlaştı istendiği gibi.

kitle iletişimi en canlı günlerde cansızlaştı: eski belgesellerle uyarıcılık, öğreticilik işlevini anımsadı. onca gelişmiş iletişimle, etkileşimle, bir anlamda "medya"nın suskunluğu, iyi de oldu. değişik sesler duyuldu; görüntiler yayıldı. korkutucu yayınlarla, sizin meydanınız, bizim de sokaklarımıza döndü. sahalarda birarada oturamayanlar, maçları içeriden değil de dışarıdan seyredenler meydanları birlikte doldurmuştu. olur muydu? kardeş kardeşi bulmaz, bjk'li önde, gs'li ile fb'li nasıl birlikte oynardı? birileri bizi kandıramazdı. bunun sonu yargıda mı biter kuşkuculuğu kolay yayıldı. toplarız, beklersiniz sıranızı iddianamenizi olabilirdi. o da neydi? durmuyordu yine de; dağılmıyorlardı; toplaşma, yerleşik ve sürdürülebilirliği zorluyordu.

bu yeniydi diye diye avazelerle miraç kandili birbirini izledi. yine bitmiyordu. o zaman kanallar eskiye dönebilirdi: neydi yeni olan? saatlarce konuşan konuşana. hani yeniydi: yine bildik sesler, bildik bilmeler. arada da "üslup" diye özünü şaşırıp, yeni tartışmasında eski üslubu sürdürmeler.

meydanlardaki toplaşmaların yerleşikliğiyle sürüdürülebilirliği kararlı duruyordu. dursun. bugün eğlenmeyeceğiz de; ne zaman buluruz bu eğlenceyi? ya siyaset? o çoktan eskimişti. ne gereği vardı; sırası mı eskiye dönmenin; aştık o eşiği. ya aşmadıysak? kim demiş? dışarıdan eylemciler vardı eskiden. feylesoflar vardı güncelde. paris'lerde, boston'larda toplumbilimciler: bu yenidir, türkiye'de olan sarsıcıdır. öyle olmadığını söyleyenler olabilir mi? büyüklerimiz böyle söylemişse: bize de öyledir diye bilmek, bellemek düşer. gitmiyoruz, buradayız. izliyoruz.

sonra sabaha karşı geriye döndü ağaçlardan ormanı görmeyen. dualar okunuyordu: boğarım, kovarım diyordu diklenmeden dimdik. durmak yok yürüyelim seçimlere, dolduralım meydanları ve neler, neler. paralılar, bir koydular bes aldılar daha ne istiyorlar? yok artık o alışverişler; biz de öğrendik pazarlığı. açıkça söylüyordu biz bunca ederiz; yetmez, yemeyiz, yedirmeyiz. ilk değildir dışın içeriyle birleşikliği. sandıklar heryerde olmayacak mı? gelecek misiniz sandığa? siyasette birgün seçim de yok muydu? biz sizden çok değil miyiz? sayılmadı ki daha. ya sayımda ışıklar sönerse? o gün düşünürüz; karanlıkta da olsa sayılırız. gün ışımaktadır. siyaset uyuyor mu? onlar seçimle kazanırız sanıyor. ya kazanırlarsa nasıl yaşanacak? durmayacağız. bukez sayılacağız. öyle olsun. sonu güzel olsun. siyaset altta kalmasın; biz üstteyiz nasıl olsa.

güzel günlerle korkutucu tehditler birlikte ve durmuyor. değişim durmuyor. değişmem diyenler de durmuyor, değişmediğinde duruyor.

7 haziran 2013, college station, texas.