iran'da seçimler, suriye'de silahlar. türkiye ise içine kapanık. türkiye'de söze başlayanın ilk sözü: olanların "gezi"den öteye olduğu ya da "gezi parkı" ağaçlarını yerinde tutmak zor değil. zor olanı, direnilen ise, gezi'den öteye erdoğan'la ilgili olanı. ortalık yatışır oldukça erdoğan'ın sesi yükseliyor: kusura bakmasınlar ama başbakan değişmez. ülke değişmiş, yarın akp de içinde olmak üzere partiler altüst olacak ama, "kusura bakmayalım erdoğan değişmeyecek" mi?
türkiye'nin 31 mayıs'tan bu yana durduğu yer burası: erdoğan neden değişmiyor; akp değişir de erdoğan'ı da değiştirir mi? türkiye'nin yakın günlerinin gelen günlerinin durduğu nokta aşılır mı? önce şunu görmek durumundayız: "yeni siyaset" günlerindeyiz; değişen türkiye'de artık eskisi gibi olmayacak. nasıl olacak? yeni olacak. ya olmazsa sorusunu soramayız artık. ortamda yer alabilmek için de, söz sırası alıp sözünü dinletebilmek de "yeni"sini diye söyleyebilirsen varsın. oysa hep biliyoruz ki: değişimler de, yenilenmeler de, yeni de eskinin içindendir ve eskiyle birlikteliğini sürdürür.
şurası açıktır ki: yeni diye ortaya çıkacak oluşumlarda nice eskiler olacaktır. yeniye uyarlanmış görünenler de olacaktır. zamanla yeniye de varılacaktır; yenilikler de çoğalacaktır. yine biliyoruz ki: orta yerde güçlü bir değişmem, değişmeyiz direnci görünse de, değişim yaşanıyor. akp içinde de, tbmm'deki tüm siyasiliklerde de içten içe bir yeniden yerleşim yaşanıyor. an gelecek, zamanı gelince hepten bileceğiz. nice değişmezler gibi erdoğan da değişmiş; akp de değişime uğramış.
olayların üstüne gazla, yıldırmayla, zorla gittikçe gelişen ve durmak bilmeyen gösteriler gerilemiyor. önce istanbul taksim'de, meydandan koparmalarla, meydan dışına almalar yaşandı. yüzlerce adı sanı bilinmezlerin bayrakları, simgeleri meydanın görünen yüzeyinden arındırıldı. taksim'in ağaçlardan görünmeyen özünde ise yaprak kımıldamıyor diyebiliriz. ya da ne güne diye sorabiliriz.
kolayını zor soktu akp ve özellikle erdoğan. arada bir iki cılız ses öne çıkmayı denedi ama, erdoğan önde konuştukça, hep olduğunca, yine erdoğan'ın sesi öteki sesleri bastırdı. erdoğan tek kaldı; neredeyse, tüm akp adına erdoğan konuşuyor. oysa sokakların gösterilerle dolmasının da, gösterilerin şiddetinin ekilmekten çok yoğunlaşmasının da hızlandırıcı etkenı akp'de erdoğan'ın ötesindeki seslerin cılızlığıydı, yokluğuydu.
erdoğan'ın konuşmalarında tek başına sizin meydanlarınızdan daha çoğunu benim meydanlarımda gösteririm ilk hedef oldu. yok demokrasilerde karşıtların olması ve sokaklarda da görünmesi anlaşılır, benimsenir oldukça, sokakları bölüp de konuşmayı denedi erdoğan. 31 mayıs'ın öncesiyle sonrasıyla doğrudanı bırakalım uzaktan ilgili olmayanlar başbakan'ın "ikna" toplantılarına çağrıldı. türkiye'deki yerleri tartışılır nice uzmanlar, bilgililer akıl alıp toplumu akıllandırsın diye göreve çağrıldı. boşuna çabalarla, meydanlarda, sokaklarda ne bugün, ne de yarın olmayanlarla geliştiren ilişkilerin meydanlara yansıması olmadığından öteye gerilim gelişti.
sonunda, gezi parkı'nın ilk ve en uzun süreli sakinleri de başbakanlık'ta toplantıya çağrıldı. öncesinde, yine olmayacak ve yine tartışmayı yokuşa sürecek "referandum" ortaya salındı. bir yandan istanbul ankara meydan gösterileri ya da meydan savaşları hazırlığı ve öte yandan da gelin benim meydanımdan çok toplayamazsınız eskiciliği sürdü. bugün gelinen noktada: gezi de, taksim de, istanbul'dan öteye ankara'yı bulmuş, izmir'e yayılmış öfke ve tepkiler de geriye çekilmiş değil. ya ne olacak? başbakan erdoğan akp'ye, küreselin egemenlerine bakın ben dirençliyim, beni kuşatmaya çalışmayın diyecek. sonra da, konuşacak ne kaldı diyecek. o zaman neden konuşma süreci diye bir etkinlik oldu? görmediniz mi meydanları: benim meydanım senin meydanınızı döver. oysa demokrasi sayım değil ki yalnızca. demokrasilerde tartışma olur, uzlaşmak için ödünler verilir, alınır. yok olmaz: ben sizin meydanınızı gördüm; türkiye de gördü; şimdi benim sıram ve görün meydan kalabalıklarını gösterisi var. sonrası ne? gerilim ve belki de kopma.
oysa, iran'da bugün seçim oldu. gerilimci ve dediğim dedikçi mahmud ahmedinejat, batı'yı da dinleyebilirizci biriyle değişebilir. ayrıca, suriye'de, yeniden, halep'in esad'ın zulmüne geçmesi yaşanmadan suriye'nin esad karşıtlarını, dirençlerini arttıracak yeni ve ağır silahlarla donatma günlerindeyiz. türkiye ise sokaklarında, meydanlarında erdoğan'ın kusura bakmayalım ama değişmezliğinin inadında kilitlenmiş durumda. an gelecek türkiye'de kilit açılacaktır. erdoğan meydanlarını toplasa da, meydanları kalabalıklarını gösterişli doldursa da yıpranma yaşanmıştır, erime hızlanacaktır. erdoğan'ın direnmesi erdoğan'dan öteye türkiye'yi yıpratıcıdr. önceki örnekleri vardır; erdoğan da değişmez, gitmez değildir.
14 haziran 2013, college station, texas.