türkiye'nin iç barışı, uzun süredir, gerilimliydi; iç barış, yıllardır doğu'da isyan ve çatışma olarak yaşandı. 1989 koşulları, türkiye'de ağırdan gelişti ve türkiye'ye özgü yaşandı. bugün gelinen noktada, yaşanana baktığımızda, isyanın nedenlerinin kalkacağına yönelmişlik yaşanıyor. enson kandil de, imralı'nın ardında olduğuyla, imralı'yla olacağına açıkladı. bu durumda gizlilik ne oluyor? kandil'dekiler açıkta konuşurken, imralı'da neden aracılar konuşuyor? başbakan erdoğan neden imralı'ya gidip resmin içine girmiyor? olanların tüm inandırıcılığı ortadan kalkıyor.
bir yandan şu söyleniyor ortalıkta: erdoğan da, isyancılar da dönüşü olmayan yoldalar. öyle olduğunu düşünebiliriz de; yine de soru ortadır: ya dönen olursa? karşılıklı: sizden, bizden değil neyi düzeltir? iki yan da elenip gitmez mi? istenen o mudur? şurası açıktır ki: ortada görünen "aktörler" ortadan kalksa da türkiye cumhuriyeti olacak; isyandan umduğunu bulamayanlar olacaktır. yaşam sürecektir. üç ay önce düşünülemeyenler; beş yıl önce olacağına inanılmayanlar oluyor diye bir söylem yaygın. doksan yıllık cumhuriyet tarihinin altüst olduğu varsayımlarına dayananlar, türkiye'ye bakıyor da çevreyi nasıl görüyorlar? türkiye'nin çevresinde, doksan yılın koşulları mı var? doksan yıl önce rusya mı vardı, çin mi vardı? türkiye'nin içinde, dışında, çevresinde abd mi vardı? türkiye, doksan yıldır, çevresiyle savaş durumunu, çok kısa süreli 1974'de yaşadı. türkiye'nin dışıyla savaş durumu mu yaşandı? bunları anımsamaya, düşünmeye neden gerek var? gelen doksan yılda türkiye'nin içi dışı ya da çevresi nasıl olur? bugün gelinen noktaya bakıyoruz da, gelen doksan yılı görüyor muyuz? türkiye cumhuriyeti, yok kaynaklarla, kıt kaynaklarla doksan yılını yaşamış; gerilememiş ve birdenbire oldubittiyle mi sonlanacak? nasıl düşünülebilir; dayanağı nedir, geleceği olabilir mi?
1989'la değişen çok oldu. 1989'la değişene direnemeyenler, dağılanlar oldu. türkiye yenilen yanda değildi ki. sovyetler dağıldı diye türkiye'nin dağılması neden izleri, tamamlayıcısı olacaktır diye düşünülür? sovyetler'in yıkılışı ulusallığı mı bitirdi? sovyetler birliği'nden ve sovyetler'in dağılmasından ortaya çıkan ulusallıkların çoğalması değil mi? türkiye'nin içindeki isyanlar ve isyancılar, cumhuriyet tarihi boyunca sovyetler'le birleşik ve izlerleri değil miydi? türkiye, neden abd'yle oldu? yenilenler, abd'yle birlikte olanlar mı? avrupa birliği bile abd'yle olduğundan, zorla da olsa yürümüyor mu? abd, ırak'ı, suriye'yi, mısır'ı, libya'yı neden değişmiş görmek zorunda kaldı? onların herbirinin geçmişinde sovyetler'le birliktelikler yok mu?
türkiye abd'yle yenilecektiyse; abd'den dolayı dağılacaktıysa, dağılacaksa, abd'yle olmayı nasıl açıklayabilirsiniz? olur mu? 1989'da ne abd yenildi; ne de türkiye. temel gerçeklik bu. türkiye, 1921'de yirmibeş yıllık zoraki birliktelik yaşadı sovyetler'le ve 1946'yla geriye dönüşü olmayan abd birlikteliği yaşandı. abd mısır'a ne zaman girdi? 1973'de enver sedat israil'le savaşta sovyetler'in yetmezliğinden, abd'nin israil'i desteklemesinden yenilmedi mi? enver sedat ve mısır yenildiğinden dolayı abd'yle olmadı mı? sovyetler olmazlandı da ne oldu? mısır'da enver sedat'ı abd mi yıktı, sovyetler mi? mısır'da enver sedat içselin şiddetiyle gitmedi mi? enver sedat gidince abd gitti mi? mısır'da enver sedat sonrasında, abd, daha yerleşik, daha kalıcı, daha etkin olmadı mı? bu tarihin neresi gizli? abd, "arap baharı"nın gönüllü yöneticisi miydi? abd, "arap baharı"na mısır'da uyumlanmada sarsıntılı gelgit yaşamadı mı? arap baharı'ndan önce mısır'da olan abd başkanı barack obama, "arap baharı"ndan sonra neden israil'de oldu da; mısır'da olmadı. abd, mısır'daki güçle de, mısır'daki gerileyen güçle olduğunca değilse de, birleşik değil mi?
türkiye'de, yaşanan değişime neden abd tasarımlarıyla bakanlar iktidarını sürdürürken, iktidardan umarı olanlar eleştirilerinin getirisi olmazken; abd'nin tasarımlarını sorgulayanlar: barış karşıtı ve gerisini kolayca tamamlayacağınız nitelemelerle aşağılanmaya çalışılmıyor mu? abd karşıtıyım, abd'yleyim demenin anlamı değişmedi mi? bunu görmezlikten gelip de dereyi geçinceye abd'yle olanların bir sonrasına umarları ne? dün abd'yle olan mısır'dakiler, heryerdekiler neden düşündürmüyor abd'yle birliktelikteki korkusuzları? ne kolay değişiverdiler sovyet dayanaklarından, sovyet programlarından? değişen türkiye cumhuriyeti mi; isyancılar mı? isyancılar, sovyetler birliği'yle dereleri geçinceye mi birlikteydiler? abd'yle köprüyü geçenler, yarın geçtikleri noktada, köprülerin atıldığını görmeyeceklerinin güvencesi ne? köprüyü geçelim de anlayışıyla kalıcı ne kazanılır? abd, ne güzel hem israil'le oluyor; hem de suudiler'le oluyor mu diyorlar?
kısaca, türkiye'de değişen de, türkiye'nin çevresinde değişen de değişkenliğini sürdürüyor. dereyi görmeden, köprüde yürüyenler, yarını bildiğini sananlar: derede paçaları sıvamış, köprüde dayılarıyla yürümelerini sürdürebilir; seçim onlarındır.
türkiye'de, ortalıkta, türkiye'nin içselinde seçmelerini yapanları dereden, köprüden döndürmek zordur. derenin, köprünün öte yanından sürecektir bir sonrası görünüyor. koca dağları aşanlar derelerde mi tükenir?
tbmm'de anayasa oluşumu, bir biçimde sürüyor. öyle görünüyor ki: uzlaşım arama siyaseti amaçlanmadı; uzlaşım olmasa da diye ağırdan gelişmek bilmiyor. dereler geçilmezse, köprüler atılırsa ne olacak? on yılı boşa yaşanmışlık mı sayacağız? olur mu? direnişi güç görmeyenler için geç de olsa mı diyeceğiz; yoksa, güçleri anca buraya mı diyeceğiz?
26 nisan 2013, college station, texas.