türkiye'de imralı'da yaşanan iki görüşme ve dışarıya gidiş gelişlerden sonra beklenti: umutla iyimserlik bir yanda, sessizlik öte yanda diyebiliriz. gelen günlerde iyimserlerin umutları yönünde mi gelişir işleyiş? yoksa, sessizlik gürültüye mi dönüşür?
imralı görüşmelerinden iyimser olanların başında bdp geliyor. bdp iyimserliği gerçek olabilir mi? gelişmelerden ilk yan çizenler kim olur? görünürde, bdp, görüşmelerin aracısı ve taşıyıcısı olmaktan öteye nerededir? görüşmelere bugün evet diyenlerin, zaman içinde, uzak durmaları sürecinde kimin ya da kimlerin hayırı önemli olur? burada soru şurada düğümleniyor: bdp yanında ya da bdp'li olanlar görüşme sürecinde tartışmasız evetlerini korur mu? hayır diyenin nedenlerini ya da direnme gücünü nasıl biliriz? kısacası, bilinenler azdır. bilenler de ne denli belirleyicidir ya da nereye değin evetlerini sürdürür bilemeyiz bugünden. bdp'nin beklentilerindeki enazlar kazanıldığı sürece beklenti iyimserliği korunur çünkü bdp görüşmelerden umutlu ve iyimser görünmüyor; çok açıkça, inançlı görünüyor. büyük beklentiler karşılanmadığında beklentilerin getireceği yıkım da büyür.
imralı görüşmelerinden beklentisi iyimserlik olmasa da yönlendirilebilir görenlerin başında da akp geliyor. akp, siyasal yaşamının geleceğini imralı görüşmelerine bağlamasa da, imralı görüşmeleriyle yitiren olmama konusunda ödün vermeyecektir. akp için, açıkta verilen sözlere ve eylemlere bakarsak, akp'nin geleceğini imralı sürecinin sonuçlarıyla özdeşletirmekten kaçınma belirgin görünüyor. akp'de, türkiye için, tarihsel bir seçimden çok, sıradan ve olağan bir işleyiş görüntüsü egemen görüşmeler ilişkin. akp, türkiye'de egemen güç görüntüsüyle, görüşmeleri sonlandıran güç konumunu korumakta kararlı görünüyor. akp'nin bdp iyimserliğini ve beklentilerini karşılamakta kararlı olduğunu söyleyenler akp karşıtlarıyla akp'nin yeminli düşmanlarıdır. akp bu durumu bdp'nin istemlerini dengelemekte ve geriletmekte güçlü bir kalkan olarak kullanmakla görüşmelerden akp'nin istediği sonuca varılacağını düşlüyor. akp'nin içinden sorgulama olmamasını ve akp'nin içinde imralı görüşmelerine ilişkin sessizliğin anlamlandırılması atlanıyor. akp'nin görüşme sürecine olanak sağlamasıyla bdp'nin istemlerinin gerçeklendiği varsayımı gerçeklik midir? akp karşıtları için görüşmelerin bu düzeyi bile alp'nin eksisi olarak kıyıda kayıtlıdır.
akp için bdp iyimserliği de, bdp uyumluluğu da önemli gösterge değildir. akp için en önemli gösterge chp ile mhp'nin ve onların temsil ettiği türkiye'nin akp'nin temsilcisi olduğu türkiye'den ne koparacağıdır. şimdilik, akp'de, karşıtlarından akp'ye ne koparıldı; kendi içinden ne kopar konusunda veriler yetersizdir. yeterli veriler ortaya çıktıkça akp'de görüşmelerden uzaklaşma da açığa çıkacaktır. o durumda, akp'nin görüşmelerden uzaklaşması yeterli ve inandırıcı olur mu? bu sorunun yanıtında gizli olan gerçeklik, türkiye'nin yarınında görüşmenin sonuçlarının getireceği en önemli değişim olacaktır.
akp, geriye dönüşü olmayan bir yolda mıdır öneminde; akp, dönüşünden de kazançlı olur mu sorusu düşündürücüdür.
türkiye'de siyasi gündem, imralı görüşmeleriyle durgunlaşmıştır. gelen günlerde bdp'nin umutsuzluğuyla iyimserliğinde yaşanacak sorgulamalar türkiye'de gündemin durgunluğunu canlandıracaktır.
kenya seçimleri ardından vatikan'da papa seçimi geldi. kenya'da bir önceki seçimle ortaya çıkan belirsizlik ve sokaklarda kıyım yeni seçim sürecini etkiledi demeliyiz. seçim sonuçlarında ayrım bir önceki seçim benzeri çok az olmasına karşın sokaklara taşılmdı. ikinci kez seçimi yitirenler sokaklardan geleceğe uzak durdular. bu durum yarın da öyle sürecektir diyemeyiz.
vatikan'da, tarihin, bitirmeye zorladığı papalık gücü,1980'lerle yeniden canlanmaya dönüştü. vatıkan'daki bu dönüşüm, papa francis'in seçimiyle, yeni bir aşama sürecinde mi yönlenir? yoksa, önlenemeyen papalık kurumunun etkisizleşmesi sürecinde yeni bir evrenin öncesinde miyiz? avrupa'nın katolikliğinde bir canlılık olmadığı yaşanan gerçekliktir. katolikler avrupa dışında en güçlü, en etkin oldukları latin amerika'nın katolik canlılığıyla katolikleri birarada tutabilirler mi? oysa, şu da bilinen gerçektir: latin amerika'daki katolikler de gündelik yaşamdan kaynaklı siyasetlerde yerellikle küresellik arasında bir ve benzer değildir. arjantin'in egemenleriyle, brezilya'nın egemenlerinin katolik kilisesi'nden beklentileri bir ve benzerdir diyemeyiz. katolikliği canlı tutan yoksul kitlelerin meksika'lısı da, bolivya'lısı da ötekileri de katoliklik'ten beklentide daha benzeşir görünmektedir. papa francis, avrupa'dan latin amerika'nın katoliklerinin kitleselliğine mi yakın olacaktır; yoksa, küreselin egemenleriyle özdeş latin amerika egemenlerinin çkarlarının mı kollayıcısı olacaktır? sözlerden öteye uzlaşmazlıkların papalık gücüyle uzlaşımında ne yapılacaktır göreceğiz.
abd'de pazarda 2007'den geriye düşülmeyeceği gerçekliği 2007 düzeyi canlılığını zorlayan göstergelerle güç bulmuştur. abd'de gelinen noktadan büyümeye sıçrama anında mıyız? abd'deki iyileşme süreklilik kazanınca sonrasında ab de canlılığa varır mı? ab'deki canlanmanın abd'nin canlılığını güçlendirici ve kalıcı kılacağı açıktır.
kore'de, 1953'den bu yana yürürlükteki ateşkesin, kuzey yanından tek yanlı yürürlükten kaldırılması yeniden silahların ateşlendirilmesini getirmeyeceği açıktır. kuzey kore diye anılan son yalıtılmışlığın da sonlarına mı yönelindi?
15 mart 2013, annapolis, maryland.