mali'de ne oldu ya da mali'de neredeyiz? fransa, kısıtlı bütçesi ve az sayıda askerle mali'ye girdi. güney'deki askeri isyanın getirdiği devlet güçsüzlüğünü kullanmak isteyen kuzey'den ya da timbuktu'dan gelenler yeniden kuzey'e çekildiler. abd, ingiltere ve nato güçleriyle birleşmiş milletler'in veto güçleri fransa'ya dur demedi. daha da ötesi fransa önden gitsin, ardında abd/ab var dendi. fransa da önündeki güçsüzlükten çok ardındaki güçle bamako'yu kuzey'li sızıntılardan, saldırılardan arındırdı. fransa, kolayca ve hızla kazanmanın getirdiği zafer havasıyla mali'nin güney'inden kuzey'ine yürüdü. timbuktu'da aylardır güç olan islam'ın yeni yorumcusu silahlı güçleri somali'de nice yaşandığı gibi ardlarına bakmadan çekildiler. arada, fransa cumhurbaşkanı françois hollande, mali'de, yerinde kutladı fransız askerlerini. sivillerin askerlerin üstünde olduğuna kuşku duyulmasın istedi diyebiliriz zorlayarak.
mali'de kuzey'li isyancılar, avrupa'dan kurtarıcılarla, şimdilik mali halkını kurtardı. sokaklarda ortadaki gücü alkışlayanlar çok oldu. elde silah isyancılar, silahsız mali halkını baskı altında tutarken; silahlı kurtarıcı fransız askerleri mali'de güçler dengesini değiştirdi. mali'de kuzey'e çekilen ve gerileyen müslüman ilkelerle cihad yapanlar, selefiler şimdilik vurkaçla yokolmadıklarını gösteriyorlar. fransa kurtarıcılık işlevinden sonra mali'den çekilecek diye girmişti; kovan olmadığına göre kalmayı yeğlediler. sorun kalıcılığın maliyetidir. abd'yle nato fransa'nın öncülüğünün yükünü paylaşmaktan çekinmeyeceklerini belirttiler. bir süre mali'de bireysel şiddetin ötesinde kıpırdanma görmeyiz. fransa tümden çekilebilir mi? o durumda kuzey'de sessizleşenlerin, kısa zamanda silahlarıyla önce timbuktu'da; ardından da, bamako'da olacakları açıktır. mali'de şimdilik buradayız.
mısır'da neredeyiz; tunus'ta, libya'da neredeyiz diye sormuyoruz. abd'nin yeni dış siyasetinin sorumluluğunu üstlenen john kerry'nin israil ve ortadoğu gezintilerini bekleyeceğiz öncelikle. mısır'da tahrir kitlesi gerilemedi ama, muhammed mursi de gerilemedi. mısır'da özgürlük uğraşı da, özgürlüklerin kullanımı da, yeni bir patlamaya değin, kilitlendi dersek doğrusudur.
ya suriye? savunma bakanı leon penatta, gideriken yerinde kaldı. cumhuriyetçiler, bingazi'de ne oldu konusunda yeterlı, doyurucu yanıt almadıklarından öteye obama'nın bir önceki döneminin güçlüleeri clinton, penatta ve petraeus'la uyuşmazlıkta olduğunu öğrendik. leon penatta'nın açığa vurduğu bu gerçeklik yeni savunma bakanı adayı chuck hagel için değişik midir? suriye'de "karşıtlar"ın silahlandırılması isteğindeki clinton, penatta ve petraeus'un yerine gelenler obama'nın bekle gör siyasetinden yana mıdırlar? yoksa, obama, zaman ve güç kazanımında "şaşırtmaca" mı oynuyor?
suriye'de olanlar da, olmayanlar da türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. elinde nesi varsa ardına saklamayan akp iktidarıyla, erdoğan-davutoğlu siyaseti obama'nin suriye konumundan kişisel olarak "rahatsız" oldukları açıktır. bu obama'nın istediği midir; yoksa, erdoğan-davutoğlu, bağımsız davranmak konusunda, obama'nın ikili konumuna tepki geliştirebilir mi? suriye'de yıkımın durmayacağını biliyoruz. abd de, nato da, ab de, türkiye'ye, mali'de fransa'ya yaktıkları yeşil ışığı çok görüyorlar. sonuçta, erdoğan-davutoğlu, hem dıştan; hem de içten kısıtlanmış, çepçevre bağlanmış durumda. ister, türkiye'nin içselinin içtenlikli direnci diyelim; istersek dıştan destekli direnç diyelim; türkiye'de akp'ye güçlü bir direniş var. suriye'nin şam'da daralmiş esad yönetimi, suriye içinin de, suriye dışının da paramparçalığını, kendi gücüymüş gösteriminde. doğal ki, inceldiği yerden kopacak yönde gelişiyor suriye'deki ayaklanma. suriye'de esad direnci ve esad baskısı uzadıkça, esad yönetimin suriye halkına işlediği suçlar artıyor.
iran'da ne oluyor? haziran ayı'nda iran'da başkanlık seçimi var. öyle görünüyor ki, abd/ab'yle uzlaşacak iran içseliyle, abd/ab'yle karşıtlaşmayı sürdürmekte kararlı içsel kıyasıya birbirleriyle uğraşıyor. ahmedinejad'ın, 1979 sonrası mısır'a yaptığı gezi, ahmedinejad düzeyindeki ilk gezi oluyor. mısır'da muhammed mursi, gazze ayaklanmasındaki işleviyle mi ahmedinejad'ı karşıladı? yoksa, ahmedinejad, iran'ın içseline, haziran seçimleri öncesi, güç ve barış gösterisinde mi?
abd'de, geleneksel, yıllık meclislerin ortak toplantısında başkan obama, seçim günlerinin ve kazanımının güvencesiyle meclislerin bütçe/borçlanma ile gelir gider dengelerinin öncelikleri seçmeleri konusunda uzlaşım getirmekten uzak genellemelerle "büyük pazarlık"ta gerilimi yumuşatma yanlısı göründü. oysa, konuşmanın ardında ilk meclis etkinliğinde savunma bakanı adayı cumhuriyetçi chuck hagel cumhuriyetçi oylarıyla obama'yla karşıtlaşmaya gitti. öyle anlaşılıyor ki, mart ayı'nda yürürlüğe girecek kamu giderlerindeki kesintileri son gününde, yine, kısa süreli ötelemeyle çözmekten çok çözermiş gibi yapacaklar. bu durum da, abd'nin hem iç pazarı'nın canlanmasının hızını kesiyor; hem de küreselde pazarın duraklamasının uzamasını sürdürüyor.
türkiye'de, erdoğan, "imrali" diye adlandırdığı büyük bir belirsizlikten büyük barışın güçlü yanı olduğunu göstermeyi sürdürüyor. erdoğan kendini güçsüzleşiyor gördüğü anda, barış arayışından kaçacağının her türlü ipucunu da açıkta sergilemiş durumda. türkiye'de "ya barış, ya barış" diye bir beklenti olmaması erdoğan'ın siyasetinin zayıflatıcısı da, güçlendiricisi de olmuyor. erdoğan'ın belirsizliği, türkiye'de barış beklentisindekileri de belirsizleştiriyor; barışı da belirsiz kılıyor.
15 şubat 2013, college station, texas.