8 Şubat 2013 Cuma

cumaları -- 409.

türkiye'de birdenbire "adalet" ana konu oluverdi. önce başbakan tayyip erdoğan, yokyerden, silivri'de, sincan'da ve anadolu'nun dört bir yanında yığılan siyasi tutukluların "hakları"yla yasallıklarını sorgular göründü. ardından bakanlar izledi ve sonunda beklenmedik yerden bdp eşbaşkanı selahattin demirtaş da "silivri"deki uzayan adaletsızlıklerden sözetti. epeyi gecikmeli, ergin saygun'a "tahliye" hakkı tanındı. bunları adaletsizliklerin sürdürülmek istenmediğinle açıklamak eksik olur.

ayrıca, yasallığın kişisel vicdanla değil kurumsal yasallıkla gerçeklenmesi önceliklidir, önemlidir. önemli olan ergin saygun'un sağlık uğraiında özgürleştirilmesi değildir; önemlisi, ergin saygun'un onca kolay, onca sorumsuz, onca yasadışı yargılanmasıdır. yaşanmış yasadışılıkların durdurulmasıyla eşdeğerli bu yasasızlığın sorumlularının yasayla yasal sorumlularının, siyasi "müdahele"de bulunanların da ortaya çıkarılmasıdır. öteki türlüsü geç kalmış vicdani önlemle, kişisel adalet olur. bunlar da önemlidir, gereklidir ama, demokrasilerde, anayasallıkta yasaların egemenliğidir belirleyici olan.

sonuçta, demokrasilerde darbe önlemenin demokrasi dışı önlemlerle, zorlamalarla olmayacağı anlaşıldı diyebilir miyiz? evet diyebilmenin çok uzağındayız.

türkiye'de çokluk böyle oluyor; akp dönemi uzadıkça akp dönemi'nin de öyle ilerilik olmadığı açıkça anlaşılıyor. akp'den gereksiz umutlanmalarla, öznel niyetlerin boşunalığı bir bir yaşanıyor. şangay işbirliği örgütlenmesi gündemi önemli örnektir. akp'nin yönetim katlarinda, yürütme kurullarında, destek kuruluşlarında konusu ve ilkesi düşünülmemiş şangay beşlisi'ne katılım isteği erdoğan'ın sözüyle akp'nin ve türkiye'nin istemi olabilirmiş diye "tepeden inme" sunuluyor. akp, 2002'de türkiye'nin yüzde otuzdörtünden oy aldığında da "ab" hedefi sözkonusu olmuş muydu? 2002 seçimleri süreciyle, akp yöneticilerinin geçmişteki siyasilikleri yerine "kimilerinin" özlemi olan "ab" hedefi gündem olunca nereden çıktı bu yerine; olurmuş, olmalıymış diye ardına yığılanlar olmadı mı? durun, olmaz bu diyenlere her türlü küçültücülük yaşatılmadı mı?

geçmişte ab deyince ardına yığılmaları yanlış değerlendirmiş erdoğan, bukez, bırakalım ardına yığılmayı; ardından eksilmelerin yaşanmasını da anlamayacaktır. soru şangay'dan önce neden brüksel, neden şangay'dır; neden erdoğan hedef gösteriyor? öncelikle tartışılması gereken şudur: erdoğan, brüksel, washington, moskova, tahran, şam, şangay derken ne tek yetkilidir; ne de olabilir.

türkiye şangay'a katılabilir mi, katılmalı mı? brüksel konusunda olduğu gibi: erdoğan, türkiye'den kopuk; türkiye'nin tarihinden, gçncelliğinden ve hele hele geleceğinden habersiz hedef şaşırtmacadadır. geçmişte, atatürk de, inönü de, menderes deyapmıştı açıklayıcı değildir; önemli olan, demirel yapmamıştı, ecevit yapmamıştı, özal yapamamıştı, erbakan yapamamıştıdır. türkiye'nin yönü, öyle güçlü önder seçmesiyle yönlenir değildir. türkiye'de bu tür sorumsuz hedeflemeler siyasi önderlerin gücünün sorgulanmasını getirir; türkiye'ye güvensizliğe kapıyı aralar. erdoğan'ın türkiye'deki "kültür" seçmelerinde yerli yersiz konuşmalarına katlanmak zor iken; bir de dış seçmelerde gerekli gereksiz, yersiz zamansız hedeflemeleri türkiye'nin önünü tıkıyor.

erdoğan'ın ençok tıkandığı ve tükenmesini getirecek olan türkiye'deki isyanı da benzeri yöntemle çözeceğini sanmasıdır. türkiye'de isyan türkiye'nin kurtuluşçu, kurucu kadrolarının yaşattığı gelenekleri yıkarak sonlanmaz. uzlaşım orada değildir; olamaz. türkiye cumhuriyeti'nin kurucu önderlerinin felsefesi türkiye'de ulusallığı temel alırken kişiselliklerini egemen kılmaktan önce egemen öğe olan türklük çoğunluğuna dayanıyorlardı. erdoğan'ın artık açıktan sözeder olduğu türklük ve ulusallık karşıtlığı, erdoğan'ın sandığı gibi, türkiye'de çoğunluk değildir. türkiye'de tartışılmayacak son durak türklük bilincidir. türkiye cumhuriyeti'nde uzlaşım kuruluşu kaldırmakta olmayacaktır; türkiye cumhuriyeti'nde uzlaşım kurtuluşçuların güçlerinin egemenliğini sürdürmesinde sağlanacaktır. türkiye'de isyan durmundakilerin askeri olarak kazanmadıkları sürece siyasi olarak da kazanmaları düşünülemez. yapay ve yanıltıcı barış özlemleriyle uzlaşım yakınlaşmaktan çok uzaklarda duruyor.

abd'de yeni yürütmenin senato'dan onaylanmasında epeyi yol alındı. dışişlerinde john kerry güçlü bir destekle obama yürütmesi ve yönetimi için önemli bir kazanım oldu. sırada savunma bakanı adayı chuck hagel ile cia başkanı adayı john brennan yakında oylanacak. sonrasında da maliye ve hazineden sorumlu yeni aday senato'da sorgulanıp oylanacak. john kerry ile yeni bir değişim olabilir mi? john kerry'nin dışarıda ilk adımını israil ve mısır'da atması değişimin hemen olmayacağının ilk göstergesidir. john kerry'nin ardından barack obama da benzeri yoldan yürüyecek. soru suriye'dir, ırak'tır. daha da ötesi iran'dır, afganistan'dır, pakistan'dır.

beklenmedik biçimde abd başkan yardımcısı joe biden'in iran'ı küreselde masaya çağırması mı inandırcıdır; iran'ın yetkin önderi ayetullah ali hameney'in hayırı mı inandırıcıdır? açıktan yapılan çağrılarla anında barış görüşülecek değildir. barış çağrısıyla barış için koşullu tepkiyi bir arayış olarak almamız gerekir. ardı da gelebilir, gelecektir de demeliyiz.

öyle anlaşılıyor ki, suriye, ırak belirsizlikleri de iran'la barış görüşmeleriyle sonlanabilir; yoksa, "arap baharı" ya da "arap devrimi" yanılsamalarıyla bir değişim beklemek yanıltıcıdır. tunus, mısır ve libya'da ayaklanmalarla yönetim değişiklilerinden iki yıl sonra tunus da, mısır da, libya da karanlıklardan aydınlığa erişmemiştir. mısır'dan sonra, tunus sokakları da yatışmak bilmeyecektir. tunus'ta yaşanan "muhalefet partisi" başkanının sokakta katledilmesi sokakların silahlanmasını getirecek diye öngörebiliriz. sokaklarda kargaşa uzadıkça, yeniden, yukarıdan "huzur" getirici arayışlara ve çözümlere yol açılması doğaldır.

sonuç olarak, bir bir çözüm ve durdurma kolay değildir. tunus, libya ve mısır da suriye, ırak ve iran da birlikte ve birbirleriyle uyumlu yatışabilir ve de çözümlenebilir. ortadoğu'nun geleneksel filistin ve mezhep, etnik sorunları ise çözümlenir değildir. olsa olsa yavaşlatılabilir ve zamana yedirilebilir ancak.

8 şubat 2013, college station, texas.