23 Kasım 2012 Cuma

cumaları -- 398.

abd seçimleri, abd'yi içten çok dışta etkilemeyi sürdürüyor. gazze'de yaşananlar bin yıllık, ikibin yıllık geçmişin, abd seçimleriyle ortaya çıkan yeni görünümüdür. aylardır, yıllardır gazze'den israil'e atış yapılır; nasıl oldu da seçimin sonlanmasıyla son saldırı başlandı? biran için, üçüncü dünya savaşı eşiği görünümünden; birdenbire yizyıllık barış görüntüsüne dönüldü. ateşkesin ardından gazze sokaklarında filistin savaşçılarıyla savaşın destekçileri zafer gösterilerindeydi.

biraz durup da, olanları, gazze odağının ötesinde düşünürsek ne görürüz? önce israil ve netanyahu var; filistin korkusuyla, üstüne bomba yağacak korkusuyla yaşayanların artık yaşamayacağıyla açıklamalar yaptı çatışmalar süresince. ne kazandı ya da özlenen kazanıldı mı? henüz kestirmek zor olsa da; netanyahu'nun gerilediğini düşünemeyiz. ocak ayı seçimlerinde, israil yurttaşlarının kazanılandan çok, netanyahu'yla yaşanılan gerilim ve korkuya göre oylama yapacağını düşünmeliyiz. israil'in kazanımlarını koruyarak barışçı bir seçim sonucu ençok netanyahu'yu şaşırtır.

gazze'den ve gazze'ye füzelerin yağdığı çatışmada mısır ve mısır halkının çoğunluğunun siyasetçisi muhammed mursi en öne çıkandı. özellikle, abd siyasetçilerinin ve ortadoğu uzmanlarının ortak yaklaşımı mursi'nin kendisinden bekleneni, gerektiğince yerine getirdiği oldu. bu sonuçla, mursi'nin mısır dışından güvencelerini arttırdığı sonucunu öngörebiliriz. oysa, mısır'ın içine yansıyan; mursi'nin yeni güç görüntüsü önemli midir, sürdürülebilir midir? tahrir kalabalıklarının istemediğinin olduğunu; mursi'ye karşı yeniden tahrir'i dolduran küçük özgürlükçü varlığıyla ilişkilendirebiliriz. ayrıca, mursi'nin, ortadoğu egemenlerinin uzak duramadığı kişisel güç gösterisinin, mursi'nin tahrir'den bağımsız yükselişi olarak alınması gerektiğini güvenle yineleyebiliriz. tahrir'de mursi egemenliğiyle çarpışan azlığın, giderek, enazından, bir süre için, yokoluşuna gidiş sürecinin arttığını öngörebiliriz. mursi'nin kaderinin enver sedat'ın kaderine benzeme olasılığının artışını da öngörmek yanlış olmaz. mursi'ye karşı yılların iktidarı nasır uzantılarının enver sedat'a yapılanın benzerini düşündüğü günlerdeyiz diyebiliriz.

gazze'de iran'ın olmayışının getirisi ne olur? ırak'ta bağdat'ın kuzey'e baskısı ortadoğu karmaşasının bir sonraki yeni düğümlerindendir.

gazze'de öne çıkarken gerileyen olarak ahmet davutoğlu dışbakışıyla, tayyip erdoğan dış siyasetini görmek açıktır. erdoğan'la davutoğlu, artlarında türkiye'nin olamayacağını anladıkça, sözleriyle güçleri uyumsuzlaşır oldu. türküye'nin ortadoğu karmaşasında yeralmak istemeyişini cumhuriyet'in geleneksel güçlerinin zayıflığından öteye olunduğu noktasına gelindi mi? erdoğan-davutoğlu dış siyaset anlayışının, sözde geriye dönmelerini bekleyemeyiz ama davranışta, eylemde soğukluklarını korumalarını beklemeliyiz. abd de, onun izleri konumundan öteye adım atamayan erdoğan-davutoğlu dış siyaseti, neredeyse, beşar esad'ın suriye'nin başından uzaklaşmamasının dışında bir çözüme direneceği açıktır. abd yanı, esad sonrası için daha soğukkanlı ve uzun süreli düşünür konuma gelmiştir. erdoğan-davutoğlu ise suriye'de adım atamamanın tıkanıklığından kurtulmak için esad'ın gitmesini bekler durumdadır.

türkiye'nin din amaçlı yan tutmasının olmazlığını erdoğan-davutoğlu anladı mı? anladıklarını söze dönüştüreceklerini bekleyemeyiz.

gazze patlaması sürerken, türkiye'de yeniden yönlenen iç isyan'da değişen olur mu? kısa sürede, karşılıklı yalanlamayla yanıltmacalar mı gündem olur? o aşamada, yeniden anlarız ne değişti, ne değişir.

kongo'da, yeniden, silahlı kargaşanın oldubittiyle ortaya çıkışını abd seçimlerinin sonlanmasıyla birlikte düşünmeliyiz. abd'nin asya'ya yönelirken ortadoğu'da patlak veren sapmanın bir benzeridir kongo'da yaşananlar. abd'nin silahlı gücünün kongo'ya erişmeyeceğini kestiren kongo silahlı isyancılarının bir süre güçlerini egemen kılacağını öngörebiliriz. abd'nin kongo'ya uzak durmasıyla silahlı baskının egemenliğinin uzayacağını da beklemeliyiz.

abd'de seçimle içe dönmenin oylandığının bilindiği, anlaşıldığı günlerde abd başkanı barack obama'nın tayland'da, myanmar'da, kamboçya'da ne işi var diyebiliriz. asya'da çin'in, hindistan'ın ve japonya'nın kendi içlerine döndüğü günlerde, barack obama-hillary clinton'un dış siyasetiyle yeni ve kalıcı dayanaklar arayışından ne çıkar? abd için çin'i dışarıdan kuşatmanın dışa vuruşudur bu arayışlar. abd oralarda askeri üs kurma arayışında, pazar gücünü kullanmayı birincil kılan bir atılımdadır.

abd içindeyse, seçimlerle ortaya çıkan ilk izlenim "vergiler"i dokunulmazlaştıran cumhuriyetçi siyasetin içinden esneme belirtileridir. cumhuriyetçiler konumlarını tümden esnetir mi; vergi yüklerinin üst gelir kümesinden artmasına cumhuriyetçi direnç çözülür mü? çözülmesi gerektiği açık da, çözülebilirliğinin konuşulmasının ilk izlenimlerini görüyoruz. demokratlar, kamu tüketiminde nerede azalmalara katlanabilir? vergi artımı uygulaması kolaydır; gelirden, geliri yüksekten anında başlatılabilir; çoğunluğun vergielendirilmesine sıra gelinceye vergiye direniş zayıflamış olur. oysa, kamu tüketiminde durdurmaların kitlelere yansıması anındadır ve tepkiler anında ortaya çıkar. abd bu iç sorununu, iç barışını koruyarak uzlaştırabilecek midir? abd'nin iç barışında sarsıntı abd içinden de çok dışında yaşanır.

23 kasım 2012, new york, new york.