avrupa'nın birliği, türkiye için uzak duramayacağı bir oluşumdur. avrupa birliği, başlangıçtaki "iktisadi" birliktelikten çok ilerilerine varmıştır kısa sürede. türkiye cumhuriyeti, birleşmiş milletler, nato gibi avrupa birliği içinde de yeralmayı ulusal amaç saymıştır. birleşmiş milletler ve nato birlikteliklerinde gecikmeden ve neredeyse tartışmasız katılan türkiye için, "avrupa birliği"ne erişen oluşum içte, dışta güncelliği eskimeyen yoğun tartışmaların odağı olmuştur.
1963'ten önceki avrupa'da pazarı birleştirme arayışlarında türkiye'nin ilgisi, soğuk savaş koşulları gereğiyle, kalkınmada seçtiği kapitalistleşme gerçeğiyle ilişkili olmuştur. dp yönetimi de, 1960 sonrası yönetimleri de avrupa'da olmaktan önce, avrupa'lı olmaktan çok avrupa'yla olma yanlısıdır.
1963 ankara anlaşması diye bilinen yakınlaşmacı belge, gününde chp ve ismet inönü dışında, türkiye'nin içinde etkin konu olmamıştır. tanzimat'tan sonra gelen meşrutiyet ve ittihat yönetimleriine tepkiyle "batı"ya dirençli türkiye toplumu atatürk'ün kurtuluş savaşı'nda kazandığı sevgiyle "batı"yla ilişkilerini yeniden kurmayı amaçlamıştır. tanzimat'la, meşrutiyet'le başarılamayan cumhuriyet'le kazanılır kılınmıştır. cumhuriyet karşıtları, "batı"ya tepkilerinde atatürk engeline takılırken; atatürk karşıtları da, türkiye toplumunun "batı"ya direncine kendilerine hem kalkan, hem de siper yapmışlardır. atatürk ve izlerleri "batı"yı yüceltirken; atatürk karşıtlarıyla cumhuriyet karşıtları atatürk ve batı'yı küçültücü görmeyi yeğlemiştir.
dp, kapitalizme eklemlenmede, serbest ticaret ve demokrasiyi halkın katılımına yaymakta önderlik ederken ikili konumda olmuştur: batı yaşama değerlerine tepkili kitlelerin değerleri ve sevgileriyle birleşirken batı'yı amaçlamamış, önder göstermemiştir; abd'yi ve kapitalizmi hedeflemiştir. batı, hristiyanlık ve yabancı iken, abd ve kapitalizm "serbestlik" ve kendi başınalık sayılmıştır. türkiye için abd, batı'nın sevimli ve birlikte olunabiliri görülmüştür, benimsenmiştir. türkiye'de dp döneminde avrupa'yla kıbrıs konusunda da karşıtlaşma yaşanmamıştır. avrupa içinse, dp dönemi, avrupa'nın abd desteğinde savaş yıkımlarından yeniden canlanma sürecidir. türkiye'de istenmeyen ve beklenmeyen biçimde, dp, olağandışı siyasetten elenmeseydi türkiye'nin avrupa ilişkileri 1963'te varılan ankara anlaşması'ndan değişik olmazdı demek yerinde olur. ismet inönü içtenliğinde olmayabilirdi ya da 1963'ten sonraya kalabilirdi diye de düşünmek yanlış olmaz.
türkiye'de 1965 seçimleriyle 1960 duraklaması yeniden 1950'lerle bağlantısını kurunca, avrupa iktisadi topluluğu ile ilişkiler de canlılık kazanmıştır. dp'nin ikincil ve ardılları, süleyman demirel'li ap ile avrupa'yla olmakta coşkulu olmasalar da tepkili ve uzak durmamışlardır. 1965 sonrasında, neredeyse, 1980'lere değin, türkiye'de avrupa iktisadi birliği "akademik" bir konudur. türkiye'nin sanayileşmediği ve ulusal sanayideki 1950'lerde kapitalizmle birlikteliğinde gerilediği varsayımı egemen direnç konusuydu. anti-kapitalist kalkınmacı, sosyalist eğilimli düşünceli "kadro"lar sanayi ve ticaret önderlerine avrupa pazarında kendilerini de, türkiye'yi de eritecekleri uyarılarıyla gerçekçi ve ulusalcı görünmüşlerdir. 1969'dan 1980'lere değin dp izlerlerinden bağımsızlaşan "millici" erbakan izlerleriyse yüksek sesli avrupa karşıtlığı yapmışlardır. 1968 isyancıları, 1969 devrimcileri için avrupa ne amaçtır; ne de önemli bir araçtır.
avrupa'nın abd'ye karşıt ve almaşık olma isteğiyle; abd-avrupa karşıtlığında silik de olsa abd karşıtlığında avrupa'ya yakın olma izleyişi uzaktan izlenir olmuştur.
türkiye'de "avrupa"nın demokrasi ile ilişkilendirilmesi, ilk kez ve açık olarak 12 mart muhtırası ile ortaya çıkan siyasi durumda ortaya çıkmıştır. siyasi ve egemenlik anlamında bağlayıcı olmayan "avrupa parlamento"sunda türkiye adına temsilcilik yapan ap ve chp milletvekilleri, demokrasideki dirençlerde avrupa'dan cılız da olsa destekler aramıştır, bulmuştur ve almıştır. 1970'lerle türkiye yaşanan kara ve kanlı günlerde "avrupa" kıyıda ve geridedir. avrupa ne önemsenmiştir; ne de türkiye'de etkindir. bir anlamda, necmettin erbakan'ın "batı" oyuncağı, erbakan'ın dışında ilgisizlikte belirgindir. oysa, ap de, chp de avrupa parlamento'sunda etkin temsil edilmekte uyumluluklarını sürdürmüştür. türkiye'nin sosyalistleri için avrupa ne düştür, ne de gerçekliktir; silik bir ilişkidir.
1980'le türkiye'de nice değişimler yaşanmıştır. türkiye'de kanlı karanlık silahlı karşıtlıklar zorla, zoryönetimle durdurulurken; sosyalist varlık eritilirken 1971 günleridendekine benzer avrupa desteği kimi yüreklere dayanak olmuştur. 1980'in türkiye'ye getirdiği en öenemli değişimlerden biri ve belki de en önemlisi "avrupa" dayanağını önemseyen "aydın" kişilerin ve odakların ortaya çıkışıdır; güç kazanmasıdır. 1980 öncesi olmayan avrupa hedefi ve avrupa'yla demokrasi arayışında murat belge'nin varlığı da, işlevi de önemlidir. önceleri utangaç ve uzaktan; 1990'larla açıktan ve militanca bir "avrupalı" olma bilincinin yükselmesinde murat belge ve yakın çevresi önderlik etmiştir. avrupa da, artık, abd karşıtlığından uzaklaşırken, sovyetler birliği'nin beklenmedik dağılması ortamında avrupa'nın iktisatta ortaklıktan siyasi birliğe geçiş de elverişli bir ortam getirmiştir.
1990'larla, türkiye'de güneydoğu'da gelişen silahlı ayaklanma ve kürt ayrılıkçılığına asker ve polisle bastırma yöntemlerine tepkiyle kendilerine siyasi ve "ahlakçı" dayanak bulan avrupalılar ya da avrupa birliği'nin türkiye'de ulusallığa karşıt dayanakları güç kazanır olmuştur. murat belge de, türkiye'de ve türkiye'ye karşıtlıkta avrupa birliği'nde dayanak kazanmıştır.
murat belge'nin kendini en açık seçik ortaya çıkaran ve en kalıcı siyasi eylemciliği avrupa birliğ'nin türkiye'de gönüllü ve yürekli bir savaşçısı yapan yazıları 1990'ların sonuyla 2002'nin sonuna değin "yaklaştıkça uzaklaşıyor mu?" ana başlığıyla, "avrupa birliği ve türkiye"[1] alt başlığında derlenmiş. bu derleme, 2002'de siyasi iktidara ortak olan akp'nin ilk günlerine denk geliyor.
murat belge'nin avrupa bakışıyla avrupa düşü 2003 başlangıcında, sonrasına göre çok iyimser ve umutvar değil. akp'nin iktidarına ne hazırlıklı, ne de akp iktidarının avrupa yanlısı olacağının izlerini sürebiliyoruz bu kitapta. akp'nin 1990'larla ağırdan gelişen avrupa birliği arayış ve seçmelerinin doruğunda ortaya çıkışına murat belge'nin yakınlaşmasının bilgilerini de, düşüncelerini de sözettiğim derlemede belgelenmiş okuyoruz. murat belge'nin bundan coşkun, bundan mücadeleci, bundan saf düşüncesi ve katılımı yok diyebilirim.
murat belge, avrupa birliği'ni siyasi bir birliktelik ve oluşumdan öteye düşlemiş ve yazıya geçirmiş. abd toplumsallığını ve tarihselliğini gecikmiş ve eleştirel de olsa önemsediğinin izleri bu derlemede çok açıkça yeralıyor yazılarda. ayrıca, ilk kez birleşmiş milletler olgusunu da, olduğundan çok önemsiyor ama, avrupa birliği düşüncesini, sorgusuz tartışmasız, insanlığın tarihteki en üst ve en yüce konumu olarak görüyor ve göstermeye çalışıyor. insanların bir düşünceye, bir ülküye adanmışlığının nice örneği vardır. murat belge'nin bu derlemesindeki ikiyüze yakın günlerce, bıkmaksızın yazılmış, yayımlanmış yazılarındaki adanmışlıkla kararlılık on yıl içinde sönüp gideceği, akp iktidarına karşın olacağını murat belge'nin yaşamındaki en yüksek noktayla en aşağı noktalar olarak almak gerekir.
murat belge, türkiye'den kopuk, türkiye'de küçük bir azlığın önemsediği, avrupa birliği düşüncesinin yılmaz savunucusu, dirençli bekçisi ve neredeyse tek kişilik ordunun komutanı durumunda kalmış. murat belge, bu derlemedeki yazılarıyla türkiye toplumuna, türkiye tarihine karşıtlığını destansı bir anlatıya dönüştürerek çoğalma umudunda yapayalnızlaşmış. avrupa birliği ya da avrupa'da ulusallıkların çözülüşü ne murat belge'nin kurguladığı ilerlemedir ne de türkiye'de yansıması olabilir bir gelişmenin dayanağıdır.
murat belge de, benzerleri inanç yüklü tekillikler gibi kendi kurgusunda uçlara gitmekte korkusuz. murat belge, avrupa'yı, avrupa birliği ile rönesans'tan öteye, reform'dan kalıcı bir ileriliğe öncülük eden "uygarlık tasarımı" olarak kurgulamıs aklında, yazısında. çok açıktır ki, avrupa'nın birliği, avrupa'da barışın korunmasında, avrupa'nın yaşamasında, avrupa'nın sürdürülmesinde önemli bir araçtır. türkiye için avrupa birliği, avrupa'nın kendi içindeki adaletsizliklerle, çevresindeki taşkınlıklara önemli bir dirençtir. türkiye'nin avrupa'ya yansıtacağı uygarlık avrupa'nin yüzyıllarca direndiği ve yaşamadığı olacaktır. murat belge, türkiye'nin güç olduğunu, olabileceğini düşünmeye çok uzak. bu da, tarihte, özellikle türkiye'de, nice aydının acıklı üzücü konumudur.
avrupa birliği, murat belge'nin kurguladığı değildir. murat belge'nin avrupa birliği'yle türkiye'ye getireceği demokrasi uygarlığı da türkiye'nin yaşama biçimidir. murat belge'nin avrupa varsayımı da, türkiye varsayımı da bu derlemede boşlukta erişilmez bir güzelleme olarak duruyor. türkiye'de de, avrupa'da da siyaset kurgularla, olmayan olmayacak düşlerle değil; gerçekte varolan güçlerle ve düşüncelerle gerçeklenir.
murat belge'nin 2002 sonrası avrupa birliği düşlerinin akp'yle yükselişlerinin düşkünlüklerinin derlemesini de okuduğumuzda kanılarımızın değişmeyeceğini öngörebiliriz.
1. murat belge, yaklaştıkça uzaklaşıyor mu? avrupa birliği ve türkiye, birikim yayınları, istanbul 2003.
28 kasım 2012, college station, texas.