abd seçimlerinde 6 kasım'a sayılı günler kaldı. bu noktadan sonra, abd kamuoyu yaygınlığında son tartışmanın dışında tüm çalışmalar, tüm etkileşimler yerelde yoğunlaşacaktır. yereldeki örgütlenmelerle yereldeki kişisel düzeydeki etkinlikler önemlidir. son günlere, neredeyse, başabaş varıldı. abd düzeyindeki birinci tartışma'ya değin, kamuoyu yoklamalarında, hep gerilerde olduğu belirlenen cumhuriyetçi başakan adayı mitt romney, tartışmayla arayı kapamış varsayıldı.
16 ekim'de yapılan tartışmada, obama açısından, bir önceki tartışmadaki etkisiz ve ilgisiz görünüm değişikti. başkan obama, artık, salt kendisi için değil, 2008'te onunla umutlanan, değişim isteyenler için de olması gerektiğinin sorumluluğundaydı. mitt romney, bir önceki tartışmada olduğu gibi, abd'nin kendi önderliğinde daha ileride, daha mutlu, daha güçlü olacağı tutkusunu dışavurdu. ayrıntıları düşündüğümüzde, obama da, romney de, soruları da, sorgulamaları da sevmediklerini gösterdiler. konuları değiştirerek kendilerini açıklamayı yeğlediler. bu durumu yalana sapma, yanıltmaca diye almak yanlış olur. abd'nin bundan sonrası, bundan öncelerinden zorlu olacaktır. abd'de başkanlık yapma kişisel güç gösterisinin ötesindedir. abd'de başkanlık belirleyici olmaktan çok, belirleyici olabileceklerin biraraya getirilmesinde etkin olma görevidir. başkanlık bir siyaset adına öteki siyasete karşı olmaktan çok; bir siyasetle öteki siyaseti de kendi yanına katmayı gerektirmektedir. başkan obama bunu yapabileceğini sezinlettiği için kitlelerle bağ kurabilmişti. başkan obama yürütmede bekleneni başaramadığı ve abd'de varolan, yaşanan gerilimleri uzlaştırmaktan çok karşıtlaştırmaktan uzak duramadığı için bu noktada tartışmalıdır. benzeri biçimde, abd toplumunda, obama'nın başaramadığını romney'nin de başaramayacağı kuşkusu yaygındır.
abd seçimlerinde obama ile romney arasında seçmenin kalan günlerde bir aday yanında kopuşlar göstereceğinin izlerini sürmek kolay değildir. 2012 seçimlerinde de seçimde kazananın seçmenlerin katılımıyla belirleneceğini beklemek olağandır. demokrat seçmenlerden mi, cumhuriyetçi seçmenlerden mi katılım düşmesi yaşanır bugünden açık değildir ama bir yanın seçmenleri kendi adaylarına soğukluklarını seçmeden uzak kalmayla ortaya koyarlarsa öteki adayın seçimi kolaylaşır. ola ki, seçime katılım tüm seçmenlerce yüksek oranda yaşanırsa çok küçük bir ayrımla seçim belirlenecektir.
2012 seçimleri deyince başkanlık birincil düzeydeyse; senato'nun gelenekse üçte birinin yenilenmesiyle, yine üçte bir oranında valilelerin yeniden seçimiyle temsilciler meclisi'nin yenilenmesi de birincil düzeye yakın önemdedir. cumhuriyetçiler 2010'daki kazanımlarını temsilciler meclisi seçimlerinde korursa olağanıdır. benzeri biçimde senato'da demokratlar'ın çoğunluğunun korunması da olağanıdır. yerellerde, değişimler olsa da; genelde abd siyasetinin değişmeyeceğini öngörmemiz gerekir. abd için sorun seçim sonrasında kendini açığa çıkaracaktır. abd için gelen dört yıl ve sonrası zorlu yaşanacaktır. gelir bölüşümündeki ayrımların uçlara yönlenmesinin getirecekleriyle; dışarıda yayılmanın sorunlarıylaö avrupa ve asya'da iktisadi duraklamaların yansımaları abd için zorlu yılların eşiğinde olduğumuzun göstergeleridir. obama da, romney de; demokratlar da, cumhuriyetçiler de önce seçilelime öncelik vermiş durumdadır. seçilince sorunlara yeni yaklaşım ya da kalıcı çözümler konusunda belirsizlikle yetersizlik abd barışı için de, küresel barış için kaygu vericidir.
türkiye'de, bir yandan gelen yılın yerel seçimleriyle, sonrasında 2014'te cumhurbaşkanlığı seçimleri şimdiden siyasi konumlarda yerini belirlemeyi dayatmaktadır. akp, "milliyetçi cephe"leşme yönünde gerilimi arttırıcı sözle eylemi yükseltirken; akp karşıtı siyasi güçler de, türkiye'nin "milliyetçi" yapısını temel sorun görüp geriletmek çabalarıyla gerilimin sürekliliğine neden olmaktadır.
mhp'nin yakında gerçekleşecek büyük kongresi ne getirir ya da mhp başkanı devlet bahçeli'nin başkanlığı sonlanır mı önemli bir beklentinin kaynağı olmaktadır. mhp'de yönetim değişikliği yaşanmazsa mhp'nin söylemi ve eylemi akp'yle uzlaşık mı gelişir gelen seçimlere; yoksa, akp karşıtlığı mı belirleyici olur? akp dışındaki siyasi birliktelikler mi; yoksa akp karşıtlarındaki ayrımlar ve parçalanmalar mı akp'nin birliğini korumasını ya da çatlamasını getirir? şimdiden söyleyebileceğimiz: akp'nin karşıtları güçlerini birleştirdikleri sürece akp'de kopma ve çatlama beklememek gerekir. oysa, akp karşıtları yeni parçalanmalar yaşarsa, akp'de de güvenle iç çatışmalar akp içinde daha açık yaşanır.
bdp'nin türkiye ölçeğinde yetmezliğini değiştirmek amaçlı bdp çekirdeğinin çevresinde yeni siyasi parti arayışlarının etkisi ne olur? 1965'ten bu yana paramparça olmuş ve giderek seçim etkisi yokolmuş siyasiliklerin bdp yerelliğini genişletmeyi amaçlayan arayışların yeni partileşmesi ne denli dayanıklı olabilir? bu yeni oluşumlar bdp'yi çoğaltmak ve süreklileştirmenin aracı mı olur; yoksa, bdp'nin tümden gerilemesini mi getirir? daha da önemlisi: yeni parti oluşumu akp'nin istediği midir; yoksa, akp'nin önleyemediği midir? yenilenmiş bdp'nin kurucularıyla etkinleri birbirinden ayrı durmayı yeğlemektedir. bu önemli bir zayıflıktır. demokrasi ve barış diye siyaseti zorlayanların bdp'nin ardına yığılmak istemeyişlerinden bdp'nin de yeni oluşumun dayanağı olmamayı seçmesini getireceğini de düşünebiliriz. bu durumda, bdp'nin bugünden çoğalmasını beklerken, tbmm dışında kalmasını da getirebileceğini beklemek olağandır. yeni oluşumla yeni umutların yeşermesiyle, siyasi gerilimin azalmayacağını, keskinleşmekten öteye karşıtlaşacağını düşünmek de olağandır. yeni oluşum, egemen güçlerin istediğiyse, başlangıçtan öteye etkin olacağını beklememek gerekir.
türkiye'de siyasi değişim, akp'de yaşanabilecek olası bir çatlama dışında küçük bir olasılıktır.
19 ekim 2012, college station, texas.