türkiye'de savaş durumu giderek ağırlaşacak. suriye ile savaş durumu, suriye ötesine de taşmaya hem elverişli, hem de kaçınılmazdır. dışta savaşın içteki yansımaları da ağır yaşanacaktır. türkiye'nin askeri olarak kararlı ve vurucu olması da sonucu değiştiremez. suriye'de beşar esad sonrasındaki yönetim beşar esad baskıcılığı ve zorbalığıyla durdurabilir kargaşayı. ola ki, beşar esad yönetimi'nden öteye gidilmezse, yoketmede yeni egemenlerin yönetimi beklenildiğinden hızla oluşur. bu savaşın olağanıdır. oysa, hep biliyoruz ki, savaşın gidişi olağandan şaşar. işte bu yüzden, olağana göre değil olağandışıya göre savaşa katılınır. öncelikle bilinmesi gereken de: savaşa girilmaz; savaşa katlanılır.
türkiye savaşa katlanabilir mi? türkiye'de savaşa hayır diyen çoktur. bu anlamda, türkiye değişik değildir. demokrasi işleyişinde savaşa girme kuralları zorludur ve siyasiler için önemli kısıtlarla kapalıdır. savaştan kaçınmak birincildir. türkiye'de savaşa hayır diyenlerin çokluğunun çoğalma eğilimi de çoktur. neden? türkiye'de bugün iktidardaki siyasi güç savaştan kaçmaktan çok, savaşı ister konumunda kalmıştır. bu noktada, akp'nin türkiye'yi savaş dışında tutabilmesi zordur. akp'nin, yapması gereken açıktır: savaş durumunda katlanabilmeyi hazırlamaktır. ayrıca, savaş durumunda vurucu gücün etkili olmasından sonrasında durmasını bilmektir. günümüzde savaşların ilk günleriyle, sonrası benzer değildir. ilk vuruşta baskın basanındır ama, sonrası bitmeyen savaştır. 1967'de israil'in kazandığı savaş günümüzde de bitmemiş savaştır. israil kazandıkça savaş sürmektedir. türkiye'nin, ahmet davutoğlu anlayışıyla, tarihten gelen haklara dayanarak savaş kazanılacağı öngörüsü yanıltıcıdır. türkiye'nin, neredeyse, yüzyıldır bugünkü suriye ve çevresinde tarihsel hakları ne gerçekçidir; ne de, suriye toplumunca ve birleşmiş milletler bağlamında geçerli olabilir.
suriye'yle bugün gelinen noktada, türkiye'nin, savaştan hızla kaçınamayışının almaşığı var mıydı? o gerçeklik ve o olasılık artık geçerli değildir. suriye'yle bugüne gelişte savaşa hayırcılık, demokrasi işleyişinde, ne denli geçerliyse; yarın suriye içlerinde savaşan türkiye konumunda o denli geçersiz olur. türkiye'de bu gerçekliği benimsemeyecekler de çoktur. bu durum türkiye'nin suriye'de vurucu gücünü de, kalıcılığını da zorlaştıracaktır. özellikle suriye vurulduktan sonra türkiye'nin siyasiliği daha da karmaşıklaşacaktır. savaşla güçlenecek akp de; savaşla, hiç istenmeyecek, güçsüzleşen akp de demokraside bugünden değişik olacaktır.
akp'nin 4. büyük kongresi'nde geleceğe ilişkin bir yığın büyük sözler edilmiştir ama suriye'yle savaşa ilişkin silik değinilerden ötesi vurgulanmamıştır. neden? akp'de parti içindeki tartışma kamuya taşmadığındandır. akp'nin 4. büyük kongresi ne denli parti içinde birliktelik izlenimi yansıtsa da; yarın, suriye savaşı'yla durumun parti birliği olarak yaşanacağını ummak yanlıştır. akp, o durumda da, akp dışını suçlayamaz. akp'nin parti içinde tartışmadan savaştan kaçınmamasının getireceklerinden akp üst yönetimi sorumlu sayılacaktır. kazanımlar tüm akp kitleselliğinin, tüm türkiye'nin sayılırken; savaş zararlarının tamamı akp'nin sorumlu yöneticilerinin bellenecektir.
öyle görünüyor ki: suriye'nin içinden de yıkılması uzuyor; dışından da zorlanması kaçınılmazlaştı. beşar esad'ın yönetimi uzadıkça suriye toplumunun çöküntüsü yıkımla derinleşiyor.
akp'nin 4. büyük kongresi'ni siyasi yönden değerlendirdiğimizde, 2007'de akp'de tek başına kalan erdoğan'ın, partide kurucu gelenek sonrası yeni bir yönetimle akp'nin sürekliliğini amaçladığını söyleyebiliriz. akp'de kurucu yönetimin güçlendirdiği ve teke indirgediği erdoğan'ın yeni yönetim seçmeleri de erdoğan'ı yalnız başına bırakır mı; yoksa, akp'nin yeni yönetimi akp'yi kurumsal çalışmaya mı zorlar? akp'nin dağınıklığı da, dayanıklılığı da ve sonuçta sürdürülebilirliği de yönetimin etkin güç olmasıyla ilintilidir. yalnız başına kalan, yalnızlaşan erdoğan'ın sürdürebilmesi de, akp'nin sürekliliği de zorlaşır.
türkiye'de chp'de değişimden sonra akp değişimi yaşandı; sırada mhp'nin değişimi var.
venezüela'da 7 ekim seçimlerine iki gün kaldı. venezüela'da seçim öncesi kamuoyu yoklamalarına güvensizlik üst düzeyde. 7 ekim seçimleri demokrasi geleneği içinde özgürce ve yüksek katılımlı olduğu sürece sonuçlara katlanılacak mıdır? venezüela'da seçim sonuçlarını yoksayacak siyasilik, uzun dönemde venezüela'da toplumda tıkanır. venezüela'da hugo chavez 7 ekim seçiminden de kazanmış çıksa da, yıpranmışlığı ilk sonuç olacaktır. venezüela'da chavez, iktidarını koruyacaktır seçim sonucunda da ama, toplumdaki yayılmasıyla derinleşmesi uçlariını bulmuştur.
iran'da para biriminin yüzde yirmibeş düzeyinde anlık düşmesi tahran'da iktidar karşıtları için sokakları doldurmaya neden olmuştur. iran'da sokaklardan iktidarı zorlamak 2009 seçimleri sonrasında işlememişti; iran'ın bozulan iktisadi yaşamıyla sokaklar yeniden karşıtlıkların gösteri alanlarına dönüşür mü?
avrupa'da ne yunanistan sokakları yatışıyor; ne de ispanya'nın borç yükü ve bütçe açıkları azalıyor. avrupa'da huzursuzluk dinmek bilmiyor. avrupa'nın sorunlarının yunanistan ve ispanya'dan öteye oluşunda iyileşme yaşanmıyor.
abd'de 6 kasım seçimlerinde son aydayız. başkan obama ile yürürlüğe giren iktisadi düzeltme beklentili düzenlemelerin yıpranmayıö duraklamayı durdurmasına karşın iyileştirmede yeterli olmadığı demokrat parti siyasilerince de yineleniyor. yine de, yeni obama yönetimiyle başlayan iyileştirmelerin 6 kasım'daki kazanımla iyileşmenin sorunları çözümleyici olacağına güven beklentisi zayıf görünüyor. bu ortamda, eylül ayı iş ve işsizlik göstergeleri yeterince açıklayıcı olmuyor. obama yönetimi boyunca süren yüzde sekizin üstündeki işsizlik oranı, ilk kez, seçim öncesi son değerlendirmede yüzde sekizin altına indiği açıklaması sevinçten çok kuşkuya neden oldu.
3 ekim'de, obama ile romney arasında yaşanan, kamuya açık ilk başkanlık tartışmasında, obama'nın 2008'e göre yeterince tutkulu olmayışı, abd kitle iletişiminde yoğun seçim odağını oluşturdu. seçim çalışmalarını desteklemek için toplanan paraların herbir aday için bir ayda yüzmilyonu aşması, siyasette paranın yozlaşma etkisi olgusunun gidici olmadığının yeni verilerini ortaya çıkardı.
5 ekim 2012, college station, texas.