abd'de 6 kasım seçimleri sürecinde parti içi tartışmalarla, seçim hedefleri belirlendi: demokratlar'ın büyük toplantısı da geride kaldı. bundan sonrası, adayların partili kitlelerin belirlediği hedefleri yaymasıyla, seçmenleri ardına yığma uğraşıdır.
demokratlar da, cumhuriyetçiler'in ardından artık ortadadır. iki büyük toplantının da anlamı ve işlevi benzerdir. cumhuriyetçiler de, demokratlar da siyasetin son aşaması olan kitle gösterisinde başarılıydılar. demokratlar, cumhuriyetçiler'den sonra olmanın ayrıcalığının ötesinde coşkun ve içtenlikli göründüler. demokratlar, cumhuriyetçiler'den hazırlıklı ve etkiliydiler. önemli olan şudur bu aşamada: demokratlar, seçmen kitlesinde, yurttaşlarla etkileşimlerinde 6 eylül akşamı'nda eriştiklerini koruyup sürdürebilirler mi? 7 eylül'le başlayan son aşamada sorun budur. cumhuriyetçiler, geride başladıkları, geriden geldikleri tartışmada abd yurttaşlarının seçmelerini cumhuriyetçi adaylara dönüştürebilirler mi?
cumhuriyetçiler de, demokratlar da büyük toplantılarında yeterince açık ve korkusuz olmaktan uzak durdular. iki parti de, geleneksel genellemeleri yinelemenin ötesinde yeni ve değişik bir umut ve yenilenme hedefi koymaktan uzak kaldılar. cumhuriyetçiler de, demokratlar da söylevlerinde, yarına sözlerinde "öteki"nin iktidarını korkutucu göstermeyi yeğlediler. demokratlar da, cumhuriyetçiler de kendilerinin seçiminin abd'yi yükselteceğini, geleceğin abd'sinin güçlü olacağını vurgularken; ötekinin seçimiyle abd'nin geriye döneceğini yinelediler.
birbiri ardına yaşanan gösterileri veri olarak alırsak; demokratlar iktidara daha coşkunca istekli diyebiliriz. bunun ötesinde belirleyici olanın seçim çalışmasının örgütlülüğü olan insanla; yönlendirme gücünün dayanağı olan para olacağı kaçınılmazdır. insan öğesinde coşkunluk, birlik anlamında demokratlar 7 eylül'de öndedir; mali destekle, toplanan para tutarında cumhuriyetçiler 7 eylül'e önde giriyorlar.
demokratlar, geleneksel olarak da, 6 eylül'de de: devlet güçlüyse, ülke güçlüyse, toplum güçlüyse pazar da canlıdır, yurttaşlar da güvenlidir, mutludur öncelikleriyle vurgusunda 6 kasım'a yürüyüşteler. cumhuriyetçiler'in öncelikleri ise: yurttaşlar özgür ve güçlüyse, ülke de, toplum da, devlet de güçlüdür, pazar canlılığını sürdürür, refah sürer.
abd'nin 6 kasım seçimleri sürecinde siyasiler genellemelerin ardına saklanmıştır demeliyiz. demokratlar da, cumhuriyetçiler de abd'nin güncel sorunlarına temel ve yeni çözümler, inandırıcı ve kalıcı yeni yönlenmelerin gereklerinin önderliğine özenmekten uzak olmasalar da ortaya koyabildikleri açık bir tasarım yoktur. demokratlar da, cumhuriyetçiler de: yanıma gelin, ardımda olun; abd de, siz yurttaşlar da bugünden mutlu refah düzeyinizi geliştireceksiniz iyimserliğinde. abd siyasiliğinin temel gücü olan uzlaşımdan iki siyasiliğin de anladığı birbirine benzeşimde düğümlenmiştir: doğrusu benim dediğimdir ile ödünü sen vereceksin, özveride öncelik senden başlamalıdır. sonuç olarak, abd'de uzlaşımsızlıkla, çözümsüzlük belirleyiciğini sürdürecektir. 2008 bunalımının geçici olarak, kısa süreli uzlaşımı çoktan geride kalmıştır. yeniden uzlaşmazlık günleri kaçınılmazdırla, bunalım uzarsa, kötüleşmeye dönüşürse uzlaşımın kaçınılmazlığı dayatması gelen yılların bugünden görüntüsüdür. kısaca, abd'nin pazarındaki cansızlıkla duraklama geride kaldığının rahatlığından mı kaynaklanıyor uzlaşımsızlık; yoksa, cansızlıkla duraklamanın çözümsüzlüğünün ağırlığından mı siyasiler uzlaşımda başarısız?
2008 seçimlerinde ırak ve afganistan savaşlarıyla yayılmanın ağırlaştırdığı sorunlarla abd'nin dıştan içe dönmesi egemendi. 2012 seçimlerindeyse, içerideki mutsuzlukla, geleceğe güvensizlik abd'nin içeriden dışarıyı görmesini engelliyor. abd için, iran yokmuş, suriye yokmuş görünümü egemendir. abd'nin meksika'yla, venezüela'yla, arjantin'le, brezilya'yla nasıl bir geleceği olacağının izi ve izlenimi yoktur. avrupa, asya, afrika abd için uzaklarda durmaktadır bugün. iki yılı bulan "arap baharı" oluşumu abd'ye ne getirdi, ne getirecek sözkonusu değildir. bu durumu değişik anlamlandırmak olasıdır. birincisi ve kolaycı olanı açıktır: abd, dışişlerinde demokratlar ve cumhuriyetçiler olarak özde uyumludur ve uzlaşım güçlüdür; bunu sağlayan da, 2008 seçimlerindeki abd yurttaşlarının seçimi etkili olmuştur diyebiliriz. ikincisi ve zor olanı da şudur diyebiliriz: abd, gücünden öteye yayılmıştır ve yaltım siyasetine geriye dönüşün eşiğindedir.
cumhuriyetçiler için de, demokratlar için de seçimlerde abd'nin çoğunluğu, neredeyse, yoktur. kaliforniya ile new york ve teksas seçim dışı görünümündedir. florida, ohio, wisconsin ve michigan'a takılıp kalmıştır abd siyaseti. ne kırlar kentler ayrımı; ne de, kuzey güney karşıtlığı siyaseti belirlemez görünümündedir. günümüz abd siyasiliğinde varsıl yoksul karşıtlıkları da silik ve üstü örtüktür. bir yıllık geçmişi olan yüzde bir yüzde doksandokuz tartışması da; vergilerimin kullanılmasını siyasilere bırakmam diyen tepkici "çay partisi" de taşkınlıklarından geriye çekilmiş durumdadır. benzeri biçimde, özellikle 2008 seçimlerinde belirleyici olan seçkinlikle sıradanlık karşıtlığı aşıldı mı? ya göçmenlerle, abd harmanında erimeyenlerle öğütmeyi canlandıranlar?demokratlar da, cumhuriyetçiler de aşırılıkları, uçları denetim altında geriye atmış görünümdedir.
bir anlamda, bugünden öngörümüz şu olmalıdır: abd fırtına öncesi sessizliğiyle mi gidecektir seçimlere; yoksa, kalan seçim günleriyle, ertesinde büyük fırtına mı kopar?
sonuçta, 2012 seçimleri, beni/bizi seçin abd güçlü ve zengin olacaktır; amerikan düşü süregidecektir noktasında başlamaktadır. demokratlar da, cumhuriyetçiler de, amerikan düşünde başarılı olanların öykülerini yineleyerek siyaseti gösteriye indirgemiş durumdadır. abd, yaratıcılık ve buluşla kalkınma düşünün gerçeklenmesinin sermaye oluşumu ve birikimi eksikliğini nereden ve nasıl bulacağını saklamış görünümdedir.
6 eylül 2012, college station, texas.