10 Ağustos 2012 Cuma

cumaları -- 383.

londra'da olimpiyat oyunları sonlanmak üzere. abd gibi sporun her türlüsüne sonsuz kaynak ve olanak sağlamış ülkenin sporcuları, yüzyıldır olduğunca, bukez de önde. insan çabasının, insan bedeninin, insan gücünün sınırlarında yarışan kadın erkek seyredenlere nice sevinçler, nice üzünçler, nice kıvançlar veriyor. yarışmaların sonunda, bayrağını kapanların kazanımlarını bireyselden öteye, takımdan öteye ülkeselliğe taşıma eksiksiz sürüyor. yeni nesillerle, yeni tutkuluların olimpiyat geleneğiyle meşalesini sürdüreceği görünüyor.

londra'da yarışmalar aralıksız sürerken, şam'dan sonra halep'te de yıkım ara vermeden sürüyor. beşar esad yönetiminin sonu olmayan direnişiyle saldırganlığının uzamasıyla suriye'de olmaycak beklentiler geliştirenler de ortalıktan eksilmiyor. suriye'de, içsavaş uzadıkça, daha önce yugoslavya'da olmayan, ırak'ta olmayan, libya'da olmayan suriye'de olur mu umuduna kapılıyor ya da ya esad sürerse diye ortada duruyorlar. esad'ın çoktan etkisizleştiği, gücünün tükendiği gerçeğini benimsemek için az kaldı. sorun esad'ın gitmesi gerektiği, esad'ın gideceği değil; esad sonrasının suriye'yi nasıl birlikte tutabileceğidir. suriye'de bir sonraki sorun: esad hanedanının yıkımlarına karşı öç duygusunun nasıl gerçekleneceğiyle, nerede duracağıdır.

suriye'den yola çıkarak suriye'de ve çevrede parçalanmalar öngörmekle, toplulaşmaktan çok yeni parçalanmalarla yüzyıllık kanı, düşmanlığı körüklemekten umarı olanlar da var. suriye de, ırak gibi son yüzyılın yapaylıklarından olsa da, yaşanan süreden sonra sürekliliklerini koruma barışı hızlandırıcı olur. suriye ve çevresinden yeni parçalar umanlar, parçalamayı zorlayanlar barışı öteleyici konumdadır. yirminci yüzyıl'ın başındaki parçalanmaların eksiklikleriyle yanlışlarını yeni parçalanmalarla ne değiştirmek kolaydır; ne de barışı sürekli kılıcıdır.

suriye örneği öncesinde hep tartışıldı ve her özelde "dıştan" müdahalelerin gereksizliğiyle çözümsüzlüğü yinelendi. suriye örneğinde de yaşadığımız gerçeklik ne oluyor? dışarıdan baskı olmayınca, içerisinin zorbalığı durmuyor; zorbalık geliştikçe, yıkım da, daha çaplı, daha derin daha uzun süreli oluyor. suriye'de dıştan müdahale olmadan esad'ın bitişi noktalanabilecek midir sorusu, hala, yanıtsızdır. benzeri biçimde, son darbe için ya da esad sonrası kargaşayı denetlemek için, suriye'de dış müdahelenin bileşimiyle önderliği ne olacaktır sorusu da yanıtsızdır. sonunda, suriye'de birleşmiş milletler çözümü mü yaşanacak; yoksa rusya'yla çin'in dirençleri kırılamazsa bölgesel çözümlerle mi sonlandırmaya kalkışılacak? bu soruların sorulması, yarın yanıtlanacağını da getirecektir.

türkiye, küreselde, ensona kalmış yalıtılmışlardan "myanmar"dan ne bekliyor? abd'nin dışişlerinden sorumlusu hillary clinton'un myanmar'ı ziyaretinden sonrası davutoğlu'nun da myanmar'a gitmesi nedir? abd'den bağımsızdır gezi ve ilişkiler demek güçtür. türkiye'den birkaç yapımcının önünü açmaktan yararlanacak olanlar myanmar'da, somali'den, sudan'dan ne buldularsa; benzerini bulacaktır.

abd'de seçim süreci cumhuriyetçi başkan adayı mitt romney'nin yardımcısını açıklamasıyla, bir süre yeni bir gündem ve yeni bir odak bulacaktır. mitt romney'nin, temmuz ayı'nda da, önceki ayların benzeri yüz milyona varan bağışları nerde ve nasıl kullanacağını bilmiyoruz ama düşünebiliyoruz.

10 ağustos 2012, college station, texas.