chp, kurultayı'nı geride bıraktı. son kurultay'ı, chp'liler nasıl izledi; türkiye izledi mi? bunlar önemli sorulardır. chp, bilinen chp'dir; chp'den ne beklenir bilgiçliklerini atlamak gerekir. chp'nin bunca kurultay yapmasını eksiklik görme anlayışıyla yaklaşımı demokrasi terbiyesinden yoksunluğu gösterir. türkiye'de beş kurultay toplamış nice siyasilik olmuştur ama, on kurultay toplamış olanı kaçtır? türkiye'de demokrasinin eksikliklerinin birinci göstergesi olarak şunu bellememiz gerekir: düzenli ve kararlı olarak kurultay toplama geleneğiyle kararlılığı artmalıdır, çoğalmalıdır. demokrasinin yerleşikliğinin kökleşmesinin olmazsa olamazıdır siyasi partilerin sürekliliği.
chp kurultay'ı ne getirdi? chp genel başkanı için, yaşanan kurultay ilki değildi ama, kemal kılıçdaroğlu'nu ençok tanımlayanıydı. kemal kılıçdaroğlu, tartışma başlatan olmaktan çok, tartışmayı öteleyen ve bağlayıcı olmaya özenli görünüyor. ayrıca, ayırıcı ve arındırıcı olmaktan önce: "sen de gel; siz de gelin" yaklaşımında. bunlar önemli ve gerekli siyasi davranışlardır ve siyaset erdemi olarak da değerlidir. yine de, ne tartışıyoruz ya da şunu tartışmalıyız demeyen yaklaşımın içerdiği zayıflıkları da görmemiz gerekir.
chp'nin, günümüzdeki, siyasi anlayışında, geleneksel ve değişmez chpliler, nasıl olsa bizledir ve bir de küskünler, yakınlar, chp'yle olması istenenler katılırsa çoklaşma kaçınılmazdır beklentisi egemen. bu doğru mudur, geçerliliği nedir diye sorgulamak chp içinden olası görünmüyor. salt chp'yle özgü olmayan: sırası mıdır örtülülüğüyle, günümüzün ivedi sorunları ve güncelliğinin gereklerinden dolayı, sürekli ötelemek, sağlıklı tartışmayı önleyici oluyor. daha da kötüsü: tartışma olmasından korkunun egemenliği suskunluğu getiriyor. kurultay günleri dışında biraraya gelemeyen, gelemeyecekler kurultay'da oluşan birliktelikten kolayca uzaklaşıyor. tartışma mı gerekir; şimdi söz günü değildir; eylem sırasında tartışma ayrılığı getirir kuşkuculuğuyla korkutuculuğu ise aşılamayan öteki eksikliktir.
chp'nin yaşadığı kurultay'da bu genellemelerle denkleşen de, özdeşleşen de siyasi davranışlar bulmak zor değildi. chp kurultay'ında olması gereken neydi? örneğin, kemal kılıçdaroğlu'nun açıkça söylediği, yeni anayasa yazımından chp uzak kalmayacaktır ilkeselliği chp'nin her düzeyinde yinelenmelidir. akp'nin yüzde altmışyedi olmadığı sürece akp anayasası önerisinin olabilirliği yoktur. akp'nin, yüzde altmışyedi çoğunluk düzeyine erişemeyeceğinin vurgulanması gerekir. akp ile chp'nin türkiye'nin yüzde altmışyedisini aştığı gerçeği de açıkça yinelenmelidir. akp ile chp dışında kalanların, türkiye'nin bu gerçekliğine göre anayasa yazımına katılımını sağlamak gereği de açıkça duyurulmalıdır.
akp anayasa yazamaz; akp'nin yazacağı anayasa olmaz yinelemelerinin, istenmeyen çıkarımı şu oluyor: chp, 12 eylül'ün dayatmacı, baskıcı anayasası'nı savunuyor. o durumda da, akp'nin anayasa'yı değiştirme için, chp dışı desteklerle yüzde altmışyediyi bulma arayışlarıyla oyalanması ve anayasa değişimini geciktirmesi gerçekliği süregidiyor. kısaca, chp'nin, geride kalan kurultay'ından chp'nin anayasa siyaseti açıklık kazandı mı? evet demek zordur; ek olarak, seçim öncesi anayasa değişimi olmayacağını öngörmek için de yeterli veri ortadadır.
chp kurultayı'ından türkiye cumhuriyeti'nin suriye'yle, iran'la, ırak'la, mısır'la konumu ne olmalıdır konusunda siyasi ilkeler açıklık kazandı mı? evet demek yine kolay değildir. akdeniz'e gömülen uçağımız konusunda bir yığın söz söylenmesinin ve akp'nin türkiye'yi zayıf gösterdiği konusunda genellemelerin ötesinde chp, türkiye'yi nerede görüyor?
tüm bunların yerine, chp kurultayı diye yoğunlaşma neydi? parti yönetiminde görev alacakları kimin seçtiği, seçilenlerin kimi temsil ettiği dışa yansıyan, kalıcı olan belirginliklerdi. tartışmanın ötelenmesi derken bunu anlamalıyız. halep orada, şam da orada; chp şam'da, halep'te nerede? chp'de yönetim gücü bulanların şam diye, halep diye birliktelikleri nerede? akp'nin nerede olduğunu biliyoruz artık. chp'nin nerede olabileceği, nerede olması konusunda, birlikteliği bırakalım, tartışması yoktur. tartışma olsaydı akp sarsılırdı; tartışma olmaması, chp'nin bir ve birlikte olduğunu göstermeye yetmiyor.
akp'de, akp dışında kalanlara uzatılan elin boş kalmayacağını bilmiyoruz ya da nasıl dolacağını da bilemiyoruz. ne biliyoruz? bildiğimiz, parti içinde ve dışında tartışma izlenimidir. tartışma olur mu; yoksa tartışmasız olsun deyip üstü mü örtülür?
akp, geç de olsa, içini açmayla dışa açılma noktasına gelmiştir. akp'nin geldiği yerde, yeniden içine kapanmaya dönüş mü yaşanır; yoksa, altüst oluşlara mı yönelinir? akp'de bu belirsizlikteyiz.
avrupa'da borçlar yüküyle mali birliktelik için arayışlar belirsizliğini koruyor. bir yandan avro yöresi ülkeleri avrupa birliği'ne sarılmayı sürdürürken; avro yöresi yerelliklerinde sokak gösterileri dinmek bilmiyor. avrupa'daki mali sermaye tıkanıklıklarıyla iktisadi yaşamdaki durgunluk sürüyor; sürmesinin ötesinde gitmek bilmeyeceği kuşkusu da gitmek bilmiyor. abd de, avrupa'daki belirsizliği kendi pazarının yetersiz kalkınma için açıklayıcı neden görüp göstermeyi sürdürüyor. abd için de, ab için de, küresel için de çin'in iç pazarı tüketime zorlayıcılığının getirileri belirsizliğini koruyor.
suriye'de cenevre uzlaşımıyla, türkiye'nin rusya'yla arayışları günlerinde üst düzey yetkililerine yapılan saldırının beşar esad yönetimini sarstığı açıktır. israil'in, gün bugündir deyip, 2006'da durakladığı lübnan'a saldırıya geçmeye yönelmesiyle, abd'nin rusya ve çin'i beklemeden oldubittiyi zorlaması hız kazandı diyebiliriz.
tunus seçimleri gibi, libya seçimleri de büyük kargaşa getirmedi diyebiliriz. mısır'daki yatışmanın uzlaşım değilse de, sokaklarda kavga etmekten uzak durma olarak yaşandığı açıktır.
20 temmuz 2012, college station, texas.