6 Temmuz 2012 Cuma

cumaları -- 378.

suriye'de kanlı iktidarın sonuna yaklaştıkça, suriye'de, türkiye'de, ırak'ta, iran'da gerilim artıyor. beşar esad sonrasında değişim suriye'yle kısıtlı kalmayacaktır. esad'ın nasıl gideceği belirleyicidir. şimdilik bilinenleri yineleyelim öncelikle: türkiye'nin, kendi başına, onca düşmanca karşıtlığa karşın esad'ı alaşağı etme gücü yok. ikinci olarak, suriye'nin içinden esad'ı yokedecek ne kitlesellik yeterince gelişti; ne de, içeriden darbe girişimi gerçeklendi. hala, içeriden darbe ya da esad'ı ortadan kaldıran bir kalkışmanın başarılı olma olasılığı vardır. bu sonuç, suriye için de, türkiye için de, abd/ab için de, rusya ve çin için de eniyi çözüm sayılmalıdır. neden? hem esad gitmiş olacak; hem de esad'sız suriye ortadoğu ve küreselde dengelerin değişmesine neden olmayacak. örneğin, mısır'daki sonuç da, bir anlamda benzeridir. arada hüsnü mübarek gitti ama, hem egemen askeri yönetimle, halkın siyasi olarak kendini açığa çıkarma gücü birlikte olmaya katlanacağını, şimdilik, gösterdi. bir anlamda, mısır'da değişim ötelendi. suriye'de de benzeri çözüm yaşanabilir. yoksa, esad'ı yerinden edecek iç güç de kanlı öçalmayla, esad yönetimini aratır. suriye'de olmayan, mısır'da olan genç nüfusun, abd teknolojileriyle, siyasi olanaklarıyla güç olarak sokaklarda özgürlük arayışıdır. suriye, libya'ya daha çok benzemektedir. benzemeyen yanı libya'nın çevresinden yalıtılmışlığıydı. suriye'nin ise hem içinde rusya var, hem iran, hem suudiler, hem de türkiye. bir de libya'ya aykırı olarak dışarıdan abd/ab'nin güç gösterecek olanakları kısıtlıydı. abd, suriye'de hiç olamadı. abd, libya'da, kaddafi gitmeden, neredeyse üç yıl abd sızmasıyla avrupa vardı.

suriye'de 1989'dan bu yana ilk kez yaşanan da, askeri varlıkla abd/ab'ye direnirmiş gibi görünen rusya varlığı oldu. suriye'de 1989 sürecek mi; yoksa, 1989, suriye'yle yön değiştirir mi? suriye'deki düğüm noktası budur. rusya, iran'ı da yanına alarak abd/ab'ye dur deme gücünde direnir mi? rusya esad'sız, kendine dayanan bir yönetim oluşturabilir mi? rusya'nın direnmesi de, rusya'ya dayanan yeni suriye yönetimi de uzun süreli olamaz. suriye'de şam ve halep'de son kalışma ve kargaşa olacak mı? günümüzün sorusu bir yıl aşkındır sorduğumuz sorudur. soru günümüzde de yanıtsızdır ama hep yanıtsız kalmayacaktır.

türkiye, suriye dolayısıyla dışa dönük görünüşünde zararlıdır bu anda. esad'ın nasıl gideceğine göre türkiye'nin konumunda değişim olsa da, türkiye'nin gücünü eksik ve gereksiz yere ortaya sürme gönüllülüğü geriye tepmiştir. türkiye'ye dışarıda pirinç olmadığı anlaşılmıştır ama evindeki bulguru da yerindedir. bunun değişebilirliğini kıyıda tutalım; neden türkiye güçsüz görünmüştür?  sorunu suriye olarak görmüş olmak en büyük yanılmaca olmuştur. rusya ve çin'in 1989'dan bu yana gelişmişliğini, yoksaymasa da, yeterince değerlendirememiştir türkiye. rusya ve çin abd/ab'yle savaş yapmazlar ama, abd/ab'ye dur deme gücünü gösterebilirler yoksayımı türkiye'yi zora düşürmüştür. türkiye rusya ve çin'le de olabilirdi.  türkiye'de, 1945 seçmesinin, abd/ab'yle birlikte olmanın sürdüğünü suriye savaşında da yaşıyoruz.

suriye savaşı, türkiye'nin içindeki siyasi karşıtlıkların, geçici süre için de, ulusal amaçla da, uzlaşmaz olduğunu yeniden öne çıkarmıştır. türkiye'nin suriye'deki kanlı esad yönetimine dur gücünü bulmamasında bu siaysi parçalanma etkinliğini yeniden belirleyici kılmıştır. türkiye'de savaştan yana olan güçlerin zayıflığı türkiye'nin gücüdür ama ulusal birliğin gerektirdiği anlar için de düşünüdürücüdür. doğal ki, türkiye'ye doğrudan saldırı durumunda ulusal birliğin sağlanması anında yaşanır ama, türkiye'nin dışarıda güç arayışına türkiye'nin içinden destek olmaması hem içeride, hem dışarıda güçsüzlük olarak yaşanmaktadır. bunun değişmesini de beklemek yanlış olur. 1990'da turgut özal yönetimi de bu noktada duraklamıştı; tayyip erdoğan da yerinde durmasını bilmiştir. türkiye'de siyasilerin, türkiye'nin çoğunluk olarak, savaşa desteğin zayıflığını siyasi olarak belirleyici görmesi ve koruması egemen olmalıdır. kısaca, "yurtta sulh, cihanda sulh" zayıflık olarak değil güçlülük olarak alınmalıdır. erdoğan yönetimi de yaşayarak anlamıştır. türkiye'de ulusallık da, islami inanış da savaşın değil barışın güçlendiricisidir.

avrupa'da avro'yu koruma ve sürekli kılma uğraşı kesintisiz sürüyor. abd'de seçim sürecinde iktisatın 2007'de, 2008'de yaşadığı duraklamanın, gerilemenin geriletilememesinin korkusu sürüyor. 2012 seçimlerine dört ay kala işsizlikte iyileşmenin gerçeklenmemesi abd'nin belirleyici sorunudur. yaklaşık onbeş milyona yakın işsizlerin ötesinde çalışanların gelirlerinde duraklamanın getirdiği tüketim kısıtlamaları tüketici toplum anlayışını altüst etmemiştir ama, etkinliğini egemen kılmıştır. abd'de kişisel ve firma düzeyinde tüketimle yatırım coşkunluğu gerilemiştir. kamunun harcama yapmasına da direnç güçlüdür. bu durumda abd'nin gelişme ve büyüme beklentileri küçülmüştür. bu istenen değildir ama yaşanan gerçeklik de budur. abd'nin geleceğe güveni sarsılmıştır; abd'de gündelik ve geleceğe yönelik iyimserlik yerini korkuya ve güvensizliğe bırakmıştır. bunun kolayca ve hızla değişmeyeceğini güvenle yineleyebiliriz.

meksika'da yaşanan seçimler meksika'da üretim ve bölüşüm sorunlarının "pan" yönetiminde kolayca ve hızla değişmeyeceği yaşanınca, meksika'nın yenilenmiş "pri"de yeniden çözümleyici güç umuduna gelmesi ne getirir? abd'yle meksika ilişkilerinin korunacağı tartışmasızdır. meksika'daki seçimin sonuçlarıyla venezüela seçimlerinin de chavez sonrasını getirebilecek etkiyi çoğaltacağını öngörebiliriz. ayrıca, şili'de, bolivya'da, peru'da, paraguay'da meksika'ya yaklaşma güç kazanacaktır. yakın günlerde, paraguay'da seçimle iktidardaki 2000 öncesi "pri" benzeri, günümüz bolivya benzeri yürütme meclis oldubittisiyle iktidardan olmuştur. güney amerika'da arayışlar bitmiş değildir; demokrasi içinde arayışlar daha da belirginleşmiştir.

6 temmuz 2012, college station, texas.