8 Haziran 2012 Cuma

cumaları -- 374.

16-17 haziran'da mısır'da başkanlık seçimi var. geçtiğimiz günlerde mısır'da yönetimde olan askeri konseyü mısır meclisi'ni anayasa komisyonu kurmakta geciktiğinden uyardı. mısır'da başkan seçilecek ve sonrasında anayasa komisyonu, ardından anayasa tartışmasıyla onaylanması ve oylanması. sonrasında da, yeniden, yasaklıların da katılacağı, yeni anayasaya göre başkanlık seçimi. tahrir'de özgürlük yükseltenlerin hüsnü mübarek'in gitmesinden öteye umutları olduğu biliniyordu. anayasa öncesi son seçime on gün kala hüsnü mübarak'in yeterli kanıt olmadığından yaşama boyu hapis yargısının açıklanmasının gereği neydi, anlamı nedir? tahrir azınlığı, siyaseti iktidar olmaktan önce, iktidar yıkma olarak yaşadığından hüsnü mübararek yargısıyla tahrir'e yığıldı. açıktır ki, 2011 tahrir kalabalığı ve coşkunluğundan çok: "ölmedik, ölsek de gitmeyiz" anlayışıyla.

mısır'da ne olur? öyle görünüyor ki: müslümanlar iktidar olursa, geriye dönüş olmaz diyenlerin tümü ahmet şefik'te toplanıyor. müslüman olsun da diyenler de, müslüman biraderler'in ikinci (ya da yedek) adayı muhammed mursi'de toplanıyor. mısır'ın çokluluğunun ikiliğe dönüştüğü bir seçime gidiliyor. ahmet şefik seçilsinden çok müslüman seçilmesin oyları bir yanda; ne olursa olsun, önce müslümanlık kazansın oyları öteki yanda. askeri konsey'in seçim sonuçlarını nasıl onaylayacağı ya da başkan seçiminden sonra da partiler üstü, meclis üstü, seçilmiş başkan üstü, toplum üstü ve tahrir karşıtı olarak nasıl yaşayacağını bilen yok. yaşayarak göreceğiz, bileceğiz. iran'da 1979'da yaşananların benzerine gidildiğini söylemek için önyargılı olmak gerekmez. olan ortadadır. askeri konsey çekildiği anda iran'da yaşanan şii devrim'in sünni olanı mısır'da yaşanacaktır ve tahrir, tarihsel olarak, yenilmiş olacaktır. ola ki, askeri konsey olmazlanırsa, tahrir, çin'deki tianenmen'deki benzeri kansız dağılıp sonlanacaktır. direnirlerse de kanlı biteceklerdir.

mısır seçimlerinde bildiklerimiz, öngörebildiklerimiz budur.

ya yunanistan? öyle anlaşılıyor ki, yunanistan'da sokakları teslim almak yönetimde pay vererek ve yönetimin içine hapsederek gerçeklenecektir. "syriza"nın yunanistan'ı ab'den de, avro yöresinden de çıkarmayacağı açıktır. abd/ab de, yunanistan da sorunun çözümlenmesinin ötelenmesinde uzlaşıktır.

abd'de pazarın canlılığının yavaşlamasıyla, işsizliğin istenmeyen yükseklikteki kararlılığı sürerken; "fed başkanı" ben bernanke'nin abd meclis'indeki geleneksel son konuşmasındaki belirsizlikle; çin'de "kapitalizme özgü" faiz düşürmeyle pazarı canlandırma çakıştı. çin pazarının canlanması mı abd'yi de daha canlı kılar; yoksa, abd'nin daha canlanması mı çin'i de yeniden canlandırır zaman içinde yaşayacağız. şunu, açıkça söylemeliyiz: çin'deki yönetimin çin devrimi'nin yeni bir aşaması da, komünizmin ön evresi de olmadığı ortadadır. çin, tarihte nice örneğini gördüğümüz geç kalmış bir sanayileşmeyle kentleşme olgusunda hızla gelişmektedir. tarihteki kendi öncülleri gibi duraklamalarla patlamaların izlemesi zaman içinde ilk yaşananalar olacaktır. patlamaları öneleyici önlemlerin yetmezliği de, baskıların, zorla üstesinden gelmelerinden kolayca başarılamayacağını göreceğiz.

abd'de savunma bakanı leon panetta, obam yönetiminde dışisleri bakanı clinton'u da, maliye bakanı geithner'i de gölgelemiştir. enson pakistan'ı uyarıcı sözlerinin gereği ne olur göreceğiz. pakistan yönetimlerinin egemenlik kuramadığı veziristan'a abd'nin pakistan'dan bağımsız saldırılarını arttıracağını öngörmek olağan görünüyor.

nedense abd, suriye konusunda panetta'yı değil de, clinton'u önde ve sözcü olarak kullanıyor. suriye konusunda rusya ile çin'in abd/ab çizgisine gelmemekteki direnci sürerken türkiye'nin de küresel güçlerin önünde değil de ardında olduğu gerçeği gerçekliğini koruyor.

türkiye'de bir yandan başbakan tayyip erdoğan'ın akp'yi de, türkiye'yi de tutsaklaştıran gündem belirleyiciliği sürerken; bir yandan da muhalefetin dağınıklığıyla cılızlığı egemenliğini sürdürüyor. chp'nin başkanı'nın yürekli biçimde güneydoğu'daki barışı süreklileştirme uğrunda başbakanla görüşmesi siyasette olumlu sayılırken toplumun sessizliğini açıklamak zorlaşıyor. başbakan erdoğan'ın chp'yi bdp'yle bir ve benzer görmesinin ardından gelen kılıçdaroğlu'yla erdoğan görüşmesine mhp'nin tepkisi de akp'yle chp'yi bir ve birlikte göstermek çabasının gerçekliği nedir? bunların üstüne bdp'nin bağımsızlık yerine eşitlik demesi barışın, uzlaşımın yakınlaşmasının olanaklarının ipuçlarını vermediğini gösteriyor diye görmeliyiz.

8 haziran 2012, fort worth, texas.