11 Mayıs 2012 Cuma

cumaları -- 370.

fransa'da seçim beklenen sonuçla yaşandı: hollande bir milyon seçmen çoğunlukla başkanlığı kazandı. sarkozy de bir dönemden öteye gidemeyen bir sıradanlıkla fransa'dan da, küreselden de kalktı. sokak gösterilerinin korkusunu kullanan siyaset bitti mi? hollande'ın yönetimi gerilimleri önleyici olabilirse, fransa'da bir süre sokakların korkusuyla siyaset yapmak geçerli olamaz. hollande için sorun açıktır: çalışanların gelecek kuşkularını azaltırken, toplumsal güvencelerini koruyucu olabilmek. avrupa'da pazarın durgunluğu süresinde zorlu günlerde hollande da dağılabilir. fransa'da gerilimin çözümlemesinden çok denetlenebilirliği oylanmıştır.

yunanistan seçimlerinden de, bir anlamda, beklenen çıksa da, yunanistan'ın geleneksel oy dağılımları altüst olmuştur. yunanistan'daki oyların parçalanmışlığı geriye döner mi? yoksa, bundan sonrasında bu yeni oluşumlar mı sürekliliktir? öyle görünüyor ki, geleneksel kitle partileri "yeni demokrasi" de, "pasok" da dağılma sürecindedir. dağılma süreci, tümden tükenişe varmayabilir ama, yeniden yüzde yirmilerin üstünde oy toplaşması epeyi zaman gerektirecektir. yunanistan seçimleri yedi partili parçalanmışlık ortaya çıkarmıştır. yüzde yirmiyi toplayan parti yoktur. en yüksek oy oranı yüzde ondokuza varmamıştır. en önemlisi de şudur: birinci parti yeni demokrasi ile ikinci oy çokluğu "syriza blok" oyları arasında yetmişbin oy ayrımı vardır ama temsilci sayısında birinci parti ikincisinin iki katındadır. daha da çarpıcı olanı da şudur: ikinci oy çokluğuyla üçüncü oy çokluğu "pasok" arasında ikiyüzbin oy ayrımı olmasına karşın temsilci sayısında ayrım onbirdir. bunun anlamı şudur: yeniden seçime gidildiğinde, "syriza" bu aşamada, "koalisyon" kuramadığı partilerle, seçim birlikteliğiyle birinci oy çokluğuna erişmeden öteye temsilci sayısını iki katına çıkarabilir. bu olabilir mi? komünistlerle, demokratik solcular için büyük seçme günüdür.

benzeri birliktelikler öteki iki büyük oyçokluğu için de düşünülemez mi? o birliktelikler zordan öteye olanaksızdır. "bağımsız yunan" da, "altın şafak" da ab"nin dayatmacılığına karşıt olmayı tek ve değişmez hedef koymuştur. geriye ne kalıyor? geleneksel iki partinin "ab" hedeflerinde uzlaşımı. bu aşamada uzlaşmamış olmaları sokağı yatıştıramazdı. haziran'da yeniden seçim olmayacak birliktelikleri getirebilir. şimdilik, bu aşamada, tüm partiler ab kararlarına uyum ve uyumsuzlukta seçim öncesi konumlarından geriye dönememiştir. bunun haziran seçimleri sonucunda da benzer olacağını söylemek kolaycılık olur. haziran seçimlerinde gücünü sokaklardan alan "syriza" birinci konumuna gelirse ab'den yana olanlarla da olabilir; ab karşıtlarıyla da olabilir. yeniden seçimle yunanistan'daki uzun süreli neler olabileceğini daha iyi anlayacağız. haziran seçimlerinde yunanistan'ın seçmesi daha açık olarak ab'yle mi, tümden ab'siz mi olacaktır? yunanistan, iki seçmeye de hazırlıklıdır ama abd/ab ab"siz çözüme hazırlıklı değildir.

6 mayıs pazar günü sırbistan'da da, ermenistan'da da seçimler yaşandı. geleneksel güç dengelerinde değişimi zorlayan sonuç gerçeklenmedi. ermenistan'ın donmuşluğuna karşı sırbistan'da yugoslavya'nın parçalanmasını getiren sırp ulusçuluğunun bir yere gitemeyeceğini gördük. sırp ulusallığının da ab'yle uyumlu olmaya hazır olmaları ulusalcı direnişin yalıtılmışlıktan kurtulma çabalarının yanında ab'yle olmada önderlik etme kaygusu da belirleyicidir.

mısır'da 23-24 mayıs günlerinde başkanlık seçiminin ilk aşaması yaşanacak. birinci aşamada başkan çıkması güçlü başkan getirir. oysa, 16-17 haziran ikinci aşaması ise daha uyumlu ve uzlaşımcı başkanlık getirecektir.

suriye'de beklenen ve çalışılan rusya'yla çin'in benimseyeceği esad'sız çözümü bulmaktır. suriye'nin içinden iktidara el koyabilecek güç son darbeyi vurabilecek olgunluğa erişememektedir. dıştan karışma beklentisiyle suriye'nin iktidar karşıtları yıpranmaktadır. esad iktidarı acımasızlığını sürdürmektedir.

abd'de pazar 2012'nin ilk üç ayı'na göre gerilemiştir. seçimlere değin inişli çıkışlı gitmesi doğalıdır. ola ki, başkan obama'nın yeniden seçilebilirliği pazardan sezinlenirse, düzelmeyle yükseliş erken başlar. 6 kasım seçimleri sonrası pazarın yükselişi de, gerilemesi de siyasilikten çok iktisadi nedenlerle daha ilişkili yaşanır.

abd'de önce başkan yardımcısı joe biden'in, ardından barack obama'nın, uzun süredir direnilen eş cinslerin evlenme haklarından yana olduklarını açıkça kamuya aktarmaları seçimler için belirsizliktir. abd'de afrika kökenlilerin eşcinsel evliliklerine direnci obama'yı oylamada oydan kaçmaya neden olur mu? istenense, afrikalı kökenlilerin direncini kırmaktır. benzerini cumhuriyetçiler için de öngörebiliriz. cumhuriyetçi aday mitt romney'nin başkanlığı kazanması eşcinsel haklarında kazanımları, bir süre için, durgunluğunu getirir; obama'nın kazanması ise, ileride cumhuiryetçi parti kaynaklı eşcinsel direnci bitirmese de epeyi zayıflatır.

türkiye'de, "3 temmuz süreci" diye yaşadığımız, futbola, fenerbahçe'ye, aziz yıldırım'a saldırıda en büyük dönemece varılmıştır: fb-gs şampiyonluk maçı. ardından da, fb için, bir de ikinci kupa karşılaşması vardır. fenerbahçe'nin iki zorlu maçla, iki kupalı konuma varması futbol karşıtı, türkiye'de her ilişkide, her yerde kirlilik öngörüsünde olanları, geçici suskunluğa itecektir. türkiye'nin bu güçleri kendilerinden sorulur seçkincilerin, ilk fırsatta, yeniden ortada olacakları açıktır. türkiye'de maçlarda karşıt takımların birlikte maç seyretmeleri, neredeyse, kalkmıştır. yeniden ve nasıl birlikte maç seyredilecek diye çok beklememiz gerekecektir.

11 mayıs 2012, college station, texas.