4 Mayıs 2012 Cuma

cumaları -- 369.

fransa'da başkanlık seçimi 6 mayıs günü yapılacak. sosyalist parti'nin adayı françois hollande yitirirse ya da birlik için hareketçi nicolas sarkozy kazanırsa, beklenmedik sonuç sayılacak. arada, milliyetçi marine le pen ise: "al birini, vur ötekine" anlamında sarkozy'yi yalnız bıraktı. buradan çıkaracağımız ilk sonuç ne oluyor? marine le pen ve destekçilerinde "geliyorlar" korkusu yok. değişen bişey olmayacak diyor le pen. sarkozy yenilgisi ardından, o seçmenlerden, marine le pen'e doğru kopuşlar bekledikleri açık. marine le pen, olmayacak duaya durmuştur diyemeyiz. fransa'da 6 mayıs'la, yatışmadan çok gerilim yaşanacağını, şimdiden, söyleyebiliriz.

abd'de fransa seçimlerine ilişkin anlaşılmaz, anlamsız bir kuşkulu bekleyiş var. "wall street" çevrelerinde "sosyalistler" kaygusunun ne temeli var, ne de gerçekliği. françois hollande seçilince fransa'da düzen de değişmeyecek, yeniden yapılanma da yaşanmayacak. sanıldığı, beklendiği gibi, kamu ödemelerinde artış ya da toplumsal güvencelerde genişleme de olmayacak. fransa'da seçimler sonrasının gerilimli yaşanacağının ikinci gerekçesi de budur. abd de belirsizliğe alışıp, yeniden uyumlanacak yeni yönetime.

6 mayıs günü, yunanistan'da parlamento seçimleri var. seçim yasağı getirilen dört parti dışında, otuziki partili seçim kargaşası yaşanacak. öyle görünüyor ki, geleneksel iki partiden "yeni demokrasi" önde, "pasok" kısaltmasıyla tanınan "sol" eğilimli parti de ardından gelecek. oy oranları ve oyçoklukları da yakın olacak. ençok merak edilen ve yunanistan'ın nereye gittiğinin ölçüsünü gösterecek olanı panos kamenos'un "bağımsız yunan" oylarıdır. bir seçimlik parti midirler, yerleşik bir parti olurlar mı? 6 mayıs oylamasından önce kestirimler zordur. türkiye'deki karşılıkları, belirleyici ve sürekli olmayan "genç parti" olgusuna benzerdir. yunanistan'da çok partili, iki kutuplu siyasilikte ne değişir ya da değişen olur mu en önemli sonuç olacaktır. yunanistan'ın seçimi, yunanistan'dan çok ab'nin seçimidir. ab, arınmadan sürebilecek midir; yoksa, ab, yunanistan'la bunalımını nereye değin sürdürebilir?

türkiye'de, günümüzden, geleceğimizden çok "geçmişi" tartışmak, hergün yeni bir "geçmiş" konusu bulmaktan eksik kalmıyor. 1 mayıs diye, günümüzde, olağanlaşması gereken; olağanlaşmış bir toplaşma konusundan, yıllardır tartışmalı ve 1 mayıs'ı başladığı yerde bitiren 1 mayıs 1977, albaştan gündem oldu. toplumsal bir kargaşayla kanlı bir gerilimin uzantılarından yersiz tartışmalar çıkarmanın yararını ve gereğini düşünmeden sorumsuz değerlendirmelerle yeni kargaşalarla gerilimlere hep benzeri kişilerin, kümelerin önderlik etmesinden varılacak yeni ne olabilir? bişey olmadığını, o tartışmalarla elenenleri görünce daha açık anlayacağız.

başbakan erdoğan'ın, toplumsallığın her alanına söz yetiştirme, sözlü yarışmada en üste çıkması sıradanlaşıyor. spordan sanata, bilimden tarihe, diplomasiden siyasete sıradanlıklara onca yatkın, başbakan erdoğan görünümü, gerilimleri yatıştırmaktan çok gerilimi canlı tutmaya neden oluyor. istenen o olmamalıdır. türkiye'nin gerilimlerinin yatışması da, yatıştırılması da öncelikli görevi olmalı başbakanın. yaşadığımız da, gördüğümüz de gerilimleri germekten uzak duramama durumudur.

türkiye'de, sorunları, sonuca bağlamak, sonlandırmaktan çok sürüncemeden umarı olmak davranışıyla, sürekli öteleme geleneği belirleyiciliğini koruyor. sürekli sürünceme, sürekli öteleme, sürekli yeni sorunlara sapmaktan toplumsal bıkkınlık egemen konumdadır. ne öncelikler kavramı; ne de, bir bir çözelim yaklaşımı tümden unutulmuştur. her konuyu, her sorunu çözeriz anlayışıyla, sorun yaratmak değişmezliği gündemdir.

abd'de 2012 seçimlerinin demokrat obama ile cumhuriyetçi romney arasında olacağının kesine yakınlığı ardından karşıtlıklar keskinleştirilmektedir. bir yandan mitt romney, rick santorum'la newt gingrich'in romney eleştirilerini törpülemeyi, yumuşatmayı ve gidermeyi öncelikli siyaset yaparken, bir yandan da obama'ya söz yetiştirmektedir. geçtiğimiz günlerde, afganistan'la pakistan'daki gelişmeleri konu edinen romney olsa yapamazdı ya da carter da yapardı tartışmalarının seçmen kitlelerinde ne düşündürücü ne de değişime neden olucu siyasilkler olmadığını öngörmeliyiz.

abd'de yıpratıcı işsizlik yükü de, üretimde, yatırımlarda hızı düşük kalkınma da, bütçe açıkları da yapıcı, yapısal değişimi gerektiren sorunlar olarak dağlar gibi ortada dururken, niteliksiz tartışmalar seçmenlerin katılımını da, coşkunluğunu da, umutlarını da yükseltici olmuyor.

4 mayıs 2012, college station, texas.