önce fransa'da seçim sonuçları: françois hollande ençok oyu alırken, nicolas sarkozy geride kaldı. üçüncü sırada da marine le pen. sayılara bakarsak, sosyalist parti'nin adayı hollande, bir önceki 2007 seçimlerindeki sosyalist adaydan çok oy aldı. sarkozy, 2007'deki oylarının gerisinde kalırken marine le pen oylarını, 2007'ye göre iki katına çoğalttı. ilk yaklaşımdaö sarkozy'den kaçan oylar merine le pen'de yerini buldu diyebiliriz. ikinci aşamada ne olur? kilitin açkısı da marine le pen'dedir. marine le pen, sosyalistler gelmesin de diye yaklaşabilir ve sarkozy'de yığılabilir oylar. az beklenen, çok düşünülmeyen de olabilir. nedir o?
hollande, sarkozy'nin 2007'de topladığı tepki oylarının beklentilerine uygun hedefler ve söylemleri kolayca dışa vuruyor. örneğin, göçmen işçiler konusunda, sarkozy'nin yapamadığının yapılması gerektiğini savunuyor. göçmenlerin sayılarının da, haklarının da kısıtlanmasını vurguluyor. bu da, ahlak olarak marine le pen yandaşlarının, seçmenlerinin kolayca hollande'ın ardında toplaşmasını kolaylaştırabilir. marine le pen, bunu açıkça söylemez ama istemesi doğaldır. neden? çok açıktır ki, fransa'da göçmenler sorunu da, iktisadın genel gidişi de sarkozy de olsa, hollande olsa gerileyecektir. o durumda, ab düşü de gerileyecektir. marine le pen'in 2018'de birinci aşamada değilse de, ikinci aşamada fransa devlet başkanı olması olasılığı artacaktır. benzeri biçimde, sarkozy, marine le pen seçmenleriyle 2012'de de kazansa fransa'nın iktisadi gerilemesinde marine le pen, bugüne değin olmadığınca yakındır başkanlığa. 6 mayıs 2012 seçimlerinin getireceği başkanın gelen beş yılı zorlu geçecektir. hollande'ın iktisadi öngörüleriyle de, sarkozy'nin iktisadi yaklaşımlarıyla da fransa'nın iyileşmesi zordur.
6 mayıs eçimlerinin sonuçları fransa'dan öteye, önce almanya'da ve hemen ardında ingiltere'de etki yaparken abd için de sorunludur. fransa'daki seçimlerin sonuc ab'nin geleceğini etkileyebilecelk sonuçlara neden olabilir. avrupa'nın huzursuzluğu da, avrupa'nın iktisadi gerilemesi de abd için enaz istenendir. ab, erken ve hızlı gelişmeyle uzun va yavaşça sağlanan gelişmeyi zora sokmuştur. ab için gelişmeyle yayılma geride kalmıştır ama arınmayla geriye çekilme, neredeyse bitişe dönebilir. ab'nin yunanistan'dan arınamaması bundandır. ab'nin yunanistan'dan arınması ab'yi düzlüğe çıkarmaz ama, epeyi "rahat"latır.
ab'de, beklendiği gibi, yunanistan ve italya'dan sonra ispanya'nın da "kredi değeri" düşürülmüştür. ispanya'da yeni yönetimle de, iktisatın düzelmeyeceği, işsizliğin artacağı beklentisi fransa için de çanların sesini yükseltmiştir.
abd'de, duraklamadan çıkılsa da, gelişmenin cılızlığndan öteye, işssizliğin düzelmesindeki hız düşüklüğü abd'nin pazarının üzerindeki kara bulutların eksilmediğinin göstergesidir.
ne abd, ne de ab "yapısal" düzenlemeler ya da tüketimi dizginlemede başarılı değildir. almanya ile ingiltere'nin iktisadi durgunluktan "harcamaları" kısıtlayarak, bir anlamda, yapısal değişime önem vererek aşmak tasarımları abd yanında destek bulmamaktadır. tüm bunların üzerine brezilya ile hindistan'daki yavaşlamalarla çin'de olası yavaşlama etkileri küreselde kaygunun kaynaklarıdır.
türkiye bu olumsuz pazar koşulları ortasında nasıl oluyor da, iktisaden büyük sarsıntılardan uzak duruyor? oysa, temel soru şudur: abd/ab iktisadi zorlukları türkiye'yi etkilediğinde türkiye'de nasıl bir sarsıntı yaşanır? toplumsallığın altüst oluşu dışında, siyasetin altüst oluşu kaçınılmazdır. türkiye on yıldır, fırtınalı 1990'lerin ardından, 1980'lerin sakin günlerine dönüşü yaşadı. ilk sarsıntı 1990'leri değil 1970'lere dönüşü getirebilir. türkiye buna hazır mı? iktidar partisi için gerilemeyi bırakalım, duraklama bile düşünülemez bir durumdur. muhalefet hazırdır: olacağı buydu, sanal gelişme deyip gerilemenin bunalımından yararlanmaya özeneceklerdir.
türkiye, uzun süredir hep kalkınmaya alışkındır: duraklama ve sarsıntılara alışkınlığına yabancılaşmıştır. duraklamadan kötüsü bu yabancılaşma olgusunun gerçekleşmesi olur. iktidarların yükselişlerine uyum ve katlanma olağandır ama, duraklama ve sarsıntılar olağanüstülükleri getirir.
liberya'nin kanlıdan öteye vahşi diktatörü charles taylor'un uluslarası yargılanmasının liberya'nın tümünde olumlu karşılanmayışı uzun dönemde liberya'da, afrika'da ve küreselde nelere neden olur bilinmezdir. myanmar'da suu kyi'nin ara seçimlerdeki kazanımının da, myanmar'ın tümünde olumlu karşılanmadığını biliyoruz. myanmar'da iktidar değişiminin doğrusallığını koruması zorlu ve akıllı bir uğraşı gerektirecektir.
çin'de tianenmen'den bu yana iktisatın iyileşmesinin getirdiği siyasi durgunluğun iktisadın buhranlarıyla mı sonlanacağı; yoksa, siyasetin sakinliğinin buhrana dönüşmesinin iktisatı da mı zora sokacağı gelen ayların içinde yeni gelişmelere açıktır. bo şilay "skandalı" tekil bir olay mıdır, yayılmasıyla derinliği de var mıdır?
27 nisan 2012, college station, texas.