23 Eylül 2011 Cuma

cumaları -- 337.

bugünü ortadoğu tarihi açısından daha kalıcı bir gün olarak yaşayabilirdik. olmadı, olmayacak. tarih büyük oyuncularla sarsılır. günümüzde eksik olan budur. filistin'in mahmud abbas'ı da, abd'nin obama'sı da, türkiye'nin erdoğan'ı da küçük kalmıştır bugün. siyasetin gerçeli gerçeği zorlayarak ve yitirmeyi göze alarak değişir. gerçel siyaset etkindir, belirleyicidir ama değişkendir de.

birleşmiş milletler işleyişinde filistin'in tanınmasını beklemek boşunadır. mahmud abbas'ın önerisinin gerçeklenmesini isteyerek, umarak, bekleyerek başvuruyu yapmıştır. filistin'in hamas'ın yanındaki güçlülüğü abbas'ın yanında değildir. abbas, abd/ab'yi, türkiye'yi, rusya'yı ardına alarak hamas'ı sarmalamak istemektedir. bu yanlış ve eksik siyasettir. oysa, hamas'ı yanına almış, hamas'la uyumlu filistin'den, başta israil ve olması gerekenlerin tümü sıraya girerdi. olmadı. yine de umutlu olmalıyız. israil'in varlığıyla altüst olmuş ortadoğu'nun da, küreselliğin de, filistin göçmelerinin de barışa, özgürlüğe, demokrasiye geçişleri gecikmemelidir.

filistin'de çözüm, bugün, son yüzyıllık tarihten en elverişli konumdadır. israil, askeri güç olmanın dışında sınırlarını anlamıştır. israil'in, çevresindeki güçlü nüfusla, uzun dönemde, başedebilmesi olanaksızdır. israil'in askeri gücünün savunma dışında önemi yoktur. israil'in askeri gücünün çevresine barışı dayatamadığı açıktır. filistin'in direnme gücünün israil'i ortadoğu'dan kaldıramayacağı filistin halkınca anlaşılmıştır. abd/ab'nin ortadoğu'da varolabilmek için israil'in askeri gücünün yetmezliği hep biliniyordu. bugün anlaşılmıştır. ortadoğu'da türkiye'nin, iran'ın, suudiler'in ve mısır'ın varlığı yadsınamaz gerçekliktir. ortadoğu'daki gerçel siyaset ne denli umutsuzsa, o denli de barışın oldubittisine elverişlidir. yeter ki, korkusuzca siyasi büyüklük gösterilsin. yaşanmışlıkların unutulması, kayıtsız koşulsuz barıışın temeli olabilir. 1967, kudüs, göçmenler, güvenlik gibi koşullarla ötelemeden bir yere varılmayacaktır.

türkiye ne yapıyor? daha doğrusu, erdoğan türkiye'yi nereye sürüklüyor?

gorbacov'la yaşamıştık. erdoğan'la, obama'yla da yaşıyoruz. sorunu, sorunlara dönüştürüp dağıtarak çözemezsiniz. dağılırsınız. türkiye gücünü göstermeden de, gücünü kullanmadan da güçlüdür. türkiye'nin güç gösterisi gereksizdir, anlamsızdır, gereksizdir. yerinde durmasını bilmeyen siyasilerin acıklı sonlarını biliyoruz. nasır yapamadı çünkü yaklaşımı yanlıştır. nasır'dan daha güçlüsü de kazanamazdı. erdoğan'ın bugün geldiği noktada durması zor görünüyor. ola ki, geriye çekilmesini başaracak esnekliktiyse, siyasi günleri sürebilir.

türkiye'de futbol karşılaşmaları başladı gidiyor. henüz fenerbahçe, kadıköy'de seyircisiyle buluşmadı. görünen o ki, tff gereksiz yere araya girmezse, maçların bundan sonrası da başladığı düznde sürebilir. bıraksınlar maçlar sahada, oyuncuların yetenekleriyle, uğraşlarıyla belirlensin.

küresel pazarlarda korku ve güvensizlik yeniden belirginleşti. onca önlem, onca katkı ve ve düzenleme pazarı küresel düzeyde canlandıramayor. bir yandan yunanisan'ın iktisadi çöküntüsü ve yine ona bağlı fransa, almanya bankalarının tıkanıklığı küresel pazarı durdurmaya yetiyor. üstüne üstlük brezilya'nın kendi başına davranışıyla, çin'in brezilya'yla karşıtlaşması, pazarları altüst ediyor. brezilya'yla çin karşıtlaşması, abd japonya karşıtlaşmasından öteyedir. türkiye'nin suriye'yle israil'le çatışmasından da öteyedir. abd, açıktır ki, hem çin'le olacaktır, hem de brezilya'yla. an gelir ki, ikisi de, abd'den bağımsız olmaya yönelir ki, küreselin ne istediğidir, ne de yararınadır.

küresellik yayıldıkça, küresellik küreselleştikçe, tarihin bilmediği yaşamadığı karşıtlıklar, birliktelikler sıradanlaşacaktır.

23 eylül 2011, college station, texas.