ortalık yıkılıyor sığınmacılar, kaçaklar, göçmenler yığınağı olduk diye. kendini bu olgunun sorumlusu değil de yatıştırmanın sorumlusu sayarak en yükseğe tırmanıyor ve gidecekler umudunu veriyor. kime bu umut? doğal ki, kendi seçmenine ya da somutu akp-mhp birlikteliğine. buradan şunu çıkarmak kolaydır: yakınma ve dışarıdan yığılmalara türkiye'nin çoğunluğunda yaygın tepkilerin kaynağıdır. yanlışın özü ve başlangıcı kendisi ve partisi değilmişçesine, akp-mhp karşıtlarına, siz konuşursunuz; biz yaparız diye kükremişi oynuyor.
bir gün geçmiyor, bukez kımıldanma nereden geldiyse, geliyorsa yeni kükreme: kardeşlerimizi gönderemezsiniz! uygun koşullarda türkiye'de yığılanlar gönüllüceye bırakalım sağlanan kolaylıklarla uçarak geriye dönecekler umudunu körüklüyor.
birbiriyle çelişkili konuşmaların nedeni açık: ben yanlış yapmam, yapmadım. ülkemiz gitsinler diyorsa biz göndeririz de onun başaracağıdır; kalmaları ülkemiz yararınaysa, biz önleriz onları korkutup kaçırmak isteyenleri. söylediklerinin çelişkili olduğunun da ayrımında değil çünkü o yanlış yapmaz ya da yanlış yapanlar karşısındakilerdir.
ortada koca bir "yığılma olgusu" var ve büyüyerek gelişiyor. bu olgunun kışkırtmayla çözümlenmeyeceği açık. kışkırtmaya kışkırtmaca yapmaktan alakoyamıyor kendini. sonuçta, soru ortada duruyor: gelenler, yığılanlar giderler mi; nasıl giderler? yanlışın başlangıcı neredeydi; nasıl oldu da bu karmaşa durmak bilmeden gelişti? yanlışı o yapmadı da, akp-mhp karşıtları mı çağırdılar; açtılar sınırları içeriye mi yığdılar?
osman kavala "gezi"nin önderi varsayımıyla yargı yönlendiriliyor. açıktan belgesiz, tanıksız suçlu sayılıyor ve yargıyı siyaset yönlendiriyor algısına karşı da en üste çıktığını sanıyor: bağımsız yargı kararını vermiştir. beş yıldır "bağımsız yargı" neden karara varamıyordu da; verdiği karardan dönüp yeniden karar veriyor? sorgulanınca sıralıyor: soros'la, abd "istihbaratı"yla ilişkilidir diyerek yargının da üstüne çıkıyor. neden? yanlışı o yapmıyor; bağımsız yargının yanlışı olamaz; o zaman, olsa olsa, osman kavala suçludur ve cezalandırılmıştır huzuruna erişiyor.
yargılamaların biri bitiyor; yeni birisi çıkıyor. şöyle de denebilir: yargı göz açtırmasın; bizi yolumuzdan döndürmesin; durdurmasın. kim varsa durdurma yanlısı suçludur ve bağımsız yargı gereğini yapar. söylediklerinden ve yaptıklarından kuşku duymayan yanlış yapmazcılar hep böyledir. yanlış yapmadığını düşününce ve o öznelliğine güvenin eksiksiz oldu mu yaşanan yanlışlar senin değil ötekilerinindir.
kavala yargısı sonlanıyor; kaftancıoğlu yargılaması gündemin doruğuna çıkıyor. o yanlış yamadığını sandığından onu yolundan döndüremezler güç gösterisi durmak bilmiyor. bir bakmışız yarın da yeni birileri yine yargıda yoldan döndüremezci gösterisinin gereği yargılanıyorlar.
yanlış yapmadığını sanınca her yaptığını açıklamak kolaylaşıyor. kısacası, "adalet" birilerinin dayanağı olarak işlerken çoğunluk öfkesi dinmeksizin nefreti körüklüyor. yanlış yapmadığını sanan yolundan dönmezcilerin nice benzerlerinin tarihteki yerleri değişmezdir.
13 mayıs 2022, college station, texas.