türkiye'de 98 yılını geride bıraktığımız cumhuriyet süresince aydınların bölünmüşlüğünde değişimler çokça yaşandı. 1950'ye ddeğin ya da 1946'yla gelişen çok partili siyasi düzenimizde, 1960'larla iki büyük olgu ve kavram belirleyici oldu: emperyalizm ve faşizm.
1950'lerde, 1946'yı başlangıç alırsak, hemen başından sorun demokrasi ve kurumlaşmasıydı. 1950'lerde anayasa'yı ve anayasallığı tartışan seçimi kazanamayanlar oldu. oysa anayasadan da önemlisi olan abd ile ikili ilişkiler ve yabancı pazarlara açılışı sorun etmek 1960'larla oldu. chp'nin 1950'lerin başında "milli petrol kanunu"na eleştirileri olsa da, abd'yle ikili ilişkiler konusunda dirençli olduğu söylenemez. chp aydınları iç pazarın ve üretimin gelişmesinin denetimsizliği konusunda tepkileri çokluk: istanbul'a göçün alayı ve küçümsemesi ile çukorova'nın, adana'nın üretimde canlanmasıyla ortaya çıkan tarım zenginlerinin sonradan görmelikleri oldu.
1960'larla cumhuriyet tartışma ve yeniden değerlendirme konusu oldu. iktidarda olan aydınlar için "kalkınma" ile "yatırım" için "sermaye" ve "kredi" desteği öncelikli olurken "muhalefet" için emekçilerin, işçilerin gelirleri ile çalışma yaşama koşulları öncelik kazandı. cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet sonrası tartışmaları aydınları birbirlerini de sorgulama ve ayrışma nedenlerine dönüştü.
1960'ların aydınlar tartışmalarında abd'nin türkiye'de yaygın ve etkin varoluşu "emperyalizm" konusunda uyanışı getirdi. 1930'ların, 1940'ların, 1950'lerin aydın tartışmalarında "emperyalizm" ve "anti-emperyalizm" ayrışması yoktur diyebiliriz. dp-chp karşıtlıklarında emperyalizm ya da "anti-emperyalizm" yoktur. türkiye'de "emperyalizm" vardır yoktur ayrı tartışmadır; önemli olan türkiye'de karşıtlık o ayrımda ve karşıtlıkta değildir. bir anlamda, şunu söyleyebiliriz: türkiye'de emperyalizm gözlemek ve onunla karşıtlaşmak "iktidar/muhalefet" sorunu ya da gündemi değildir.
1950'ler boyunca alevlenen ve sonunda kıbrıs cumhuriyeti'ne varan gelişmelerde de sorunu "emperyalizm" olarak görmek ve göstermek yaşanmamıştır. kavramlar açıktır: "anavatan" ve "yavru vatan"dır kıbrıs bağlamında.
demokrasi ve özgürlük türkiye'de aydınların hep istemidir; hep özlemi olmuştur. iktidar baskılarına tepki 1940'ların da, 1950'lerin de sorunudur aydınlar katında. "milli şef"e karşıtlık 1940'ların, "diktatör"e direnme çağrıları 1950'lerin belirleyenleridir. 27 mayıs 1960'ın ilk gününden "kurtuluş" ve "hürriyet" coşkusu yaşanmıştır. dp'den ve "çoğunluk diktası"ndan kurtuluş ile özellikle "basın ve yayın" özgürlüğü birincil savunma hakkı ve koruması olmuştur.
1960'ların sonuna gelindiğinde türkiye'de abd varlığı, üsleri "emperyalizm" söylemini ve gençlik katında "anti-emperyalizm" tepkilerini geliştirmiştir. 1960'larda demokrasi, bağımsızlık ve özgürlük toplayıcı bir hedefti. "faşizm" ise 1960'ların 12 mart 1971'deki "muhtıra" eylemi sonrası anlam kazandı. 1971 öncesi de "faşizm"e karşıtlık vardı ama, "faşizm" gündeliğin silik olgusuydu denebilir. "emperyalizme ve faşizme karşı omuz omuza" coşkunluğu gençlik dışında yansıması olan olguydu denemez.
1970'ler ve 1980'ler "anti-emperyalizm"den "anti-faşizme" evrilmedir diyebiliriz. günümüzde aydınlar arasındaki ayrım "emperyalizm" ve "faşizm" kavramlarında düğümleniyor. türkiye'de çokluk "anti-faşizm" gözlerken "emperyalizm" olgusunda benzeri birliktelik yaşanmıyor. akp-mhp karşıtlığında kimilerini gözlenen "faşizm" korkusu ve "faşizm"e karşılık birincil iken, kimilerinde ak-mhp iktidarının "emperyalizm"in uzantısı görme ve gösterme birincil olarak yaşanıyor.
türkiye'de aydınlar "emperyalizm" ve "faşizm" karşıtlığında birlikteliklerini yaşamadıklarından öteye, iktidarın her taşının altında ya emperyalizm ya da faşizm görüyorlar. türkiye'de sorunları emperyalizm ve faşizm olarak görmek demokrasi ve özgürlükçülüğün olmazsa olmazı durumunda donuklaşmıştır aydın düşünmeleri ve davranışları.
türkiye'de bugün gelinen noktada heryerde ve sürekli emperyalizm ve faşizm görmek aydınları köreltme işlevindedir.
29 ekim 2021, college station, texas.