türkiye'de siyasetin geldiği nokta açıktır: bizden olanlar, bizle olmayanlar. her olanda, her olayda bizle olanlar, bize karşılar sayımı yaşanıyor.
iktidar sürekli sorunsuz, hep yukarıya oyununda. sorunlarımız ağırlaşıyor diyenin yeri bellidir: bizden olan böyle düşünmez; böyle söylemez. akp içinden tartışmasızlığı getiren bu oluyor çokluk. sürekli "düşman kapıda!" ya da "sırası mı şimdi?" tepkiciliği. siyasette karşıtların hep kapıda bekler ve sürekli eleştirir. türkiye'de iktidar anlayışında bu olmaz; sürekli iyiyiz, iyiye gidiyoruz. ne zamana değin? olan biten saklanamaz oluncaya!
iktidar karşıtları ne yapıyor? akp-mhp karşıtlarının değişmezleri açıktır: yandık, bittik ve sattılar güzel yurdumuzu; halkımız inliyor! ola ki, sorgulamaya kalk: nedir bu sessizlik ya da geniş katılım olmadan kendi başına buyrukluk? bunun sırası mı ilk tepkidir; ardından da, bu bizden olamaz; bizle olmadığı açık değil mi?
kısacası ya bizdensin ya da bizimlesin. yoksa bize yararın yok. bu durumda tartışma da boş; uzlaşım olanaksız. biri birini bitirmecesine kördöğüş sürüyor.
türkiye'de nasıl ki, anayasa'nın değişmez, değiştirilemez dört giriş maddesi varsa; lozan da, montrö de öyle değişmezdir; öyle tartışmasızdır. uygulamada öyle olmuyor ve siyasiler karşılıklı kördöğüşünde karşılıklı saldırıdan neyin tartışıldığı; nerede uzlaşabilirlik anlaşılmıyor. uzlaşma en kötüsü; uzlaşmaz karşıtlık ise siyasi varoluş oluyor karşılıklı.
alalım montrö anlaşamasını. türkiye'nin egemenliğinin doruğu sayılacak anlaşma geliştirilen kuşkularla tartışılmazlıktan tartışılabilir görünümüne yükseliyor. türkiye'nin cumhuriyet öncesi devletinin sonlanmasını getiren boğazlar sorunundan kazanılan hakları türkiye'nin dışındakiler tartışabilir. abd'nin de, ab'nin de, rusya'nın da beklentileri olabilir. türkiye'nin çıkarları o beklentilere birliktelik gerektirirken; karşılıklı abd'yle anlaştılar, abd'nin isteklerine uydular, uyacaklar kuşkuları ve korkularıyla yaptırmam, sıradağlar gibi dururum gözüpekliğiyle öne çıkmalar. iktidar yanındaysa, ne oluyorsunuz, yok öyle bir oluşum, durun yerinizde, biz oldukça olur mu diyeceklerine; kendini öne atanları görünce, pişkince, montrö diye bir sorun gündemimizde yoktur açıklaması.
uzun süredir sürdürülen, akp-mhp karşıtlarının yükselttiği "montrö"yü değiştirecekler kuşkularına da, korkularına da akp içinden de, mhp içinden de üst yönetimlerine soru yöneltmece yok. o sessizlik "olmaz öyle" güvenindendir diyebilir miyiz? diyemeyiz. üst yönetim "bırakınız açılsınlar" kaygusuzluğuyla gevşeklik edip; kendini öne atanlar çıkınca da alay edercesine: bunların derdi "montrö" değil; dışarıyla bir olup akp-mhp iktidarını demokrasi dışı yollardan sonlandırmaktır deyiverdiler.
bir yıldır akp-mhp karşıtları "montrö" diye bir sorgulama geliştirirken neden durdurmadınız diyen yok akp içinden de, mhp içinden de. siyasetin eriştiği nokta açıktır: onlar adım atsın da; o adımın yanlış yönde olduğunu söyleriz ve yarıyolda kalırlar!
bu arada, "montrö" diye bir sorgulama var ve akp-mhp yanı da "montrö" diye bir sorunumuz yok dedi. ne diye korkuldu? "montrö" tartışmasında açıklığa kavuştuk mu? türkiye'nin "montrö" diye bir sorununun olmaması sevindirir. türkiye'nin "montrö" sorunu vardır kuşkusu ve korkusuyla öne çıkanların olması da sevindiricidir.
bu arada, bizden olanlar, bizle olanlar sayımında yenilenmeler, dalgalanmalar oldu. istenen o muydu?
9 nisan 2021, e. hampton, ny.