sanılır ki ülkeler toprak içindir ya da insan içindir. ikisi de değil. ülkeler insan içindir üzerinde yaşayacakları topraklarda güven içinde, özgür ve mutluysalar.
toprakları genişletmek tutkusu da, topraklarımızı yitirirsek korkusu da siyasetçilerin yalanıdır; yanılsamadır.
toprak ve insan birlikteliğinin geliştirdiği değerler olmadan insanların yozlaşması da, toprakların verimsizleşmesi de kaçınılmazdır.
tarih boyunca genişleyen topraklar, çoğalan insan gücüyle birlikte uygarlık gelişmesi yaşanmıyorsa kalıcılığı yoktur o büyümelerin. insanlar güvencelerini gördükleriyle adaletine güvendiklerinin yanına gelirler. ülke insanlarının azalmasını toprak azalması izler. uygarlıklar adaletsizlikten geriler ve insanları da, toprakları da azalır.
doğal nedenlerden de yaşanır küçülmeler, kötü yönetimler sonucunda da yaşanır. adaleti korumak ve sürdürmek doğru yönetimin birincilidir. adaleti gelişmiş toplumların insan gücü de niteliklidir, toprakları da güvencededir.
kısacası, toprak mı, insan mı ikilemleri yapaydır. insan boşlukta yaşamaz. insan toplulukla vardır ve topluma dayanır. toplumsallık bireyi ezmez. bireyler toplumun içinde toplumsuz olmaktan daha güvenli duyarlar kendilerini.
güçler ve göçmenlik kimi insanların, kimi toplumların kaçınılmaz sığınağıdır. gçömen insanların kendilerii yad ellerde yabancı ve yalnızlık içinde bulmasının acıları tarihte de dinmek bilmeyen olgudur. günümüzün de emel sorunlarındandır. göç alan ve gçömenlere toprak sağlayan ülkeler yükselen uygarlıklardır. göçe ve göçmene direnen toplumlar ve insanlar duvarlarla da önleyemez duruma düşerler ve yenilirler sonunda.
ülkesini düşmanlardan korumakla göçmenlerden korumak bir ve benzer değildir. göçmene direniş düşmana direniş değildir. göç ve göçmene direniş insanından, insanlığından toprağından ve toprağının sınırlarından güvensiz olma durumudur. kendi insanına ve toprağına güveni olan göçe ve göçmene daha açık insanların toplumudur.
yaşadığımız günlerin, yaşadığımız yılların ve yüzyılın temel sorunlarındandır göç ve göçmenlik. toprak ve insan birlikteliği olan ülkelerde göçle yaşanan iktisadi güçsüzlük değildir. göç ve göçmenliğe direniş değil uyumluluk ve açık kapı sağlayan toplumların geleceği göç ve göçmenliğe direnen, kapılarını kapatan, duvarlar ören toplumlardan daha güçlü olacaktır.
başlangıçta ya da ilk başlarda göçmenler için de, kapıları açanlar için de zorlu yaşanır göç olgusu. oysa, tarihin öğrettiklerinin en temel sonuçlarından birisi de göç ve göçmene açık olmaktır.
örneğin, yakın tarihte sscb'ye göç yok düzeydeydi. sscb'den kaçış ve kopma ise dinmeyen sorun olarak yaşandı. benzeri biçimde japonya ve almanya örneklerine bakalım: 1945'te dünya savaşı'nın iki güçlü yenik toplumu en hızlı kalkınmalarında nereye vardılar? 1960'larla göç almaya başlayan almanya mı, göç almayan japonya mı yarınlara daha güçlü kalacaklar?
5 mart 2021, e. hampton, ny.