türkiye'nin sorunları bitti de, küreseli düşünmenin sırası mı? böyle düşünenler çoktur. küresel deyince, abd emperyalizmi, abd/ab baskısı diye tümden yoksayanlar vardır. "enternasyonal"cilik çoktandır kullanımda değildir. kendini insanlıkla özdeşleştirenler, insanlık kalkanında, bilinmezlikle açıklama da eksik değildir.
kısacası, küresellik küçümsemesiyle aşağılama yanlılarının tepkilerinin varlığını kıyıda tutarsak, küreselde neler oluyor; küreselde neredeyiz diye durup da soranlar, düne göre azalmıştır. oysa yakın zamanlara değin, "küreselde" diye söze başlamak olağan ve olmazsa olmazdı kimi çevrelerde.
"küresellik" genellemesine, "mezhebinize" göre istediğiniz yerden başlayabilirsiniz ya da tümüyle yoksayabilirsiniz. 1989 sonrasına, önce, "yeni dünya düzeni" adlandırması/tanımlaması kullanılmıştı. "yeni dünya düzeni" hızla "küreselleşme" deyişiyle değişiverdi. kısacası, "soğuk savaş" sonrasında, avrupa'ya, asya'ya, afrika'ya, tek başına, asker dolusu uçak kaldırmanın, gemilerle denizlerde insan taşımanın, abd yayılmasının sürükleyicisi ya da korkutmacası oldu "küreselleşme" adlandırması.
abd'ye yarıyorsa, abd başı çekiyorsa orada durmak gerekir yaklaşımında olanlarla, soğuk savaş'tan yenik ve dağınık çıkanlar için, direnmenin dayanağı oldu küreselleşme karşıtlığı. çokça, yüzleri bezle örtülü küçük ve genç topluluklar, özellikle, g7-8 ve sonraları g20 toplantılarında sokaklarda göstericiler olarak küresellik karşıtlığında göründüler.
çoktandır, küreselciler de, karşıt göstericiler de ortalıkta görünmüyorlar. yokoldular demek yanlıştır; bir daha olmazlar ise hiç denemez.
küresellikte, abd odağı, nereden nereye geldi? abd başkanı bush'la başlayan 1989 ve sonrasında, abd, tarihinin en yayılmacı günlerini yaşadı. bush'la birlikte g7, rusya federasyonu olarak, sscb'den nitelik değiştiren rusya'yı da içine katmayı denedi. yirmi yıl içinde, g8 yeniden g7'ye döndü ama, g20 olarak 2008'le yeniden öncekinden daha etkin ve yaygın göründü.
küresellik yeni birliktelikler ararken, birleşmiş milletler'in "veto" gücündeki beşlisinin yetmezliği,1989'la apaçık yaşanır oldu. beşlerin yetmezliğinden öteye, 1989'la başlayan evreye ne ad verirsek verelim; "bretton woods" belirleyiciliğinin de giderek çatladığı günleri yaşar olduk.
bush'un ardından, beklenmedik biçimde, abd'de clinton yönetimi, abd seçmenlerinin seçtiği oldu. clinton öncesi bush yönetiminin, 1989 sonrasını, bush yönetiminde savaşçı ve yayılmacı gören abd seçmenleri, clinton'la soğuk savaş sonrasının savunmadan (daha doğrusu askerlik tüketiminden) arta kalanlarını mirasyedisi olarak yaşadı. yılların araştırma ve geliştirme birikimleriyle ortaya çıkan "bilgisayar teknolojilerinin" yaygın kullanımının getirdiği iktisadî duruma "yeni iktisat" tanımı da gecikmedi.
sıfırdan milyar dolara erişen, birbiri ardından ortaya çıkan yeni firmaların etkinliği, küreselin birleştiricisi, demokratikleştiricisi ve barışçılığın yaygınlaştırıcısı umudunu yaydı. bush döneminde yaşanan körfez savaşı, panama istilâsı, berlin duvarı'nın yıkılması, sovyetler'in çöküşüyle dağılması, bastırılmış ulusallıkların yeniden tarih sahnesinde yeralması, yerel savaşları getirdi.
tarihin bitirdiği varsayılan tükenmemiş balkan ve kafkas boğuşmalarıyla ortadoğu "halkları" küreselin yaratmadığı ama, yararlanacağını umduğu fırsatlar olarak birbiri ardından patlak verdi. küreselciler ya da abd/ab küreselcileri her ayrılığa bir ulus devlet destekçisi görünümünden uzak duramazken; küresl karşıtları da, dağılan birliklerinin, ulusallıklarının korkusuyla olmayacak insanlık yıkımlarında abd/ab düşmanlığında toplaştılar.
clinton yönetimi süresince dağılan yugoslavya'da bosna-hersek'te, kosova'da yaşanan utanç dolu kıyımlara, abd/ab'nin tepki göstermedeki gecikmişiliği, abd/ab'nin saygınlıklarını paramparça ettikten öteye, abd/ab'nin zayıflıklarının göstergesiydi. bir anlamda, abd/ab savaş dışı kalırken, içlerinde içbarışlarının koruyucusu avuntularıyla küçülürken; öte yandan, yerel despotlar, tarihin bulunmaz fırsatları sayıp, devletçik özlemlerini yaşama dönüştürdüler. çokları da, ortaya çıkan bu devletçik savaşlarının ardında, abd/ab gücünün yayılmacı doymazlığını görüp, küresellik karşıtlıklarında huzur buldular.
clinton yönetimince, ruanda'da yaşanan kıyıma seyirci kalınırken sudan, somali ve afganistan'ın kabileciliğe dönüşünü, abd/ab'nin güvenliklerini tehdit eder görülmedi; abd/ab için geleceğe ilişkin çıkar yararları önemsiz görüldü, gösterildi. clinton yönetiminde, abd içinde göreceli "yeni iktisat" küreselleşmenin "refah" getirisi sayıldı.
ikinci nesil bush, seçim sürecinde, abd'nin dışarısında savaşlardan uzak kalacağı güvenini yineleyerek tartışmalı oy sayımlarıyla zayıf iktidar görünümünde başkan oldu. küresellik abd/ab yararına işliyor varsayımına, abd/ab işsizleri tepki gösterirken; "refah"tan onların da paylarının olacağı umuldu ve umutlar korundu. abd'nin güçsüzlüğünü, bush başkanlığını zayıflık varsayan karanlık güçler, abd'de olmayacak saldırıda küreseli sarstılar. sonrası, abd'nin savaşı sürdürebilmek ve zaferle sonlandırabilmek adına, abd içinde vergilendirmeyi arttırmamayı sürdürdüler. hem savaştan beklenen zaferler kazanılmadı, hem de abd içinde bütçe açıkları sonunda küreselleşmenin abd'deki yansımasının artı olmayacağını ortaya çıkardı. abd/ab dışında kürellik karşıtları güç bulurken, abd/ab içinde de, küresel karşıtları siyaset karşıtlığı, kamu yönetimi ve sonunda devlet düşmanlığını yükselttiler; göçmen/sığınmacı yasaklarını çoğaltmaya giriştiler.
abd siyaseti savaşlarla, içeride bollukta eşitsizlik konumunda, küresellikte başı çeker görünürken, küresellikten beklenen yarar işsizler/mülksüzler katında baskıcı ve bolluktan paylarını düşürücü yaşandı. abd, 2008'te seçimlere yöneldiğinde küreselin başı sayılan abd'nin içinde iktisadî durgunluk, iktisatın durması noktasını getirdi. küresellik karşıtları abd/ab dışından çok abd içinde sesli olmaya başladılar.
abd dışında bush başkanlığı alay ve küçümseyici bir yansımayı getirdi. abd içinde ise küresellik ve savaşçılık suçlu görülüp/gösterilip savaştan geriye çekilme yanlısı başkan obama küresellikten zarar görenleri iyileştirici olmaktan önce, küresellikten yararlananları koruyuculukla abd içinde, abd dışında, ikili bir yansımaya neden oldu.
"arap baharı" patlak verdiğinde, 1989 öncesi, tarihte adım atamamış siyasetçilerle, küreselliği yeni karşıtlık odağı/etmeni görenler/gösterenler, abd/ab'nin yeni bir oyunu saydılar. abd içinde obama yönetimine karşı çıkanlar gösterici olurken, onları dengeleyici abd'nin 1980'lerle gerilemiş ilerici temelli karşıtları, küresellikten pay almanın gösterilerine öncülük ettiler. abd içerisinde küresellikten kaynaklı iki uçtaki karşıtlıkla başederken, "arap baharı" abd yararına gelişmedi.
obama'dan sonra obama siyasetlerine tepki: küreselliği baş düşman sayan ve sözcülüğünü yapan trump'ın kazanması, doğal sonuç olarak yaşandı.
küresellik karşıtlığı, bir süredir, abd/ab içlerinde ulusalcılığın ve yerliciliğin siyasette tepkici gücü oldu. küreselde, abd/ab'siz de olurcu rusya, çin yükselmelerini, küreselde, eski küreselciliğe yeni küreselciler olarak yaklaşabiliriz. abd/ab içinde ulusalcılıklar ve güçlü başkanlık özlemciliği siyaset ve devlet karşıtlığı yükselirken, rusya ve çin'de toplumlarındaki tartışmayı bastırıcı/yokedici güçlü yönetimler, durağan toplumcu yaşam egemen oldu.
hep olduğunca, oluşan ve yaşanan somuta değil de, özlenen ve olmayacak düşlere göre gelişen soyut siyasetler sonlanacaktır. abd/ab içlerinde gelişen refah gerilemeleri, adaletsiz gelir dağılımları abd/ab düzenlerinde sarsılmaları getirecektir. abd/ab dışında kalan, tarihsel olarak, sanayileşmede geç kalmış, zenginleşme tutkusuyla örgütlenmiş baskıcı ulusların yönetimleriyle, abd/ab'de ortaye çıkan küreseli yönlendirmekte zayıf kalan yönetimlerin görünen karşıtlıkları küreselin yeni görünümüdür.
sonu nereye varır? küresellikte, abd/ab egemenliği belirleyici güce varır mı? küresellikte, abd/ab yetmezliğine karşıt yeni güç odakları mı güçlenir? günümüzde, yarını belirleyecek sorunlar ve sorular bunlardır. ulusallıklar, demokrasiler geçici duraklamalar ve gerilemelerle sonlanmaz.
10 kasım 2017, college station, texas.