türkiye'de chp başkanı kemal kılıçdaroğlu'nun başını çektiği adalet yürüyüşü'nün sonuna gelindi. istanbul'dan sonrası, istanbul'a varan yürüyüşle belirlenecektir. yürüyüşe dışarıdan katılımlar yeterli midir? yürüyüş yeterince etkin oldu mu? bunları, yeniden yeniden anlamaya, açıklamaya çalışacağız. ilk söylenecek şudur: üzrinde düşünmeye değer ve anlamlandırılacak bir etkinlik olmuştur yürüyüş. akp'ye ilk kitlesel gösteri, 2007 seçimleri öncesi yaşandı: tandoğan, alsancak ve çağlayan toplantıları cumhuriyet tarihinin önemli eylemlerindendir; sonrasında, ergenekon yaşandı ve bastırıldı.
2013'te gezi günleri ve günlerce meydanlarda toplantılar da çok önemli gösteriler ve toplumsal eylemlilikti. gezi'den hdp çıktı ve hdp'nin sonu da cezaevleri oldu. hep biliyoruz ki, gezi'de, hdp kitleselliği ve siyasileri uzaktan katılmakla&katılmamak ikircikliğini sürdürmüşlerdi.
2007 gösterilerine katılanlar gezi'de vardı. gezi'de olanların pek çoğu 2007'de yoktular. daha da önemlisi, 2007 gösterilerini, "roma yürüyüşü" diye küçümseyenler gezi'ye ençok sahiplenenler görünümünü yansıtıyorlardı.
2007, 2013 ve sonunda 2016 temmuz'unda "meydanlara çağrı" yaşandı. 2016 temmuz ve ağustos aylarında meydanlarda toplananlar, 2007 ve 2013 eylemlerine tümden uzak kalmışlardı. 2016 ağustos'unda "yenikapı" toplantısı da, onca söze, gösterişe ve zorlamaya karşın, 2007 ve 2013 kitlelerinin çekim odağı ve toplanmasını getirmedi.
bugün yaşanan "adalet yürüyüşü," 2007, 2013 ve 2016 etkinliklerinden apayrı bir kitleselliktir. 2007'den bu yana yaşanan toplumsal eylemlerin kitlelerinin uzlaşmazlığında ortaklık vardır. ayrıca, bu ayrı ayrı yaşanmış eylemlerin bir ortak noktası da, "siyasi parti"lerden bağımsız; hatta siyaset dışı diye övünç konusu olmalarıdır.
2007 gösterilerinden, akp yıpranmadan, seçim kazanımına vardı. 2013 gezi'den sonra, 2014 yerel seçimlerde sarsılmamış görünen akp, 2014 ağustos'unda, cumhurbaşkanlığı seçiminden de kazançlı çıktı. bir yılı geçmeden, 7 haziran 2015'te, akp, ilk kez seçimde, akp yetersiz kaldı. akp karşıtlarının çoğunluğu uzlaşık ve siyasi birliktelik gösteremediğinden siyasi iktidar değişimi gerçeklenmedi. 1 kasım 2015'te, akp, 7 haziran'a göre toparlanmış göründü.
16 nisan halkoylaması siyasi parti seçmesi olmadığından, yine akp siyasetinin istediği sonuç alınsa da, akp karşıtları hayır'da birleşikti.
bunları anımsamanın anlamı nedir? akp'nin gidebilirliği açıktır. akp'nin gidebilirliğini birleştirici siyasilik yoktur. ayrıca, akp içinden yarılma/çatlama yaşanmamaktadır.
2007 ve 2013 gösterilerinde lmayanlar sorgulanmamıştı. şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız: 2016'da meydanlara çağrısına katılmamayı siyasi baskı olarak kullanma unutulmadı. akp, meydanları çoğaltmaktan çok meydanlarda kendini çoğaltma kaygusunda olduğundan meydanlar demokrasi kitleselliği olmadı ve akp kitleselliği olarak yaşandı.
2017 temmuz'unda gerçeklenen yürüyüş de, görünürde ve açıkça, sen de katıl istemine karşın, chp'nin başkanı'nı sorgulamayanların dışına erişmeyen bir kitlesellikte kaldı.
türkiye'de siyasi olarak sorun açıktır: akp gidicidir. akp nasıl gideceği konusunda belirleyici olanlar da açıktır: akp, chp, hdp ve mhp. akp yönetimini ve türkiye'nin yönlenmesini akp içinden sorgulama ve tartışma yaşanmadığı sürece akp'nin gidiciliği demokrasi içinde kolay olmayacaktır. chp, mhp ve hdp birlikte davranmayacaklarını 2013'ten bu yana yaşattılar. chp mhp birlikteliği ve uzlaşımı olmayacağı yaşandı. sona kalan ise chp hdp birlikteliğidir. kılıçdaroğlu'nun başını çektiği adalet yürüyüşü'nden toplumsallığı dışında nasıl bir siyasilik sorgulandığında ilk sonuç açıktır: chp ile hdp birlikteliği olmaz. chp ile hdp birlikteliği chp ile mhp birlikteliğinden de zorludur ve chp için daha çok güç yitirici olur.
özellikle, abd/ab birlikteliğiyle akıl ve işbirliğinde olanlarda dinmeyen/dinmeyecek bir beklenti var: açılım. kendilerini demokrasinin ve temiz siyasetin, insancıllığın tek temsilcisi sayanların yanıldığı şudur: akp istedi de açılım oluyordu ama, akp istemedi de açılım sonlanmadı. soru şudur: akp nasıl oldu da açılımı istedi; nasıl oldu da açılıma olmazlandı?
şunu açıkça görmeyen/göremeyen siyasetlerin türkiye'de geleceği olamaz: türkiye'de açılım istemi siyasi olarak çok küçük bir azınlıktır ve bunu değiştirecek siyasi güç de; önder de bulunamaz. nasıl ki, dün akp'den açılım olacağını sanalar/bekleyenler/inananlar türkiye içinde/dışında yanıldılarsa; bugün de, yarın da yanılgıdalar. dün yanılanlar, yanıldıklarıyla, türkiye'yi yanıltamadılarsa; bugün, varsa, yanılmışlar da, yarın yanıltamazlar. türkiye'de akp'yle de, chp'yle de açılım diye bilinmezliğin olması düşüncesinde yanılanların türkiye siyasetinde yeri olur ama, iktidarları olamaz.
akp'nin yetkililerinin, 2016'da, demokrasi diye meydanlara çağrılarının, akp'den ötesini bulmadığını biliyoruz. akp dışından, akp'nin demokrasi çağrısına katılım sağlanmadığının benzerini, chp'nin adalet yürüyüşü ve çağrısında da yaşadık. adalet yürüyüşü'ne neden katılmıyorsunuz zorlamaları ve katılmayanları küçültme, olası uzlaşımları, başından sonlandırmaya neden olmuştur. chp'nin önemli eylemine, chp'nin dışından katılımların cılız olduğu açıktır: chp içinden de, katılmayanların olması yürüyüş'ün çok önemli bir ekskliğidir.
akp karşıtlarının iki sorunu çözmeleri zorunludur: siyasi eylemler toplumsallıklarından öteye siyasi amaçlarıyla önemlidir; bir de, ben başlattım, katılın olmaz. siyasette bu iki sorunu çözmenin yolu da açıktır: siyasette eylemler çoğaltıcı olmalıdır; arınmacı, eksiltici ve siyasi iktidar hedeflemeyen eylemlerin geleceği iktidarı sonlandırmak, yeni iktidar olmaz. 2007'yi de, 2013'ü de ve sonrasındakileri akıllıca düşünmek gerekir: neden akp küçülmüyor ya da neden akp karşıtları birlikte olamıyor: bu büyük ve yalın soruyu sormadan söylenenler ya da gösterilen güçler, akp'yi yıpratıyor ama, akp iktidarı değişmiyor.
yerelde yürüyüş sürerken, küreselde de, g20 odağında gösteriler durmaksızın sürüyor. bir yandan trump ile putin gösterileri; öte yandan da sokak gösterileri. küreselin de yerelliklerden güçlü olmadığını söylemek zor değildir ama, öyle midir?
7 temmuz 2017, college station, texas.