2 Aralık 2016 Cuma

kişiye özel anayasa mı olur? / cumaları -- 608.

türkiye'nin anayasallık tarihi eskidir. 1876'da ilk anayasa deneyimi başarılı olmadı. 1908'den sonra, 1876 anayasası'nın yeniden yürürlükte olması da kısa süreli oldu.

23 nisan 1920'de ankara'da açılan "büyük millet meclisi" özel bir anayasallık işleyinde yürüdü. bir yandan, istanbul'un işgal altında olması gerçeğine göre, "meclis-i mebusan" işlevini yürütürken; bir yandan da, kurucu meclis görevini üstlendi. meclisin ilk hedefi, "istiklâl"i zaferle sonuçlandırmak için meclis örgütlenmesi olurken; bir yandan da, devletin yeniden kuruluşunu yasallık temelinde gerçeklemek oldu. 1921 "teşkilât-ı esasiye" yasası, kurtuluşun anayasallığıdır. kurtuluş'un zaferle sonuçlandırılmasının sonunda gerçeklenen "mudanya mütarekesi" ile "lozan antlaşması" devletin istanbul'dan değil ankara'da yeniden örgütlenmesini getirdi. 29 ekim 1923, 1921 anayasası yerine, yeni devletin kuruluşunun gereği yasa değişikliğini getirdi: 1924 anayasası.

1924 anayasası, türkiye'nin geçmiş anayasa deneyimlerinden yararlanmış olsa da, özgün ve türkiye'nin o günkü gerçekliğine uygundur. 1924 anayasası, meclisin geliştirdiği ve meclis'in yüceliğini temel alan bir anayasadır. 1924 anayasası ne "önder"siyasetini öngören ve uygulamasını amaçlayan bir anayasadır; ne de, çoğunluk partisini süreklileştiren bir anayasadır.  devletin tanımını ve işleyişini yasallıkla temellendiren anayasadır 1924 anayasası. tek partili, iki aşamalı seçimli siyasi düzen de; çok partili, tek aşamalı seçimli düzende de geçerliliğini korumuş bir anayasadır. 1924 anayasası, tanımlanmış anayasallığa uygun olarak, günün siyasi gücüne göre, iki büyük değişim yaşamıştır: 1928'de devletin islâm niteliği arındırılmış ve "laiklik" anayasallık kazanmıştır. 1937'deki anayasa değişikliği daha da köktendir: tek parti chp'nin temel ilkeleri olan "altı ok" anayasallık kazanmıştır. 1945'te anayasa dilinin arındırılması ve 1952'de yeniden özgün diline dönülmesi anayasallık önemde değişimler sayılmaz.

1950'ler boyunca dp, anayasa'yı sorun saymamıştır. 1950'ler boyunca anayasa değişimi özleyen siyasilik chp olmuştur. 1960'ın, türkiye tarihinde, 1946'yla başlayan çok partili siyasette, tek parti iktidarını ya da siyasette çoğunluğun diktalaşma olgusunu durdurma ve yasayla kısıtlama eylemi olduğu gününde de, o gün bugündür bilinmektedir. türkiye cumhuriyeti tarihinde, 29 ekim 1923'ten sonraki en büyük değişim 1961 anayasası'dır. 1924 anayasası yürürlükten kaldırılmasından, yeniden yazılmasından öteye gerçeklenen anayasallık: 1923^ün kuruluşçu anayasası 1924'ü yeniden yönlendirmiştir. 1961 anayasası, 1924'te öngörülmeyen üç temel değişim getirmiştir: özerk kurumlar, ikinci meclis ve yasaların anayasallığa uygunluğunu yargılayan anayasa mahkemesi. kavramsal düzeyde ve işleyişte öngörülen "güçlerin ayrımı" ilkesi de 1924 anayasası'ndan kökten ayrılmadır.

1961 anayasası, kurucu meclis ve halkoylaması dayanaklarına karşın dp siyasetinin temsili olmaksızın ve dp'nin siyasi olarak yoksayılmasının ortamında gerçeklendiğinden toplumun çoğunluğuna dayanma özelliğini halkoylaması dışında sürdürememiştir. 1965-1969 süresince dp'nin izlerlerinin egemenliğindeki ap ve siyasi başkanı süleyman demirel hem 1961 anayasası'nı değiştirmeyi amaçlamış; hem de 1961 anayasası'nın kısıtlamalarını yoksayıcı davranmaktan, çoğunluğa dayanarak siyaset yapmaktan uzak durmamıştır. 1969'da, 1961 anayasası'nı değiştirme istemi, 1961 anayasası'nın kısıtını aşamamıştır. 1961 anayasası, 1971 sonrasında, meclis'te 1961'deki kurucuların dirençsizliğiyle ap'nin özlediği demesek de, ap'nin onayladığı biçimde değişime uğramıştır.

1961 anayasası, önceki anayasal deneyimlerden değişik olarak, salt devletin kuruluşu ve işleyişine yönelik değil; bireyin hak ve sorumluluklarını da tanımlayan bir yasallık temelindedir. 1971'deki değişimler birey haklarına dokunmadan, devletin güçlendirilmesi yönünde gerçeklenmiştir. 1970'lerde, 1950'lere benzer biçimde anayasallık tartışılan bir konu olmaktan uzak kalmıştır. 1971 değişimleriyle 1961 anayasası uzlaşım anayasası konumuna erişmiştir.

1970'lerde sorunu, toplumun çoğunluğundan öteye çoğulluğunun uzlaşımı olarak siyasallığın karşıtlaşması olarak görebiliriz. kıbrıs barış harekâtı'nın, türkiye cumhuriyeti'nin gücü olarak yaşanmasına, "soğuk savaş" koşullarında da olsa, abd/ab gücününün dirençle karşı durnmasını getirmesi, cumhuriyet tarihinde, ilk kez ve ençok, yabancı öğelerin iç destekler arayıp bulması kargaşalarıyla sürmesi, içsavaş'ı zorlamıştır. 1980, ilk ve son kez anayasallık temelinde siyasetin kısıtlanmasından öteye durdurulmasını getirmiştir.

1961 kurucu meclisi'ne göre daha yaygın katılımlı kurgulanmış 1981 danışma meclis tasarımı 1982 anayasası, 1961 anayasası'nın iki meclisli kuruluş yasasını tek meclis'e indirmekten öteye cumhurbaşkanlığını güçlendirme yönünde yetkilerini arttırmayı getirmiştir. gününde yeterince önemsenmemiş ve zamanla güç kazanan "halkoylaması" anayasa oylamasından öteye güç kazanmıştır.

bugün geriye baktığımızda bunca deneyimden çıkan sonuçlarda uzlaşım yoktur. güçlerin ayrımını 1924'e göre arttıran ve geliştiren 1961 anayasası, 1971'deki köklü değişimlerine ve 1980'de yeniden yazımına karşın, çoğunluk siyasetince, yeniden, değişim istemiyle zorlanmaktadır. 1924 ile 1961 anayasası enaz değişime uğramış anayasa konumlarını korurken; 1982 anayasası, ençok değişime uğrmasından öteye yeniden değişimin eşiğindedir. 1961'de, 1981'de, 1924 ve 1961 anayasa güçlerinin gerçeklediği "laiklik" anlayışı, ilk kez değişime uğrayacak mıdır? 1928'ten bu yana devlet işleyişinde anayasallık olanağı tanınmamış "islâm" 1876'la anayasada kazandığı yerini devlet kuruluşunda yeniden alacak mıdır? 1920'den bu yana süregiden meclisin üstünlüğü yerine, meclisin üstünde bir güç tanınacak mıdır?

akp ile mhp, anlaştık dedikleri anayasallıkta, değişimden çok türkiye'nin toplumsallığının ve siyasiliğinin getirdiği hdp'yi meclis dışında tutmak için anayasal güç oluşturmada, tbmm'de yeterli oygücünü bulabilirler mi? 1 mart 2003'te bulunamayan oygücü, 2017'de de bulunmazsa ne olur? akp ile mhp'nin dağılması süreci zorunluluk olur. ola ki, 2017'de tbmm'de yeterli oygücü bulan akp ile mhp birlikteliği halkoylaması'nda da yeterli güce erişebilir mi? tbmm'de durdurulamayan halkoylamasında durdurulursa, türkiye'de 1923 cumhuriyet devrimi, 2002'den bu yana geçirdiği onca saldırıya/sarsıntıya karşın direnme gücünü göstermiştir diyeceğiz. ola ki, halkoylaması da, anayasa değişimini getirmekte durdurma gücünde olmazsa, 1923 dayatma gücünden direnme gücüne dönüşür.

akp ve mhp siyasi yenilgiden öteye, sonlanmayla sonuçlanacak anayasa değişiminden neden kaçınamıyorlar? akp de, mhp de geçerli anayasa ile daha ileriye gidemeyecekleri noktada tıkanmışlardır. akp de, mhp de, geçerli anayasaya uyarak tıkanmışlıklarının tükenmişlikle sonlanmadan önce bu denemeden kaçamayacak yerdedirler. cumhuriyet ve demokrasi güçleri yaşanmışlıktan güç alarak yaşanmamışı durduracak gücü bulacaklar mıdır? gün karamsarların ve kötümserlerin olmayacaktır.

halep'te ve musul'da yaşanan insanlık durumları yeni acılarla derinleşmektedir. abd/ab de, rusya da, çin de, türkiye de, iran da etkisiz, insanlık kırımını, ülkelerin yıkımını durdurma gücünden yoksundur. sorun, devletlerin parçalanmasından, devletçikler yaratmakla çözümlenmez, sonlandırılmaz. devletler korunursa, toplumlar yeniden birlikte olabilir ve savaşın yokettiği insanların kalanları yaşamlarını sürdürebilir. devletleri parçalayarak, devletçikler türeterek savaş sonlanmaz; acılar dinmez.

2 aralık 2016, college station, texas.