15 Nisan 2016 Cuma

o susmak bilmiyor / cumaları -- 575.

hergün, sesi alçalmadan konuşuyor. her söylediğinde, eskilerin deyişiyle "kerâmet" varsanıyor ya da varsayanlar oluyor. onu dinlemekten ve tepkiden bıkkınlıkta da, kızgınlıkta da şiddet azalmadan süregidiyor.

hergün, epeyi süredir, birileri "paralel" diye tutuklanıyor. oysa, bir yandan da, devletin askeri polisi birer, üçer, beşer öldürülüyor. öte yandan, beşerli onarlı sayılar veriliyor şiddet yanlıları öldürüldü diye.

başkanlık istiyor da ondandır öldürmeler kanısında olanlar var. ne ölümler, ne de öldürmeler bitmez diyenler de var. öldürmeler sonlanınca başkanlık kaçınılmaz sanmayı o ve onun yakın çevresindekilerin dışında benimseyen çok değil.

yine de tartışma: başkanlık olacak olmayacak kısırlığında; devlet işleyişi ağır aksak sürüyor. bugünün tbmm'de güç dağılımına göre, bırakalım başkanlık konusunu, anayasa'da değişim de olanaksız. olsun, her yan, anayasa değişecek korkusuyla korkutmacasında dönüyor. 7 haziran da, 1 kasım da çoktan gerilerde kaldı; anımsayan yok. 7 haziran'la 1 kasım yaşanmamışcasına kördöğüşü sürüyor.

güneydoğu'da, şimdilik kısıtlı yörelerde, savaş durumu durmaksızın sürüyor. kimileri, bunlar yaşanmamış sayılacak ve 21 mart 2013 günlerine ya da kimsenin nasıl, neden ve ne olduğunu bilmediği "dolmabahçe mutabakatı"na dönüleceği beklentisinde. oysa, güneydoğu'daki belli yörelerdeki savaş çoktan onun denetiminde değil ya da onun desteklemesinin, ona karşı olma gerekçesi olmayacağı yönde gelişiyor. o olmasa da, ondan sonra da o savaş sürecek ve türkiye cumhuriyeti sonlanmayacak. bunu anlamamakta ve anlamak istemekten yoksun akıllar birbir aldatıldık, kullanıldıktan yenildik noktasına geliyor ve ülkeyi terketmeyi, onurlu kaçışlarını yanılmadık diye sunmaktan uzak duramıyor.

hep biliyoruz ki: yanılgı ve yanılsama cumhuriyet'te değil; cumhuriyet'i yanlış görenlerde. cumhuriyet'e ikinci ve sonraki aşamalar öngörenler "ilelebet" gerçeğini yoksaymayı "ütopya" sanıyor. her "yokülke" gerçeklik olacak değildir; olamaz. türkiye, cumhuriyet'le devrimini yapmış ve koruma kararlılığından zayıfladığı anları olsa da esnememiş ve gerilememiştir; "ilelebet" budur. "ilelebet"i yoksaymak "ütopyası" sıradandır; "ilelebet" ise yaşanmış, yaşanacak gerçekliktir. sonunda varılacak nokta "ütopya" değildir; gerçekliktir. "yokülke" uğruna yokolası yokolmaları yüceltmelerin izlerleri olur ama, gerçekliğin acısıyla yaşanır.

2011'le birlikte, 2002 geriye dönülemez yanılsaması sürüyor. 23 nisan geleneğini başlangıcından bu yana iki siyasilik yoketmek istedi. önce kenan evren, "bayramlar/anmalar" çoktur diye, "kerâmeti kendinden menkul" gerekçeyle 23 nisan'ı küçültmeye çalıştı. rastlantı değildir ve anlaşılırdı: "egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur" amacını yoketmek kenan evren'i süreklileştirebilirdi. olmadı.

şimdi de, yüzde otuzdörtle başlayıp, bir iki olmayacak durumda yüzde ellinin az üstünü zorlayan çoğunluk dayanağıyla zoryönetim kuranlar "23 nisan" kutlamalarına yasak getirdi. tbmm'nin, türkiye cumhuriyeti'nin değişmez dayanağı ve "ilelebet" kurumu olduğunu anlamamakta direnenler ya da kendilerince yenileyeceklerini sananlar da "23 nisan" gerçekliğiyle "ilelebet"in ezici gücünün gerçekliğini yaşayacaklardır.

yine benzeri biçimde: "islâm işbirliği teşkilâtı"na türkiye'yi katan kenan evren yürütme gücünün bugün geldiği nokta türkiye'de "iit" toplantısıdır. türkiye "iit"de yeralmalıdır; varlığı tartışılmaz. tartışmalı olan, kamuya yansıyan suudi yönetimine gösterilen ayrıcalıklı gösterişçiliktir. islâm hoşgörüyle alçakgönüllüğünün kesişiminde olduğunda yükseklerdedir. yoksa, "iit" gösteriş ve siyaset aracı olduğunda, inançlıları yanıltmacadır, yanılsamadır. türkiye'de "islâm" da "ilelebet"tir ama, din gücünün siyasi araçlığı "ilelebet" kaldırılmıştır. bugün akp'nin yaşattığı bir "yokülke" yanılsamasıdır; gerçeklik yeniden yaşanır olacaktır.

15 nisan 2016, college station, texas.