5 Nisan 2013 Cuma

cumaları -- 417.

türkiye'de cumhuriyet tarihi boyunca yaşanmış isyanların sonuncusunu sonlandırmak uğraşında yeni arayışlar sürüyor. bir yanda türkiye'nin içerisinde, dışarısında silahlı isyancılar var; bir yanda da: dirlik düzeni, türkiye'nin geleceğini koruma kollama göreviyle yükümlü devlet güçleri var.

son isyanı türk kürt karşıtlığı olarak görenler de, yaşayanlar da var. oysa isyancıların kürtlük temelinde isyanlarına tepki türklük olarak gelişmedi. sonunda varılan noktayı değerlendirirsek ne görüyoruz? isyancıları temsil eden abdullah öcalan devleti sözleriyle, önerileriyle benimsediğini yineliyor. abdullah öcalan, isyanın silahlı askerlerine, silahların kullanılmasının geçersizliğini açıkça duyurdu. bu duyuru silahsızlık, çatışmasızlık ve isyan durumunu getirir mi? türkiye cumhuriyeti başbakanı için tek amaç demeyelim ama, ilk amaç budur. benzerini abdullah öcalan için de söyleyebiliriz: çatışmasızlık ortamının, silahlardan arınmanın ortamın siyasetinden bekleniyor?  silahla dayatılack ve kazanılacak olmadığından öteye, isyancıların kürt temelli bağımsızlık, özerklik istekleri de yok görünüyor. bu durumda isyan durumundan isyancıların kazanımı ne oluyor? cumhuriyet tarihi süresince, zaman zaman insanlık dışı baskılarla dayatılmış, kürt kimliğini saklama ya da kürt kimliğinin özgürce sürmesinin sonlanması. bu sonuçtan ötesini düşünenlerin gelinen noktayı geriye döndürmesi olası mı? hayır demek önyargılı olur ama, türkiye'de, geriye dönüşün olmamasına destek ve dayanak çoğunluktur. bu durumun değişmemesi: isyancıların bu gerçeği doğru değerlendirmesiyle gerçeklenebilir.

türkiye'de, özellikle, erdoğan-davutoğlu ikilisinin özlediği olur mu? erdoğan-davutoğlu ikilisinin özlemi açıktır: türkiye odağında türkiye'nin barışı, türkiye'nin çevresinin de barışı olarak yayılsın, egemen olsun isteniyor.

ilk söylenecekler ne oluyor? öcalan'ın barışçılığı mı erdoğan-davutoğlu özlemini egemen kılar; yoksa, türkiye'nin ve çevresinin tarihsel, toplumsal, siyasal ve de kültürel gerçeklikleri mi belirler? öcalan'ın türkiye siyasetinde erimesinin olabilirliği, erdoğan-davutoğlu beklentilerinin olabilirliğinden daha geçerlidir, daha gerçekçidir.

türkiye'de gelinen bu noktada, akp iktidarı, türkiye'nin barışını yaygın ve sürekli kılmak için kendine yardımcı olacağını umduğu bir "heyet" oluşturdu. akp, kendi aklını egemen kılarken, bugüne gelinmesinde destekçi olmuş, akp'nin siyasetlerinden umarı ve olumlu beklentileri olmuş 63 kişiyle biraraya geldi. gelen aylarda alt birimler olarak biraraya gelecek ve türkiye'nin geleneksel yedi bölgesinde yerel ve yörelerin özüne uyumlu özlemleri yönlendirecek ya da yörelerin istemlerini derleyecek bir işleyiş umuluyor. bu siyasi bir tasarımdır ve akp'nin tasarımıdır. öyle görünüyor ki, isyancıların başının da çatışmasızlık amacından beklediğiyle de uyumlu; erdoğan-davutoğlu beklentisine de yaklaşık bir amaçtır. başbakan erdoğan'ın "heyet"in ilk ve topluca biraraya gelişinde ortaya koyduğu yaklaşım açıktır: akp siyaseti, türkiye cumhuriyeti'nin devlet siyasetidir ve bununla çelişecek karşıtlıklara bu "heyet"in içinden karşıtlık istenmeyecektir.

63 kişilik toplulukta birbirine yabancılıktan öteye birbirlerine uyumsuzluklar öngörülebilir. ayrıca, akp'nin bu topluluktan bekledikleriyle, türkiye özlemleri ve deneyimleri tümden karşıtlaşan türkiye yığınları uyumlu ve uyarlanabilir mi? tamamlayıcı soru da şudur: erdoğan-davutoğlu'nun öngördüğü bu toplulukla öcalan'ın desteğinden öteye destekler kalıcı mıdır? bu topluluk erdoğan'ın öznel seçimlerinden öteye diye alınmalıdır. türkiye'nin içselinde, enazından bu aşamada, akp-bdp desteği ile abd/ab desteği açıktır ve önemlidir de. akp ile bdp'nin abd/ab beklentileriyle uyumlu olmaları olağandır. daha da ötesi, bugün varılan sonucun, uzun süredir, değişik ortamlarda geliştirilmiş olması da olağandır. bu oluşumların ve olanın doğallığınca, bu sonucu tümden yadsımak ve tümüyle başarısız kılacak türkiye içselliği de olacaktır.

öcalan-erdoğan arayışlarıyla birlikteliğnin geldiği bu noktada türkiye içseline dayanma ve türkiye'yle yürütme rastlantı değildir. uluslararası temsilcilerle, üyelerin varlığı bu tür arayışları başlamadan bitirirdi. türkiye dışı, görünürde, yoktur. dışsallığın yokluğu isyancılar için zayıflık, akp ve destekçileri içinse bir güç olgusu olarak alınmalıdır.

akp-bdp birlikteliğinin tbmm'de bugün için olan çoğunluk gücü yaşanan sürecin en önemli dayanağıdır. bu siyasi birliktelik tbmm içinde vardır ama, sürdürülebilir midir? akp-bdp arasında görünen birliktelik tbmm dışında da var mıdır; gelişir mi? benzeri soruları sormak da kolaylaşmaktadır: tbmm dışında bu oluşumlara direnen güçler dağınık mıdır; dağılır mı, toplaşır mı? türkiye'nin yakın geleceğini bu soruların yönlenmesi belirleyecektir. türkiye'de siyasi seçmeler ortadadır. gücü kullananlarla, güce dayananlarla, gücü destekleyenler bir yanda; direnenler, dirençliler karşı yanda. tartışma ve karşıtlık uzlaşmaz çelişkileri mi çoğaltır; yoksa, uzlaşımla mı sonlanır? sesli güçlere göre uzlaşımın dayatılmasından öteye kalıcı olması çalışmaları alıştıra alıştıra ortaya sürülmektedir. sessiz güçler azlık mıdır; seslerini bulur, seslerini yükseltir mi? sessizliğin gücünü bilmiyoruz; sesli gücün de türkiye'yi kapsamadığını biliyoruz.

türkiye'de uzunca süre yüksek kalkınma hızı sürdürülebildi. küreselde, 1929 buhranı düzeyini zorlayan koşullar çerçevesinde sürdü kalkınma. türkiye'de yaşanan kalkınmada yavaşlama olduğu göstergelerden saklanamıyor. kalkınmadaki düşüş geçici midir; yoksa, yapısal bir gerileme ve duraklamanın ilk izlerini mi gözlüyoruz? gelir bölüşümünde eşitsizliklerde, ayrımlarda üst gelir düzeyine katılan yeni zenginlerin olmasından öteye akp'yle çıkarları ve umutları birleşmiş, yükselmiş olanların umutlarında sarsılma olur mu? türkiye'nin siyasallığı, bir yandan isyanın durması, durdurulması çalışmalarıyla; bir yandan da akp'nin pazar koşullarında duraklamaya dayanıklılığı ile değişecektir.

avrupa'da "avro"ya dayalı ve almanya'nın önderliğnde çatışma da yok; iyileşme umudu da yok görünüyor. ab içinde avro'ya dayalı fransa kendi kamusal giderlerini çoğaltıcı önlemlerle yaşarken; ingiltere ise avro'ya dayalı olmadan ama fransa'ya aykırı dizginleyici iktisadi önlemlerle yaşıyor. sonuçta, almanya, fransa ve ingiltere özümleri ab'yi güçlendirici bir noktada mı buluşur; yoksa, avro alanı dağılır mı? ab'deki bu belirsizlik sürüyor.

abd ise, bir yandan, abd'nin içine çekilme baskısını yaşarken; bir yandan da kuzey kore ile iran'ın nükleer güç olma yönündeki bağımsızlıklarını önleme ve durdurma uğraşından uzak duramıyor. bir süredir, kuzey kore'nin abd'yi geliştirdiği, biriktirdiği nükleer silahlarla "tehdit" edici görünmesinin bir sonrası ne olabilir? kuzey kore, nükleer gücünü tüketerek mi değişir; kuzey kore, nükleer gücü yanılsamasıyla mı biter? bugünden söyleyeceğimiz kuzey kore'nin bitmesinin kaçınılmazlığıdır.

hugo chavez sonrası seçimlere günler kaldı. hugo chavez sonrasının ilk seçimde değişiklik getirmeyeceğini öngörmek olağanıdır. kenya'da seçim sonuçlarının yetkili yüksek yargı kurulunca açıklanmasıyla bir önceki seçimi de yitirmiş odinga'nin güçlü olduğu bölgelerde yer yer tepkilere neden olmasına karşın kenyatta'nın odinga'yı yürütmenn içine almadan kenya'yı yöneteceği anlaşılmıştır. bu sonuc abd/ab için de, küresel için de istenmeyendir.

abd için de, küresel için de öncelikli olan suriye'dir, iran'dır ve kuzey kore'dir.

5 nisan 2013, college station, texas.