11 Ocak 2013 Cuma

cumaları -- 405.

türkiye'de bitmek bilmez siyasi kıyımlar sonlandı kanısı gelişmişken paris'te yaşanan siyasi kıyımı nasıl açıklayabiliriz?

paris'te yaşanan siyasi kıyımın zamanlaması da, yeri de, kişilikler de sıradan değildir. her kıyımda olduğunca, önce ve anında önyargılar dışavurmuştur. burası olağandır. oysa, ilk düşünülesi olanı da açıktır: bu tepkileri öngörenlerin yaptığı açıktır. herşeyden önce, nasıl olsa, öylesi düşünülecek korkusuzluğunda olanların varlığı açıktır. bir de, yapılanın, anında ve kolayca açığa çıkmayacağını düşünmemiz gerekir. zaman yanılanları da, yanılgıları da ortaya çıkaracaktır. bakalım bu tür kıyımlarla yolunda ilerleyenler, bukez de, başarılı olacaklar mı?

türkiye'de barış geliyor umuduyla, barış olsa ne olur unutulmuştur. geröekten, barış nedir ya da barışla ne değişecek konusunda her yanın kendine göre aöıklaması vardır. hem herkes barışçıdır; hem de herkes barıştan kendi anladığını ummaktadır. bu da umutların boşunalığıyla olmazlığını göstermektedir. neden savaşıldığı açık olmayan savaşta, barışın da ne getireceği açık değldir. tek söylenen şudur: savaş mı sürsün; barış daha iyi değil midir?

sonuçta, türkiye'de siyasi iktidar akp, bundan ötesine "barış" diye bir oluşum gerçeklemeden gidemez. biz barışı istiyoruz; barış için gerekeni yapan biziz demek yetmeyecektir. barış ödündür. türkiye'de herkes barışçıdır da; hiçkimse ödün vermekten yana değildir. oysa, barış ödündür. uzlaşımda ödünsüz olmaz. ödün vermeden ödün beklemek olmaz. türkiye, bugün için, ödünsüz barış özlemindedir.

türkiye'de öncelikler de sıralı değildir. türkiye'de üretim ve paylaşım koşulları elverişli olduğundan mı barış dayatıcı olmuştur; yoksa, üretim ve paylaşım koşullarında bozulma beklentisi mi barışla ötelenme amaçlanmaktadır? her eylemin, her hedefin zorlayıcı nedenleriyle elverişliliği böyle anlaşılmalıdır. barışla değişen ne olacaktır? ardından sorulacak olan da açıktır: bu değişimin yitirenlerini nasıl yatıştırabilirsiniz? kısacası, türkiye'de sonuçları, yeterince anlaşılmayan bir barış süreci söylemi ortalıktadır. söylemden öteye gerçeklik nasıl gelişir ise boşluktadır.

abd'de içe dönüş egemenliğini sürdürüyor. enson, afganistan'dan da 2014 tarihinden de önce çekilme hızlandırılıyor. abd'nin yakın geçmişinde vietnam'dan yenik ayrılmayı başarabilmesi, yeniden içte dışta güçlenmeyi getirmişti. ırak ve afganistan çekilmeleri de yeniden güçlenmeyi getirir mi? ırak ve afganistan'da kazanma özeverilerini gösteremeyen abd'nin çekilerek güçlenmeyi özlediği açıktır.

abd'de, 2012 seçimleriyle, ortaya çıkan siyasi gerçekliğin gereği yürümektedir. bir yandan obama'nın yürütme takımı yenilenmektedir; bir yandan da yasama ve dentleme meclislerinde yeniden dengelenmeler oluşmaktadır. sırasıyla dışişleri, savunma ve maliye'de yürüme adayları önemli iç tartışmalar getirmektedir. bu tartışmaların adayların meclis onaylarını etkilemesi düşünülebilir mi? obama yürütmesi ve iktidarı büyük bir zayıflama yaşar onaylar gerçeklenmezse. oysa, onayların zorla da olsa gerçeklenmesi obama için büyük bir güç kazanımı olmayacaktır. nedeni de açıktır: tartışmalı onaylar başından yürütmeyi güçsüz kılacaktır.

abd'de, işsizlik sorunuyla gelir bölüşümündeki adaletsizliklerin düzeltilmesinden çok, daha kötüleşmemesi anlamındaki obama siyasi seçmeleri toplumsal tepkimeleri germiyor ama, çözümlemekten de uzak tutuyor. daha da ötesi, ileride, daha büyük patlamalar için elverişliliği de zorluyor.

avrupa'da donmuşluktan çıkış umudu görünürde yok. avrupa'nın umutsuz cansızlığı, neredeyse, olağana varmış durumda.

mali'de fransa'nın içsavaşta yan tutmasının ötesini zorlaması sürecektir. venezüela'da chavez'in artık yönetimde olmayacağı anlaşılmıştır. venezüela'da bilinmeyen ise, chavez sonrasının getireceği zoryönetimin direnme ve başarı gücüdür.

11 ocak 2013, college station, texas.