24 Mart 2012 Cumartesi

cumaları -- 363.

uefa istanbul'da genel kurul toplantısı yaptı. uefa'nın istanbul toplantısı olağandır ama, yine de, 3 temmuz 2011'den bu yana olağan dışıdır. neresi olağandışıdır? başbakan tayyip erdoğan'la uefa başkanı michel platini'nin özel buluşması olağan değildir. ikisinin de buluşmadan kaçınması gerekirdi. o toplantı açıkça uzlaşım değilse de, "pazarlık"tır. toplantı sonrasında erdoğan'la platini'nin söyledikleri de, erdoğan'ın uefa toplantısı'nda söyledikleri de bir hedefi açıklamıştır: aziz yıldırım'ı alın, fenerbahçe'yi bırakın. başından bu yana sorun da bu değil midir? aziz yıldırım fenerbahçe'yi de, türkiye'de futbolu da kirletendir. nasıl denince belgesi, kanıtı olmayanlar aziz yıldırım kuşkusuyla kazanacaklarını sandılar. yanıldılar. fenerbahçe, aziz yıldırım'ı sahiplendi. ayrıca, aziz yıldırım'ı fenerbahçe'yle eşitledi. bu istenmeyenden öteye, beklenmeyendi. bu son çaba sonuç verir mi? vermez. ne olur? erdoğan da, platini de bu son çabayla gerilemiştir, geri düşmüştür. aziz yıldırım, bundan sonra, amaç fenerbahçe'yse, aziz yıldırım "feda" olsun da dese o kapı kapanmıştır. aziz yıldırım'ın suçu da, suç ortakları da ortaya çıkarılamadığı sürece ne uzlaşma olur: ne de fenerbahçe aziz yıldırım'dan cayar. ilk gün neredeysek, onca dolambaçtan sonra da oradayız. bir biçimde "döne döne yine okur" eylemliliğinde dönmekteyiz. bakalım kimlerin başı dönecek sonunda?

başında ve bugün neredeyiz? öncelikle, kolayca yoksayılacak iki avuç insan var: işte buydu, işte budur; futbol diye aldattılar, aldanmışım deyip fenerbahçe'den futboldan kopanlarla; neden üstüne gitmiyorsunuz; bundan açık olur mu, atın, bitirin, temizleyin diye kışkırtanlar. sonuçta etkin ve edilgin yargılamadan, yargılanmadan "potansiyel suçlu" görenlerle gösterenler. bir de şunlar var: fenerbahçe'nin kuşkulu konumundan doğan fırsatları ganimete çevireceğini umanlar. onun da olmayacağı açık. fenerbahçe'nin böreğinin yağmalanmasının kolay olmadığı bilmeyenler için de ortaya çıktı. fenerbahçe ne yağmalatacak, ne de gerileyecek. erdoğan'ın sonunda, platini ve uefa toplantısı dolayısiyle söylediği geçersiz bir doğru var: suçlular cezasını çekmeli, kurumlar değil kişiler suçludur. aziz yıldırım'ı, fenerbahçe dışı suçlarından dolayı yargılamıyorsunuz bir; fenerbahçe aziz yıldırım'ın fenerbahçe dışılığını üstlenmiyor ki. aziz yıldırım şike yapıyor, fenerbahçe yapmıyor denir mi? suçlular cezalanmasın diyen olur mu? "şike" suçu fenerbahçe için, öteki takım/larla olur. suç oluşmuşsa fenerbahçe de, yöneticileri de, "öteki" takımlar da cezalanır. aiz yıldırım'ı "şike" suçundan cezlandırmak için "öteki"leri de suçlamal gerekir. hukukta, tek başına işlenen suçlar ve kişisel cezalar bellidir. "şike" suçunda enaz iki yan gerekir. bir yanı (aziz yıldırım'la fenerbahçe) belli de, ikinci yan sivas'la bile tamamlanamadı. ayrıca, başından, 19 maç diye başlanmadı mı? hani dinlenilmişti de, herşey biliniyordu? ilk gün belgeyi, kanıtı ortaya çıkaramayanların zaman içinde çıkaramayacağı da açık değil miydi? ancak o iki avuç için ve de fırsatçılar için öyle değildi. gelen elli yıl içinde çıkarılacağına inandıkları açık. elli yıllık sırlar yeni gün ışığına çıktı sananlar da benzerleri değil mi?

sonuçta, fenerbahçe de, türkiye'de futbol da çok zarar gördü bu olaydan. onarımı da, düzeltimi de çok zaman alacak.  gelen süreçte de, o iki avuçla, fırsatçılar yeniden durum değerlendirmesi yapacaklar mı? hayır. fırsatçıların birazı, yeni fırsatlar için yeni duruma uyar gibi olacaklardır. olan oldu, zarar sürüyor; zarardan dönüş de uzayacak.

türkiye'de salt fenerbahçe odağı yok. türkiye'de fenerbahçe gündemi, türkiye'nin gündeminden sapmasıdır. nedir gündem? anayasa tartışması olacaktı da, yıllardır tuzlanmış buzluktaki anayasa seçimde halkın yüksek desteğiyle oluşmuş tbmm'de son biçmiyle halkın anayasası olacaktı. oldu muyu bırakalım; olur mu dahi gündem dışıdır. yeniden gündem olur mu? yeniden seçim günü geldiğinde yüzde elli de yetmedi diye yetmezciler ortalığı kaplayacaktır; hem de, o ceket küçüktü, damata yeni ceket gereklidir haklı gerekçesiyle. elin ceketiyle damatlık, vb. yaklaşanlara, yaşamınızı boşuna yaşamayın doğrusuyla da süsleyerek.

türkiye'de dağı, isyanı durdurmak için anayasa değişimi hedefi konmuştu. şimdi neredeyiz? dağdaki isyanı bitirelim anayasa daha güçlü olacak. biran için olur diyelim. o zaman anayasa uzlaşımla çözüm olmaz ki; ihsan olur. birileri de çıkar, o "ihsanı" türkiye'ye çok geldi diye geriye almaz mı?

sorun şudur: olana göre değil de, olsuna, olacağa göre yan belirlenir, seçim yapılırsa yer değiştirmek olanaksızlaşır. yok, biz teslim olmadık, teslim olmayız dedikçe batış süreci uzayacaktır. batış süregidiyor diye öngörmeliyiz.

fransa'da seçime hızla yaklaşılıyor. seçim yaklaştıkça olmayacak tekillikler de iktidardaki sarkozy'ye yarıyor görünüyor. oysa, uzun süredir sarkozy'nin bittiği biteceği genel beklentiydi.

abd'de bütçe çelişkisiyle bütçe çatışması kıyasıya sürüyür. obama yönetimi, geçiçi bütçe uygulmasından gerçek bütçe gerçeğine geç de olsa geldiler. cumhuriyetçiler de, temsilciler meclisi'ndeki çoğunluk gücüne dayanarak karşı bütçelerini açığa çıkardılar. ne olur? bütçenin seçimlerle seçim tartışmalarını belirlediğince; bütçe de, seçimlerle seçim tartışmalarından belirlenecektir. bütçenin zamanında uzlaşımı da, onaylanması da zordur.

abd'de cumhuriyetçiler'de başkan adayı belirlemenin, nisan ayındaki seyrek seçim takvimine göre mayıs ve haziran'ı bulacağı olağanlaşmıştır. mitt romney ençok delegeyle öndeki konumunu sürdürmekte ama, bitirici son durağa erişememektedir. ocak'ta, şubat'ta, mart'ta olmayanın, nisan'da da olmayacağı en yakın değerlendirmektedir bugün.

afganistan'dan çıkın gidin baskısı da, açıktan dillendirilmesi de abd siyasetinde değişim getirmemektedir. abd, afganistan isteyince değil abd çıkarı gerektiğinde ve biçimde çekileceğini çok açık söylemiştir. istek afganistan'ın, seçme ve karar abd'nindir.

suriye'de, gecikmeli olarak isyan şam'a ulaşmıştır. genellikle, şam'dan başlaması ve yayılması gerekenin dışarıdan şam'ı kuşatması yenidir.

23 mart 2012, college station, texas.