17 Şubat 2012 Cuma

cumaları -- 358.

küreselin gündemi suriye midir, iran mıdır, yunanistan mıdır, çin midir, rusya mıdır? herbiridir, tümüdür. bunların herbiri birbiriyle ilişkilidir; herbiri, birbirinden etkilenir, etkilenecektir. nasıl?

yunanistan'ın iktisaden duraklamasıyla, yaşama düzeyinin gerilemesini çözümde çin'in katkısı olur mu? olabilir. çin, avrupa'nın borçlanma sorununu kolaylaştırma yönünden adım atsa, avrupa da, yunanistan da geçici olarak soluklanır. sonrası? çin'i durduran soru da budur. çin, elinde birikmiş kıt kaynaklarını abd'yi borçlandırarak kullanıyor uzun süredir. o kaynaklar(dışsatım artıları) ençok abd'yle alışverişten oluşuyor. abd, çin'in avrupaiya yatırım yapmasını ister çünkü hem çin'in pazarı canlanır, hem de avrupa'nın. çin'in ve avrupa'nın canlanması abd'nin de canlanmasını geliştirir. herkesin kazanacağı bu çözüm neden gecikiyor?

avrupa ve sonunda yunanistan iktisadı yeniten üretici olmaktan çok tüketicilikte yeniden tıkanabilecektir. çin'in kaynakları ya da aktardıkları da arada eritilmiş olduktan öteye avrupa'nin, yunanistan'ın borçları daha da artacaktır. daha da kötüsü yunanitan'ın, avrupa'nın geriye ödeme gücü tümden gidecektir. borcunu ödeyemeyen avrupa'ya, yunanistan'a savaş mı açabilir çin? geriye alamayacağın borçlanma yapmasaydına çin'in açıklması yoktur. bir de, çin içselinde kentleşmeyle gelen özgürleşmeyle kıt kaynakların avrupa'da tüketilmesi dünden çok sorgulanır. çin'in ne kalkınmışlığı ne de bölüşümü adil değil. çin, ticaret artısı biriken kaynaklarını kendi pazarını canlı tutmada gelişse hem çin için, hem de küresel için daha yararlı olur. çin'in alım gücünün artmasıyla ortaya çıkan isteme sunmakta abd de, ab de olumlu yanıt verir. bu da akıllı bir çözüm olarak ortadaysa da, sürdürülebilirliği tartışmalıdır. çin'in içinde tüketilecek kaynakların oluşturacağı iktisadi canlılığın getirileri çok çekici değildir. neden? çin'in üreticilikten, tutumluluktan çoğalttığı kaynaklar tüketicilikte tükendikçe malların, hizmetlerin ederi yükselir ("enflasyon") ve istem artışına yeterince sunum yoktur. abd'nin, avrupa'nın istemine çin'in sunduklarıyla yükselecek canlanmaya sunum abd'den de, ab'den de, çin'den de, japonya'dan da, kore'den sunum çin'e sunumdan daha kolaydır.

ab'nin de, çin'in de, japonya'nın da abd'ye gereksinimi abd'nin onlara gereksiniminden de yüksektir. abd'nin küreseli denetlemesi de, yönlendirmesi de nükleer ve silah yaptırımıyla gerçeklenmiyor. "serbest pazar"la "serbest ticaret"in abd'nin yararına işlemesi abd'yi daha da kalıcı daha da güçlü kılıyor. işte bu noktada, çin'in bir sonraki devlet başkanı, henüz görevine başlamadan washington'da krallardan yüksekte karşılanıyor, ağırlanıyor, el üstünde gezdiriliyor. abd'nin tüm egemenlerini bir bir geziyor şi jinping. abd yönetimi, abd egemenleri güvenli; çin'in bir sıradaki yöneticisi şi jinping gerçekçi uzlaşık görünüyor. bu uzlaşıklıktan çin'in birleşmiş milletler'deki oyunun değişmesi doğar mı? doğmaz diyemeyiz.

sırada rusya'da seçimler var. rusya'da putin'e karşı istemezlik putin'in yeniden, daha da güçlenmesini mi getirir; yoksa, zayıflamış putin mi çıkar? her iki sonuç da, rusya'nın birleşmiş milletler'de oyunu değiştirmeyi zorlar. abd/ab ve türkiye çin olmadan, rusya olmadan suriye'nin içine girmeyecek görünüyor. burası anlaşılır ama istenen değildir. ortada ayaklanma durumunda suriye kitleleri ve kendi insanını kıymaktan öteye uzlaşım önerisi ve çözümü olmayan suriye yönetimi var. suriye'de kıyım kıyama doğru gelişiyor. kıyım direnci güçlendiriyor; direnç kıyımı arttırıyor. içsavaş insanlık sorunu olarak ortada gelişiyor.

sonunda beşşar esad yönetimi tümden çöktüğünde kalıntılardan özgür, güçlü ve hızla kalkınmaya yönelecek bir suriye umudu geriliyor. ırak'ta nasıl istenen olmadıysa, libya'da nasıl beklenen olmadıysa suriye'de de ilk ve belki de tek gerçeklenen esad hanedanı'nın sonlanması olacaktır.

yunanistan örneği sokaklarda yaşanıyor. toplumların düşkünlüğünün, siyasetin dağılmasının sokaklardan çözülmediğinin; devrimlerin, değişimlerin düşkünlerin isyanından yükselmediğni yaşıyoruz. yunanistan'da zor yönetim gerçeklenir mi? nisan'daki seçimlerde ortaya çıkacak sokakları ardında toplayacak bir demagokun kolayca despotlaşabileceğini düşünebiliriz. yunanistan'dan kaynakların kıtlığını özgürce, adil biçimde paylaşalım örgütlenmesinin çıkmayacağını görüyoruz.

yeni durumlar, yeni somutlar yeniden değerlendirmeleri gerektiriyor. yeni gerçeklerin yeni düşünürleri, yeniden çözümlemeleri hemen getireceğini bekleyemeyiz. bir süre alışılagelmiş, geleneksel çözümlerle zaman tüketilecektir. günümüz ne 1919 öncesi ve sonrası günleridir; ne de 1939 öncesiyle sonrasındayız. tüm ondokuzuncu yüzyıl'ın, tüm yirminci yüzyıl'ın yaşanmışlığıyla bitmişliğini yaşıtoyoruz günümüzde.

türkiye'mizde durum neden ve nasıl sakin görünüyor? ya da türkiye'deki güçlülük de, güçlenme de yanılsama mıdır, gerçeklik midir?

17 şubat 2012, college station, texas.