mısır'da seçimler aşamalar olarak gelişiyor. sonunda nereye varılır? bir anlamda geçiş, değişik anlamda siyaset üstü askeri yönetim sona varıldığında kıyıya çekilir mi? seçimlerde ikinci ya da üst meclis aşamasında mısır. bilinmeyen şu: ikinci meclis'te atanmışlar da olacak. atamaları kim yapacak? son seçim olan başkan mı? meclisler'in onerme ya da onaylama gücü olacak mı? tüm bunlar hangi anayasa'ya göre olacak? önce anayasa mı, sonra başkan mı? anayasa nerede gelişecek? anayasa'yı oylama ya da onaylama gücüyle ölçütü ne olacak? bu soruların yanıtını da, sırasını bilen yok. bir yandan da seçimlerde ikinci aşama yaşanıyor.
"tahrir"de başlayanlar "tahrir"den ötesini bulamadı henüz. oysa, "tahrir"den önce de varolanlar, sonrasında da varolacaklar.
mısır gerçekliği zorlu günler yaşadı: port said'de sıradan futbol maçı sonrasında yüze yakın ölümle bini bulan yaralılar var. yaşananlar, stadta maçın kargaşasını aştığı kahire'de sürdüğü yönünde. öyle anlaşılıyor ki: "tahrir" dağıtılmadan, "tahrir" noktalanmadan mısır'da siyasetin önü tıkalı. "tahrir"i bitiren güç de, yarının mısır'ında uzunca süre demeyelim ama, bir süre iktidarın etkinidir. halkın egemenliğnin dişa vurumu olan ilk aşama seçimleriyle ortaya çıkan yüzde yetmişbeşlik güce mi bırakılacak "tahrir"i bitirmek; yoksa, yüzde yetmişbeşlik gücün önünü açmak ve gücü sağlamlaştırmak için mi kargaşa zorlanıyor? kaldı ki: yüzde yetmişbeş de tek ve türdeş değil. yüzde ellilik büyük toplulukla, yüzde yirmibeşlik büyükçe ikilik var. o ikilik nerede, ne zaman karşıtlaşır? mısır'da özgürlüğün hızlandırıcısı konumundaki "tahrir"in ortaya çıkardığı "tahrir" kalabalıklığı da değil, "tahrir" kitleselliği de değil. "tahrir" önemli bir etmen ve etkin bir aracı işlevinde oldu. bundan sonrası, "tahrir"den önce de, sonrasında da olacak güçlerin siyasilikleriyle yürüyecektir. "tahrir"den ötesini bulamayanlar, "tahrir"de başlayıp "tahrir"de tükenme sürecinde tutunma çabasındalar. nereye değin? mısır'da seçimlerin ilk aşamasının ortaya çıkardığı güçleri artık yeraltına itmek de, yerüstünde denetlemek de zordur.
abd'de gündem ikili sürüyor: bir yandan cumhuriyetçiler kendi içlerinde tartışmayı bağlamaya ve bir adayda yoğunlaşmaya uğraşırken; öte yandan demokratlar, obama birbiri sıra hedeflerini açığa vuruyor. obama'nın en yakın desteği ve vurucu gücü hillary clinton'dan leon panetta'ya geçmiş durumda. öteki vurucu güç tüm geithner ise sarsılmaz güç olarak kıyıda etkin ve derinden sürdürüyor. leon panetta, abd'nin afganistan'dan çekilmesinin tarihini açıklayıverdi: 2013'de abd'nin afganistan içinde savaşçı konumundan ayrılacağını duyurdu panetta. neden obama değil de, panetta diye sorgulaması olmadı. doğal ki obama'nın sorumluluğunda ve yetkisinde bir karar bu ama, sözcülükte panetta önde oldu. panetta'nın yürütmede güçlendiğini ve yetkilendirildiğini düşünmemiz gerekir. öyle anlaşılıyor ki: libya'da, hillary clinton'un savunma kalkanı konumu suriye ve ötesi iran konusunda leon panetta'da olacak.
leon panetta da görevini eksiksiz yaptı, yapıyor diye gözlemeliyiz: afganistan açıklamasının ardından, israil'in iran'ın nükleer olma sürecini durduracağını açıkça söyledi. ne demokratlar'dan, ne cumhuriyetçiler'den ne oluyoruz diye sesini yükselten yok. afganistan'a, ırak'a saldırı günlerinde bile durun nereye diye yaşanan "muhalefet" ve "muhalifler" yer yarıldı da içine girdi mi diyeceğiz? işler sarpa saptığında ortaya çıkacaklarını düşünmeliyiz. suriye sağlama alındı, alınmadı; sonrasının iran olacağı konusunda ilk kez düşünmeliyiz. iran'ı durdurmada, neredeyse "büyük koalisyon" oluşmuştur. tepkisizlikle, sessizlik ürkütücüdür. yapılan, iran'ı korkutup ilk adımı atmasıdır. olası iran adımı abd'nin istediğidir diye bellemeliyiz.
2012'yle abd'de pazarın da, iktisatın da güçlendiği görünümüne de soğukkanlı yaklaşmak gerekir: bir yandan savaş tamtamları, öte yandan pazarda iyileşme. iran'a saldırı için yeterli koşul değildir ama gereklidir. washington'da yapılan hesaplar nasıl yürürlüğe konur; iran'a ilk adım nasıl attırılır bilmek zordur ama, şu anda görünen odur.
türkiye'de türkiye futbol federasyonu başkanı'yla iki yardımcısının "devam" derken "tamam" deyivermesiyle ortaya çıkan durumu çözümden çok çözümsüzlüğün göstergesi olarak almak gerekir. süper lig'in izlenmesi de, kitle desteği de yıpranma sürecinde hızla ilerlemektedir. futbolun etkiniğinin durmasının getirileri ne olur; gidenler nelerdir şu anda yakalamak zordur. şunu güvenle söylemeliyiz ki: geçen yıla, geçmiş yıllara kuşkudan çok günümüz ve gelecek kuşkulu durumdadır. fenerbahçe'nin yaşadığı maddi manevi zararları karşılayacak güç ve işleyiş yoktur. fenerbahçe'ye yaşatılan zararların yaşandığıyla kalacağı yönde gelişiyor süreç. fenerbahçe şu anda cezalı konumdadır; bununla yetinileceği açıktır.
3 şubat 2012, college station, texas.