21 Ekim 2011 Cuma

cumaları -- 341.

türkiye'de, yine baskın, yine duygusal patlama, yine olağanüstü tepki. böyle birgünün beklentisiyle, askeri hazırlığında olan askeri güç baskına uğruyor ve tartışmasız saldırıya geçiyor. üzülmemek, tepki göstermemek olanaksız. saldırganlar bunu düşünmez mi; saldırganların beklentisi nedir? bunları düşünme günü değildir, gün eylem günüdür diye gösterişli sınırötesi saldırısı: yine, duygusal tepkileri yatıştırmakla mı yetinecekler? türkiye'nin kitleselliği, yine, yatışmış gibi durulur mu?

bukez de, sınırötesinden, yine, bitirmiş gibi mi dönülecek? onca söz, onca tepki yalandan mı? değil, olamaz. o sözlerin, o tepkilerin altında ezilir kalır yalandan söz söylemişler, yalandan ağlar gibi göstericiler, eylemciler. baskın, "stratejik" anlamda pkk için bitimin tepkisi ama, "taktik" olaraksa, etkin bir eylem. pkk bitime direnç için bu baskını düzenlediyse sonuca katlanacaktır. bitici savunma durumundadır, bitirici saldırıdan sonra. saldırının sonrası saldırı gücü olan askeriliğin bile pkk'yi dirençli, sürekli yapması düşünülemezken; nasıl olur da, saldırıp kaçmadan "stratejik" bir beklentisi olabilir?

pkk'ye bitirici darbe vurulduktan sonra, barışın sürekliliği sürdürülebilir mi? kuşkulu olanlarının kuşkularının giderilmesi kaçınılmaz değil: zorunludur. sınırötesi budur bugün. bu da geçer beklentisi bu kez yanılacaktır. yoksa, türkiye bu gerilimi ve sınırötesinde yenilmeyi sürdüremez. türkiye'nin, bugününden yatışması sınırötesinde bitirici olmasıyla doğrudan ilintilidir. türkiye'de ve sınırötesinde dengeler değişmiştir. türkiye'nin bugünden aşağıya düşmesi düşünülemez. yoksa, türkiye cumhuriyeti'nin niteliği değişecektir. pkk de, tarihsel olarak en güçlü askeri baskınından sonra tırmanıp çıktığı tepeden inecektir. türkiye cumhuriyeti'nin askeri, yarın bitti diye dönemez artık. türkiye cumhuriyeti'nin sınırötesindeki kalıcılığı sürekliliğe dönüşecektir.

rastlantı değildir, abd'de obama yönetiminin ırak'taki savaşın abd için bittiğini abd'ye açıklaması. abd, yayılmanın, abd gücüyle olmayacağının siyasetini uyguluyor. abd'nin kendi kaynaklarıyla afganistan'dan, ırak'tan ve daha ötesinden kazanmış çıkmasına gücü olmadığını kabul ettiğini düşünmemiz gerekir. abd, "arap baharı"ndan ancak ve ancak kıyıdan, geriden destekle kazanacağını göstermiştir. abd'nin askeri gücüyle, askeri önderliğiyle ortaya çıkardığı direnci yıkması olanaksızlaşmıştı. abd, çıkarlarını dayatmak çok, çıkarlarını korumada, ortadoğu'da yeterince işbirlikçi, destekçi bulmuştur. abd, katar ve libya ile türkiye üslerini, ortadoğu petrollerini denetlemekte yeterli güç saymaktadır. abd, için, salt israil'le, salt suudiler'le ve biraz da türkiye ile mısır'la ortadoğu'da sürekli savaş durumunu sürdürme gücü tükenmiştir. ortadoğu'da'ki güçlerle paylaşımlı yeni evrenin nasıl gelişeceğini birlikte izleyeceğiz. abd'nini içinde de, abd dışında da, "soğuk savaş" sonrası yaşanan abd egemenliğinin sonuna gidiyoruz. çoklu karşıtlık gerilimi g20 uzlaşımıyla yumuşatılacaktır. abd'nin savaşma gücü de, abd'yle savaşma gücü de gerilemektedir.

abd içselinde, cumhuriyetçiler'in yetersiz ve kitlelerde yansıması etkisiz iç tartışmalarının abd'nin içselinde de, küresellikte de değişim ve yenilik getirmesi zordur. abd olanla yetinme alışkanlığına dönüşmüştür. tüketim toplumunun durgunluğu da, tıkanıklığı da, geleneksel tüketimi destekleyici önlemlerle canlandırılamıyor. abd iktisatı da abd toplumu gibi tüketimsiz yaşamaya uyarlanacaktır. abd içselinde gecikmiş ve öfkeliymiş gösterileri geleneksel destekçilerin ötesinde yeni katılımlara neden olmuyor; olması düşüncesi de zorlamanın ötesinde anlamlı destek bulmuyor. abd'de yüzde birin değil yüzde doksanın vergilendirmesine değin bunalımdan çıkış yolu yok. yüzde birin tüm serveti vergilendirilse birikmiş borç yükünün birazını karşılamaz. abd'nin çoğunluğu vergilendirilmeden, abd'de kalkınma ve gelişme yeniden hız kazanmayacaktır.

"wall street işgalcileri" tarihin her döneminde azlıktan çokluğa destek bulmuş "servet düşmanlığından" servet bölüşümünde adalet beklentisiyle yerlerinde duruyorlar. zaman ilerledikçe, abd toplumunun şiddete katılmaktaki uzaklığını kavrayıp dağılırlar mı; yoksa, inadım inat anlayışıyla eylemci görünümlerinde sıradanlaşırlar mı? zaman içinde, iki durumda da, olmayacak beklentilerle sokaklarda buluşmuşların kimileri toplumun içlerine dönüp yeni eylemcilikler geliştirirler mi? birazı deneyecektir, dönüşecektir ve çıkışlarını işgalden alsalar da, işgal dışı etkinliklerle yeniden çıkış arayacaklardır. ne bulurları öngörmek bugünden erken olur. önce dağılsınlar, içerlerde erisinler, ondan sonrası düşünceler üretebiliriz. bugün, eylem ve umut yarınları için iyimserler; dağılmak değil yayılmak beklentisiyle günlerini sürdürmektedir.

küreselin dört bir yanında ayaklanma bekleyen işgalciler, öfkeliliği canlı tutmak isteyenler, gecikmiş roma sokak gösterilerinin ötesinde önem kazanmamıştır. roma'da yaşananlar da, daha önceden fransa sokaklarında, ingiltere sokaklarında gördüğümüz kargaşaların ötesinde bir yenilik göstermemiştir. ya atina göstericileri? üretimsiz tüketimi yaşama biçimi bilmişlerin sokak gösterileriyle alıştıkları yaşam biçimine dönmeleri olanaksızdır. direnişin, öfkelilerin yunanistan'daki dağınıklığının sonu dağılmaktır.

1989'dan etkilenmesi çokça gecikmiş muammer kaddafi ve yönetim anlayışının kanlı yıkımı gecikmeli yaşanmıştır. soğuk savaş'ta kıyıda unutulmuş ve el değilmemiş libya'nın sonsuza öyle gitmesi olası değildi. devlet yapısı niteliksiz ve güçsüz ülke, bağımsızlığı sorumsuz hafifliklerin önderliğiyle bunca sürdürmesi tarihin anlaşılmaz tekilliklerindendir. bingazi'den kopan kaddafi yönetiminin trablus'ta direnişinden isyan ve kurtuluş çıkmayacağı açıktı. açık olmayan, yaşanan yıkımın bunca kapsamlı ve bunca yokedici olmasıydı. yapım ne kolaydır, ne de hızla olacaktır. libya'nın özgürleri de, yeni bayrağı da, tüm libya'yı birleştirip tek bayrakta koruyabilir mi? libya yatışınca ortaya çıkacak "muhalefet"i kaddafi yöntemleriyle yokedemezler. libya'da yeniden yapımla, yeniden yapılanma çok geriden, çok kapsamlı ve derin yıkımdan sonradır.

sonuçta, kaddafi, ne arap, ne müslüman, ne afrika'lı, ne doğu'lu, ne batı'lı olamadan abd karşıtlığıyla yahudi karşıtlığından öteye varamamış, kana bulanmış bir bulamaç olarak bir süre belleklerde kalacaktır. kaddafi, acı sonunu ötelemenin dışında önleyememiştir.

tunus'ta seçimler ne getirir? tunus'ta bu seçimden çok, sonraki seçimler önemli ve belirleyici olacaktır.

21 ekim 2011, college station, texas.