abd batıyor mu? hayır. birgün batar mı? hayır. küresellik, abd'yi de değiştiriyor. önce şunu iyi belleyelim: küresel = abd ya da küresellik abd'nin yeni egemenlik kurma, yayılma siyaseti değildir. küresellik, abd yerelinde yararı olduğunca zararları da yaşanan bir olgudur. bugünden sonra, abd de küreselden geriye dönemez; abd karşıtları da abd diye küresellikle boşuna savaşarak güç ve zaman tüketir.
abd'de uzlaşım siyasallığıi geriliyor uzun suredir. neden? reagan'la birlikte, abd'yi yeniden yönlendirme diye yanılsamalı, yanıltıcı bir siyaset egemen abd'de. ulusallık dayattıkça, "uzlaşımı" geçici olarak sağlıyorlar ama, her uzlaşımla biraz daha yıpranıyor ulusallık. oysa, ulusallığın gücüdür, güçlendiricisidir uzlaşım.
reagan'dan bu yana ya da 1980'lerden bu yana abd'de: "dediğim dedik, düdüğü ben çalarım" dayatmacası süregidiyor. üstüne üstlük, iki yan da güçlü, abd de dirençli. ne güne değin?
abd, 1980'lerden bu yana ürettiğinden çok tüketiyor. neden? abd iktisatı ve abd'de gelişmiş iktisat aklı çok yalın: bireysel tüketim ile büyüme iktisatı. bireysel tüketimin durması da, büyümenin yavaşlamasıi da yıkıcı oluyor; yıkıma neden oluyor. her yıkımdan, abd biraz daha yıpranmış çıkıyor. reagan'la başlayan nedir? "vergilendirme"nin enaza indirilmesi. burası anlaşılır ve tamam. örneğin, turkiye'nin de siyaseti, adı söylenmese de budur: vergilendirme yoktur demeyelim ama, gelire (eskiler "matrah"a derlerdi) göre çok azdır. vergilendirme olmayınca, kayıt da olmuyor ya da kayıtsızlık kolay dolaşım kazanıyor. türkiye'nin büyümesinin gizi de gizemi de "kazancın/gelirin" az ya da hiç vergilendirilmemesindendir.
sorun nereden doğuyor? kamu hizmetlerinin azaltılması da vergilendirmeyle atbaşı zorlanıyor. vergiyi azaltmak da, vergilendirmemek de kolay kazanımlar, uzlaşımı, uygulanımı hızla gerçekleniyor. oysa, 1960'ların önemli bir hedefi vardı: "refah toplumu" ya da "müreffeh toplum" diye bilinirdi. önemi ya da kaynağı neydi? "sosyalizm"in, paylaşımın/eşitliğin olmazlığına, güçlğ insanların sosyalizme çekimlerini dengelemenin ya da geriye çevirmenin gizemli hedefiydi "refah toplumu" anlayışı. önemliydi ve sscb egemenliğine, sosyalizmin çekiciliğine almaşıktı. vergiyi kaldırıyorsunuz ama, alışılmış "refah" paylaşımını kısamıyorsunuz. kisamazsiniz da. duskunlerin, gucsuzlerin "zekat"la "sadaka"yla, "bağış"la ya da "stk" aracılığıyla, dinle dayanıklılıkları kolay değilden öteye olanaksız. üretici güçlerin çokluğuyla düşkünlüğünü "devlet/kamu" kaynakları dışındaki kaynaklarla doyurmaya gücü yetmez kurumların.
o zaman ne oluyor? her tıkanıklıkta, her yetmezlikte korku, bağırış, sesini yükseltme, en ilkeli benim diklenmesi ve sonunda gerçeklenense "vergilendirmeye" direnmek. bir yandan nüfus artışı ve "refah" toplumunun gereklerini dizginleyememek. ne oluyor? sürekli öteleme.
abd, onca gerilim, onca diklenme derken ne yaptı? uzlaşamadı. bir anlamda uzlaştı gibi oldu ama, neyde uzlaşıldı? sorunu ötelemede! bugün pazarların da sorunu, bireylerin de sorunu, abd'nin geleceğinin de sorunu, küreselin de sorunu açıktır: abd'nin çözümleyici olmakta güçsüzleşmektedir. abd, önderliğini yitirmektedir. nasıl ki, ingiltere gerilediğinde küresel çökmediyse, nasıl ki, japonya durduğundan bu yana küresel durmadıysa; abd'nin durmasından da küresel durmayacaktır. doğal ki, ingiltere'nin duraklamasından da, japonya'nin duraklamasından da, almanya'nın gerilemesinden de etkilidir abd'nin duraklaması.
2008 eylül'unde abd duraklamasında sorumuz şuydu: servet ve mülkiyet yayılmasi mıdır bir sonrası; yoksa, mülkiyetin, servetin yoğunlaşması mı gerçeklenir? 2011 ağustos'unda sorumuz şudur: abd'nin yayılması mı dayatacaktır bir sonra çözüm diye; yoksa, abd'nin yayılmasından geriye dönüşe mi vardık?
özellikle, 1980'lerle vergilendirilmesi az ve güvenirliliği yüksek olan abd'ye kaynak aktarmak ve abd'de kaynaklarını toplamak çılgınlığının sonuna gelmedik ama, sorgulanmasına vardık sonunda. bundan böyle abd'nin dışında nerede yığılır servet ve kaynak birikimi? bu yüzyılın sorunudur. öyle bir yıllık, obama yürütmesinin, obama yönetiminin çözeceği bir sorun değildir. abd meclisleri'nin 1 ve 2 ağustos'ta oyladıkları "öteleme"nin anlamı budur: abd tüketicilikte gerileyecektir, abd daha çok vergilendirmeye gidecektir. abd'nin "refah" düzeyi sürdürülebilir değildir. öyle sanıldığı, gösterildiği, beklenildiği gibi "buluş/yatırım" beklentisi "mucizesi"nin de getirisi olmayacaktır. abd'ye akışta ve abd'nin buluş gücünde yıpranma çoktan başlamıştı; bundan böyle daha iyi anlaşılıp, yeri ve zamanı geldiğinde de "kabullenilecektir".
türkiye'de yeni görüntüler diye gözlerin kamaşması durumu yaşanıyor. öncesinde akıl durması yaşanıyordu; şimdi de, gözlerin kamaşması var. 1961 anayasası'nı anlamamışlık sürüyor. 1961 anayasası bir "ülkü"ydü ve "gerçek"liği zordu. türkiye, uzun süre o "ülkü"nün gerçekliğini zorladı. zorlama ne durmuştur; ne de duracaktır. düşler, ülküler gerçeklenmeden durma beklemek yanılgıdır. olan şudur: 1961'in yıprattığı ve yoksaymak istediği "siyasilik" egemenliğini ağırdan, kararlı biçimde dayatmıştır. 2002'den bu yana olan "siyaset"in tekilliği ve egemenliğinin yükselişidir. bir uçtan, öteki uca sıçrama durumudur. sonunda, varılan uçtan geriye savruluş kaçınılmazdır. siyaset ve siyasiler insandır. insan da güçle yozlaşandır. siyasetin üstünlüğü önemlidir, gereklidir ama, insanın alçakgönüllülüğü, hoşgörülülüğü salt güçlü olduğunda yaşanmamalıdır. siyasiler yeni güçleriyle yozlaşma eğiliminde tüm kazanımların boşunalığı demeyelim ama geçiciliği yaşanacaktır.
türkiye'de, 12 haziran seçimleri'nden sonra, özellikle, yürütme düzeyinde ve akp yönetiminde pazarın büyümesinin duraklaması olasılığının korkusu yaşanıyor. türkiye'deki büyüme akp'den dolayı değildir ama, turkiye iktisatında duraklama akp'den sorulacaktır. bu korku anlaşılır. türkiye'nin pazarı ve iktisadi gücü büyümesini sürdürecektir. turkiye'de vergilendirme düşüktür, "refah" toplumu ya da "kamusal kaynak" aktarımı azdır. türkiye'ye yabancı kaynak akımı, hele ki, küreselin kalelerinde zayıflık yaşanırken durmaz. türkiye, dışarıdan kaynak aktarımı için, elverişli ve güvenilirdir. türkiye'den kaçan ya da kaçacak kaynaklar geçici ve denetimsiz kayıtdışılardır. türkiye iktisatı akp'ye karşın, akp'den bağımsız güçlüdür, büyümesini sürdürecektir.
türkiye'nin iktisatında en büyük sorun ve duraklama nedeni içsavaş durumudur. 1980'lerden bu yana yaşanmayan içsavaşın bugün yaşanacağını beklemek de, zorlamak da kolay değildir. olmaz demek aşırı iyimserlik olur ama, olmayacak iyimserliğini varsaymak doğrusudur.
5 ağustos 2011, college station, texas.
abd'de uzlaşım siyasallığıi geriliyor uzun suredir. neden? reagan'la birlikte, abd'yi yeniden yönlendirme diye yanılsamalı, yanıltıcı bir siyaset egemen abd'de. ulusallık dayattıkça, "uzlaşımı" geçici olarak sağlıyorlar ama, her uzlaşımla biraz daha yıpranıyor ulusallık. oysa, ulusallığın gücüdür, güçlendiricisidir uzlaşım.
reagan'dan bu yana ya da 1980'lerden bu yana abd'de: "dediğim dedik, düdüğü ben çalarım" dayatmacası süregidiyor. üstüne üstlük, iki yan da güçlü, abd de dirençli. ne güne değin?
abd, 1980'lerden bu yana ürettiğinden çok tüketiyor. neden? abd iktisatı ve abd'de gelişmiş iktisat aklı çok yalın: bireysel tüketim ile büyüme iktisatı. bireysel tüketimin durması da, büyümenin yavaşlamasıi da yıkıcı oluyor; yıkıma neden oluyor. her yıkımdan, abd biraz daha yıpranmış çıkıyor. reagan'la başlayan nedir? "vergilendirme"nin enaza indirilmesi. burası anlaşılır ve tamam. örneğin, turkiye'nin de siyaseti, adı söylenmese de budur: vergilendirme yoktur demeyelim ama, gelire (eskiler "matrah"a derlerdi) göre çok azdır. vergilendirme olmayınca, kayıt da olmuyor ya da kayıtsızlık kolay dolaşım kazanıyor. türkiye'nin büyümesinin gizi de gizemi de "kazancın/gelirin" az ya da hiç vergilendirilmemesindendir.
sorun nereden doğuyor? kamu hizmetlerinin azaltılması da vergilendirmeyle atbaşı zorlanıyor. vergiyi azaltmak da, vergilendirmemek de kolay kazanımlar, uzlaşımı, uygulanımı hızla gerçekleniyor. oysa, 1960'ların önemli bir hedefi vardı: "refah toplumu" ya da "müreffeh toplum" diye bilinirdi. önemi ya da kaynağı neydi? "sosyalizm"in, paylaşımın/eşitliğin olmazlığına, güçlğ insanların sosyalizme çekimlerini dengelemenin ya da geriye çevirmenin gizemli hedefiydi "refah toplumu" anlayışı. önemliydi ve sscb egemenliğine, sosyalizmin çekiciliğine almaşıktı. vergiyi kaldırıyorsunuz ama, alışılmış "refah" paylaşımını kısamıyorsunuz. kisamazsiniz da. duskunlerin, gucsuzlerin "zekat"la "sadaka"yla, "bağış"la ya da "stk" aracılığıyla, dinle dayanıklılıkları kolay değilden öteye olanaksız. üretici güçlerin çokluğuyla düşkünlüğünü "devlet/kamu" kaynakları dışındaki kaynaklarla doyurmaya gücü yetmez kurumların.
o zaman ne oluyor? her tıkanıklıkta, her yetmezlikte korku, bağırış, sesini yükseltme, en ilkeli benim diklenmesi ve sonunda gerçeklenense "vergilendirmeye" direnmek. bir yandan nüfus artışı ve "refah" toplumunun gereklerini dizginleyememek. ne oluyor? sürekli öteleme.
abd, onca gerilim, onca diklenme derken ne yaptı? uzlaşamadı. bir anlamda uzlaştı gibi oldu ama, neyde uzlaşıldı? sorunu ötelemede! bugün pazarların da sorunu, bireylerin de sorunu, abd'nin geleceğinin de sorunu, küreselin de sorunu açıktır: abd'nin çözümleyici olmakta güçsüzleşmektedir. abd, önderliğini yitirmektedir. nasıl ki, ingiltere gerilediğinde küresel çökmediyse, nasıl ki, japonya durduğundan bu yana küresel durmadıysa; abd'nin durmasından da küresel durmayacaktır. doğal ki, ingiltere'nin duraklamasından da, japonya'nin duraklamasından da, almanya'nın gerilemesinden de etkilidir abd'nin duraklaması.
2008 eylül'unde abd duraklamasında sorumuz şuydu: servet ve mülkiyet yayılmasi mıdır bir sonrası; yoksa, mülkiyetin, servetin yoğunlaşması mı gerçeklenir? 2011 ağustos'unda sorumuz şudur: abd'nin yayılması mı dayatacaktır bir sonra çözüm diye; yoksa, abd'nin yayılmasından geriye dönüşe mi vardık?
özellikle, 1980'lerle vergilendirilmesi az ve güvenirliliği yüksek olan abd'ye kaynak aktarmak ve abd'de kaynaklarını toplamak çılgınlığının sonuna gelmedik ama, sorgulanmasına vardık sonunda. bundan böyle abd'nin dışında nerede yığılır servet ve kaynak birikimi? bu yüzyılın sorunudur. öyle bir yıllık, obama yürütmesinin, obama yönetiminin çözeceği bir sorun değildir. abd meclisleri'nin 1 ve 2 ağustos'ta oyladıkları "öteleme"nin anlamı budur: abd tüketicilikte gerileyecektir, abd daha çok vergilendirmeye gidecektir. abd'nin "refah" düzeyi sürdürülebilir değildir. öyle sanıldığı, gösterildiği, beklenildiği gibi "buluş/yatırım" beklentisi "mucizesi"nin de getirisi olmayacaktır. abd'ye akışta ve abd'nin buluş gücünde yıpranma çoktan başlamıştı; bundan böyle daha iyi anlaşılıp, yeri ve zamanı geldiğinde de "kabullenilecektir".
türkiye'de yeni görüntüler diye gözlerin kamaşması durumu yaşanıyor. öncesinde akıl durması yaşanıyordu; şimdi de, gözlerin kamaşması var. 1961 anayasası'nı anlamamışlık sürüyor. 1961 anayasası bir "ülkü"ydü ve "gerçek"liği zordu. türkiye, uzun süre o "ülkü"nün gerçekliğini zorladı. zorlama ne durmuştur; ne de duracaktır. düşler, ülküler gerçeklenmeden durma beklemek yanılgıdır. olan şudur: 1961'in yıprattığı ve yoksaymak istediği "siyasilik" egemenliğini ağırdan, kararlı biçimde dayatmıştır. 2002'den bu yana olan "siyaset"in tekilliği ve egemenliğinin yükselişidir. bir uçtan, öteki uca sıçrama durumudur. sonunda, varılan uçtan geriye savruluş kaçınılmazdır. siyaset ve siyasiler insandır. insan da güçle yozlaşandır. siyasetin üstünlüğü önemlidir, gereklidir ama, insanın alçakgönüllülüğü, hoşgörülülüğü salt güçlü olduğunda yaşanmamalıdır. siyasiler yeni güçleriyle yozlaşma eğiliminde tüm kazanımların boşunalığı demeyelim ama geçiciliği yaşanacaktır.
türkiye'de, 12 haziran seçimleri'nden sonra, özellikle, yürütme düzeyinde ve akp yönetiminde pazarın büyümesinin duraklaması olasılığının korkusu yaşanıyor. türkiye'deki büyüme akp'den dolayı değildir ama, turkiye iktisatında duraklama akp'den sorulacaktır. bu korku anlaşılır. türkiye'nin pazarı ve iktisadi gücü büyümesini sürdürecektir. turkiye'de vergilendirme düşüktür, "refah" toplumu ya da "kamusal kaynak" aktarımı azdır. türkiye'ye yabancı kaynak akımı, hele ki, küreselin kalelerinde zayıflık yaşanırken durmaz. türkiye, dışarıdan kaynak aktarımı için, elverişli ve güvenilirdir. türkiye'den kaçan ya da kaçacak kaynaklar geçici ve denetimsiz kayıtdışılardır. türkiye iktisatı akp'ye karşın, akp'den bağımsız güçlüdür, büyümesini sürdürecektir.
türkiye'nin iktisatında en büyük sorun ve duraklama nedeni içsavaş durumudur. 1980'lerden bu yana yaşanmayan içsavaşın bugün yaşanacağını beklemek de, zorlamak da kolay değildir. olmaz demek aşırı iyimserlik olur ama, olmayacak iyimserliğini varsaymak doğrusudur.
5 ağustos 2011, college station, texas.