tarihte durdurulamayan göçleri günümüzde de önlemek zordur. her kalkışma, kargaşa ve savaş sonrası göçler yaşanır. ayrıca, doğa olayları ve daha iyi yaşama olanakları göçleri zorunlu kılar. göç alanlar da, göç verenler de durduk yerde ortaya çıkmayan bu olguya olağanın dışında tepki gösterirler. aşıma, işime, yerime, yöreme ortak istemem doğal tepkidir yerleşik olanlar için.
19. yüzyıl'ın ve 20. yüzyıl'ın başındaki türkiye'ye geri çekilmeler 1940'larla, görünürde, durur gibi oldu. 1950'lerle yaşanan ise tartışmasız toplumsal patlamaydı. önlenemezdi; önlenmedi.
türkiye uzun süre durağan toplumdan hızla devinim yaşayan bir topluma dönüştü 1950'lerle. kırların yetmezliğinden ve değişmezliğinden kopan binler, yüzbinler, milyonlar kıyılara, sanayi odaklarına yığıldılar. 1950'lerin istenmeyenleri istanbul ve çevresinde, adana ve çevresinde yoğunlaştıkça kendi yerlerini buldular ve yerleşiklerle bir biçimde yan yana, içiçe birlikte yaşar oldular. 1950'lerin temel oluşumu iç göçlerdir.
1950'lerin egemen siyasi gücü dp nüfus değişkenliğini önlemediğinden öteye özendiriciydi. kırlardan kopuş ve istanbul çevresine, marmara'ya, ege kıyılarına, adana ve çukurova'ya yığılma "örgütlü" ve daha yıkıcı olmadan yaşanabilir miydi? bu soru boşunadır. yaşanmışı yeniden yaşamak düşüncesi de, değerlendirmesi de yanıltıcıdır. yaşanan gerçeklik türkiye'nin gelişimidir. 1950'lerin iktisadi gelişimleri ve tıkanıklıklarının toplumsallığında iç göçler belirleyicidir. dp'ye tepkinin özünde yerleşik olanların höşgörüsüz olanları bu değişimlere tepkilerinden yenik düştüler ve dp'ye düşmanlıklarının özü de odur.
1960'larla türkiye'nin yaşamına "planlama" diye bir kurum girdi. iç göçleri durdurmak ve denetlemek olanaksızdı ama sanayileşmeyle kentleşme tasarılabilir varsayıldı.
yaşam yeni bir oluşum getirdi türkiye'ye: dış göç. önce almanya ile başlayan ve hızla avrupa'nın tüm yörelerine yayılan dış göçlerle avrupa'nın içlerinde türkiye cumhuriyeti yurttaşları yığıldı, yayıldı.
nasıl ki, 1950'lerle yaşanan kentlere yığılma kentlileşmeyi de o hızda arttırmadıysa, avrupa'ya göçler de avrupa"lı olmayı, sanayi devrimi sonrası avrupa işçisi insanını oluşturmadı. avrupa eksilen ve yaşlanan nüfusunun üretimde yarattığı sorunlarını türkiye ve benzeri ülkelerden aldığı göçlerle dengeledi. türkiye'nin kazanımı da ikili oldu: birincisi artan nüfusa iş olanakları ve ikincisi de avrupa'dan yabancı kaynak aktarımları. bu karşılıklı yararların istenmeyen sonuçları da kaçınılmazdı ve yaşanır oldu.
avrupa'da yığılan göçmenler avrupa'dan aldıklarından çok oraları değiştirir de oldular ve avrupa'da yerleşiklerin göçmenlere karşıtlığı toplumsal ve siyasal değişimlere neden oldu. bu durum da ikili ve çoklu yaşanır oldu. bir yandan da avrupa'lı olanlar avrupa'nın toplumsal kurumlarında, siyasallığında önlerde yer alır oldular. kısacası, azınlık gücüne dönüştüler. avrupa'yı da göçmenler karşıtlığıyla göçmenlerle uzlaşık çatışmaların, uyumlulaşmaların değişimlerini getirdiler.
türkiye açısından baktığımızda ve düşündüğümüzde avrupa'nın kendine özgü özgürlüklerinin ortamında örgütlenmelerin türkiye'den özendirilmesi bir yandan; avrupalılara benzer ve özendirmeleriyle türkiye'de değişimler istendi, oluştu.
1989 sonrası değişimlerinin getirilerinden birisi de düzenli göçmenlerden kaçaklara ve sonrasında da sığınmacılara dönüşen oluşumlardır.
türkiye 1989 değişimlerinden de 1950'ler iç göçleri ve 1960"lar dış göçleri benzeri çok etkilendi. 1979 iran devrimi'nden kaçanların, sovyetler'in dağılımından özgürleşenlerin yayılmaları ve körfez savaşlarıyla afganistan'da yaşanan savaşlar yeni göç dalgalarına, sığınmacıların artışına, kaçakların türkiye'yi atlama ve sıçrama alanı olarak kullanımına açtı.
1950'lerin iç göçlerini dp istedi ve yanında oldu. 1960'larla avrupa'ya göçleri ap istedi ve karşı durmadı. 1990'larla ırak'tan yığılmalar, sovyetlerin dağılmasından yararlanan öncüler ve sonunda da afrika'dan, ortadoğu'nun her yöresinden türkiye'de yığılmalar yaşandı.
günümüzde suriyeliler ve şimdi de afganlar yığılması türkiye'de zorlu yaşanacaktır. türkiye'ye yığılanların geriye döndürülemeyeceğini de, dışarıya atılamayacağını da yaşayacağız. yerleşiklerin tepkisi olağandır ve kaçınılmazdır ama kazanamayacaklarını güvenle söyleyebiliriz. akp'yi toplumda öfke ve nefret odağına getiren de, bu öfke ve nefretten yenik düşmenin de özü sığınmacılar, göçler ve kaçaklardır. akp bu değişimlerin hızlandırıcısıdır ve yenilmesini durduramayacaktır.
tarihte dp'nin gitmesi, ap'nin bitmesi de yaşanmış değişimleri değiştirmedi. akp gittikten sonra da türkiye'ye yığılanlar türkiye'nin içinde eriyeceklerdir.
23 temmuz 2021, college station, texas.