3 Kasım 2011 Perşembe

indignez-vous!

stéphane hessel'in kitabının türkçe'de "öfkelenin" diye çevirisi var. ingilizce'deki çevirisi "time for outrage" bu yazının kaynağı.

doksan yaşında, nice badirelerden geçmiş saygınlığın giderayak, bir anlamda, "benden sonra tufan" demek gereğine ilgiye yanar söner bir parlamadır mı diyelim? evet.

yine de, bu kısa ve dağınık bildiriyi tümden yoksaymak yanlış olur. "seattle"den bu yana, özellikle, g8 toplantıları çevresinde toplaşan yüzleri örtülüler, fransa'da günlerce sokaklarda arabaları yakanlar, yunanistan'da üretimsiz tüketiciliğin kısıtlanmasını isyan nedeni sayanlarla, ispanya'nın öfkelileri bir biçimde bir ortak paydaya indirgeme yanlıları çok. son olarak da new york'ta: "occupy wall street" diye ortaya çıkan direniş eylemciliğinin izlerini hessel'in bildirisiyle eşleştirmek genel kanı olarak egemenliğini sürdürüyor. eylemcilerin hessel'in bildirisiyle ilişkisi olduğu, işgalcilerin marksist olmalarıyla ilişkilendirilmesi denli "naive"dir. önemli olan, "de facto" ortaya çıkmış, söylentisi gerçeğinden baskın oluşudur.

bu arada, seattle, montreal, washington, paris, atina ile ilişkisi zorlanarak kolayca bulunan tunus, mısır, yemen, bahreyn ayaklanmaları da, "arap baharı" da, libya'da, suriye'de yaşanan kanlı iktidar ayaklanmaları da bir ve benzer sorunların değişik görünümleri diye algılanıyor. tüm bu oluşumların ilişkilerinde doğruluk payının rastlantısaldan öteye olmadığını söyleyene küreselin delisi işlemi uygun görülür.

günümüzde, sorunu, abd özelinden, abd ulusallığından saptırmayı başarma yanı etkili olduğundan, hessel'in bildirisinin, bir süre, başvuru kaynağı olacağını düşünebiliriz. 

stephane hessel, tarihin son temiz direniş odaklarından fransa'nın alman nazilerine direnişte özverili ve sonunda muzaffer olmuş fransız komünist yahudisi. daha da önemlisi, nazi yönetimlerin, faşist egemenliğin insanlığın ve yerkürenin tümünde bir daha ortaya çıkmamasına adanmış saygın bir yaşam. birleşmiş milletler gerçekliğinin başlangıçtaki coşkun katılımcısı ve katkısı olanlardan. "evrensel insan hakları bildirisi"nin yazarlarından da biri hessel.

siyasi olarak, de gaulle ile birlikte olan fransız komünistlerinden. sovyetler birliği'nin kuruluş felsefesine uyumlu ama sovyetler'in devlet anlayışıyla sorunlu, jean paul sartre ile bireysel özgürlüklerin destekçisi. israil'in kuruluşundan başlayarak filistin ve arap'lara uyguladığı acımasızlıklara sürekli ve kararlı direnmiş bir yaşam ve düşünce adanmışlığı. 

hessel'in bildirisi'nin özü saygın bir yaşamın sonunda söyledikleri boşuna değildir, önemsenmeye değerdir diye sunuluyor. hessel'in yaşamına kuşku duymak ya da yalanlamak gereksiz olur. bildirinin özünde ne görüyoruz?

hessel, 1930'larda, 1940'larda kazanılmış direniş ruhunun, yıllar içinde anlamını koruduğunu, günümüzün sorunlarının nazi yönetiminin yeniden başını kaldırmışlığı olarak algılılanmışlığıyla durmayın, savaş sürdürülmeli isteğini vurguluyor. zaman içinde tarihin ve toplumun evriminin  getirdiği demokrasi, barış, özgürlüklerin tıkandığı, gerileyeceği varsayımıyla öfkenizi dışa vurun, ayaklanın diyor. neden? barış ve demokrasi gelişsin, kökleri derinleşsin.

hessel, bir bakıma, dün savaştıklarımızdan beklediğiğmiz güzellikler yeterince kök salmadı ve sökülüp atılabilir kuşkusunu tüm demokratlar, özgürlükçüler için kuşkuya dönüşsün bekliyor. devletlerin eriştiği güç ve etkinliğin ortaya çıkardığı mali sermaye kurumlarının küreselliğinin insanlığın ilerleticisi değil, önündeki tıkacı ve engeli olarak görüyor; görelim istiyor. günümüz, dün de olduğu gibi öfke/isyan/ayaklanma günüdür diyor.

hessel'in yaşamına saygınlıkla benzeri gözlemlerde olanlar birleşince sokaklarda öfkeli eylemleriyle barışı, demokrasiyi, bireysel özgürlükleri kalıcılaştıracakları umuduna kapılıyor.

hessel'in yaşamına saygınlıkla benzeri gözlemlerle öfkelenmek yerine, isyan diye sokaklarda ayaklanmak yerine de yapılacak eylemler olabileceğini düşünmekse kitlelerin seçtiği oluyor. öfkeli isyancı ayaklanmacılar toplumun değiştirici kışkırtıcılığına adaylar. kitlelerin ise kışkırtmaları seyretmenin ötesinde katılımcılıklarının izleri günümüzde silik. isyancıların direnci mi, kitlelerin isyana direnci mi yarını belirler? isyancıların yanıtını hessel olumlu görüyor. aykırısının ne kuşkusu ne de durup düşünmesi var hessel'de. direniş ve eylemdir belirleyici diyenler bir süre gündemdir artık.

hep olduğunca, yarını belirleyecek olan direnişçiler, eylemciler değil de, kitlelerin gönüllü kitleselliğiyle katılımıdır diye bellemişler bugün kıyıdadırlar. önde olanlar mı, kıyıda kalanlar mı sorusunun yanıtıysa yüzyılın konusudur.


Stéphane Hessel, Time for Outrage, Indignez-vous, Twelve Hachette Book Group,  New York, September 2011.